• Genel
  • 0

10. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (2011-2012)

10.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları Sayfa 15-30 Arası

S.15 **çme ve Değerlendirme Soruları

1.panel,saygı nezaket
2.y,d,y,d,y
3.b
4.C
5.D
6.TARTIŞMADA KURALLAR VARDIR MÜNAKAŞA DA YOKTUR….
7.KONU DIŞINA ÇIKMAMAYA…
8.TARAFSIZLIĞI

Sayfa 23
1.*güncel konular
*göndergesel
2.d,d,y
3.c
4.e

ünite sonu ölçme ve değerlendirme
1.d
2.a
3.c
4.d
5.e
6.b
7.a
8.e
9.d
10.e
11.e

Anlatıma Hazırlık
Sayfa 27
Hazırlık
1.Yarışmalara hazırlık yapmadan katılan bir sporcunun başarılı olup olmayacağını sebepleriyle açıklayınız.
Cevap:Başarılı olma ihtimali düşüktür;çünkü alt yapı olmalı zemin sağlam olmalı.
2.Duygu ve düşüncelerinizi sözlü olarak mı yoksa yazılı olarak mı daha rahat ifade edersiniz?
Cevap:Yazılı kişinin yüzüne söyleyemediğim şeyleri yazarak söyleyebilirim.
3.Duygu ve düşüncelerinizi ifade etmede okuduğunuz kitapların nasıl bir katkısı vardır?
Cevap:Kelime dağarcığımızı geliştirir.
4.’’Bakar kör’’ deyiminden hareketle, bakmak ile görmenin farkını açıklayınız.
Cevap:Bakmak =anlamak , görmek = aydınlatmak.
5.’’Kitap istikbale yollanan mektuptur.’’ Cemil Meriç’e ait bu sözden anladıklarınızı birkaç paragraf halinde yazıp sınıfta okuyunuz.
Cevap: kitap okumak ilk başta faydasız görülür.anlık faydası olmasına rağmen çok belirgin değildir.zaman geçtikçe, insan hayata atladıkça okuduğunun faydasını görmeye başlar.bunu kendiside fark eder.istikbale yol alan mektup derken bu kastedilir.
6.Hangi şair ve yazarların üslubunu beğendiğinizi nedenleriyle söyleyiniz.
Cevap:Reşat Nuri Gün tekin türkçeyi yalın halinde sade şekilde kullanması.

Sayfa 27
1.Etkinlik
’lirik şiir’’ hakkında hazırlık yapmadan bir metin yazınız.
Cevap: Lirik şiir: Toplumun hemen her kesimini ilgilendiren sevinç,coşku veya acı gibi ortak duyguların veya aşk, ayrılık, özlem gibi bireysel duyguların coşkulu bir tarzda işlendiği şiirlere lirik şiir denir.
Bu konunun anlatımında kendinizi başarılı görüp görmediğinizi nedenleriyle söyleyiniz.
Cevap:Evet başarılı gördüm.

Sayfa 28
Sorular
1.’’Hüzünlü dönüş’’ adlı metinde yazar neyi, niçin, nasıl anlatmıştır?
Cevap:Peyami Safa hakkında anlatmıştır
2.Neyi, niçin ve nasıl anlatmak gerektiği üzerinde düşünmeden konuşmanın ve yazmanın tutarlı olup olmayacağını nedenleriyle belirtiniz.
Cevap:Anlatımın kanıtlayıcı yönü olması.
3.Yazar, metni hazırlarken hangi kaynaklara başvurmuştur?
Cevap:Peyami Safa hakkında bilgi bulunan kitaplardan ansiklopedilerden faydalanmıştır.
4.Kaynak gösterilmesi metni hangi yönlerden etkilemiştir?
Cevap:Kanıtlayıcı yönüyle.
5.Alıntı yapılan kaynakların ne şekilde verildiğini çeşitli kapıları inceleyerek söyleyiniz.
Cevap ipnot şeklinde.

Sayfa 29
Sorular
1.metinde hangi konu üzerinde durulmuştur?
Cevap:istanbulun güzelliklerinden bahsedilmiştir.
2.yazarların konuya bakış açılarının aynı olup olmadığını açıklayınız.
Cevap:her yazarın bakış açısı farklıdır. Örneğin bir yazar bir konuya ön yargılı yaklaşır farklı bir yazar ise o konuya farklı yaklaşır.
3.kültür birikiminin,deneyimin ve çevrenin anlatıma nasıl bir etkisi olduğunu açıklayınız.
Cevap:çok etkisi vardır.

Sayfa 30
2.etkinlik
“gece ve “beş şehir” metinlerinde bütünlüğü sağlayan öğeleri bulunuz. Bu öğelerin anlamlı bir birlik sağlayacak şekilde bir araya getirilip getirilmediğini açıklayınız.
Cevap:anlamlı bir birlik sağlamazlar her yazının kendi teması ve ifade biçimi vardır.

Sayfa30
Sorular
1.”gençliğe hitabe”metninin hedef kitlesini ve yazılış amacını belirleyiniz
cevap:Türk gençlerine yazılmıştır.vatana sahip çıkmaları için
2.hedef kitlesinin ve yazılış amacının metnin anlatımını nasıl etkilediğini açıklayınız
cevap:hedef kitlesinin belli olması o kişiye karşı hitapta bulunması açısından önemlidir.
3.metinden Atatürk’ün tecrübelerini gösteren cümleleri bulunuz.
Cevap:seni,bu hazineden ,mahrum etmek isteyecek,dahi ve harici,bedhahların olacak.
4.bu metin sizde nasıl bir duygu uyandırdı?
Cevap:Atatürk’ün bize çalışmamız gerektiğini ve çalışmamı istediğini uyandırdı.

Sayfa 35
Sorular
1.hikayenin konusu nedir?
Cevap:hayattan bezmiş bir postacının işini yapmasıdır.
2.”Ömer-i tehi” hikayesinde hakim olan duygu nedir?
Cevap:yalnızlık
3. ”Ömer-i tehi” hikayesinde verilmek istenen duygu ve düşünceler hangi kişi,yer,zaman ve bağlamla sınırlandırılıp somutlaştırılmıştır?
Cevap:yer=sokaktır.zaman=sabah vakitleridir.kişi=ömerdir.bağlam=ömerin isyanı
Sayfa36
1.etkinlik
1.şiirlerin temasını bulunuz.
Cevap:yalnızlık
2. ”Ömer-i tehi” hikayesi ile bu şiirleri tema bakımından karşılaştırınız
cevap: . ”Ömer-i tehi” hikayesinde de yalnızlıktan söz ediliyor fakat o düz yazı şeklinde yazılmıştır.
3.özgürlük,yaşama sevinci,ölüm,hoşgörü vb duygular tüm insanlarda ortak olmasına rağmen bunların ifade ediliş biçimleri farklıdır.buna göre metinlerdeki duyguların dile getiriliş yönünden karşılaştırınız.
Cevap:herkezin düşünceleri farklıdır. Her birinin yaşadıkları dönem farklıdır.
5.şiirde hangi duyulardan yararlanılmıştır.
Cevap:dokunma,işitme görme gibi duyulardan yararlanmıştır.

Sayfa 37
4.etkinlik

BAKIŞLAR
Yine benden yüksek bir not almıştı sınavda.Ne kadar çalışırsam çalışıyım bir türlü geçemiyordum onu.Artık bu durumdan iyice sıkılmaya başlamıştım.Ve bir karar aldım diğer sınavda onu kesinlikle geçecektim.
Sınav oldukça zordu.Yaptığım cevapları toplasak beş puan etmezdi ama ben yine de geçecektim onu.Sınav sonrası öğretmenle beraber öğretmenler odasına gittim.Biri sorarsa niye geldiğimi tebeşir almaya geldim diyecektim.Ama hiçbir şey olmadı sınav kağıtlarının nereye konulduğunu gördüm ve birkaç tebeşir alıp çıktım.Öğlen öğretmenler odası boşalınca hemen içeri girdim ve sınav kağıtlarını çıkardım.Ve planım isimlerimizi değiştirmekti… Öyle de yaptım ve çıktım odadan.Şimdi sıra sınav sonuçları okunduğu gün onun suratını görmekti.
Ama öyle olmadı…O gün arka sıramı terk edip en öne oturdum öğretmenin ‘aferin!’ diyişini daha yakından duyabilmek için.Ve yazılılar okunuyordu.’ali dört ! aferin!’ , ‘Aslı beş , aferin Aslı! ‘….’ Ezgi sıfır ! umarım bir dahakine çalışma sitilini değiştirirsin’ . Dünya başıma yıkıldı öyle utandım ki ama öğretmenin durumu anladığından değil bakışlarından utandım.Bir daha da kıskanmadım kimseyi,ne zaman aklımdan öle bir şey geçse hemen öğretmenin bakışları geldi gözümün önüne…

Anlatımda sınırlandırma
1.”sanat,psikolojik roman,eylül,edebiyat,roman”kavramlarını genelden özele doğru sıralayınız.
Cevap:Eylül-psikolojik roman-roman-edebiyat-sanat
2.televizyonlarımıza ulaşan görüntülerin kalitesinde ileti,verici ve alıcının özellikleri ne kadar önemlidir?
Cevap:anlamak ve anlatmakla biter her şey
3.konu ve tür serbest bırakıldığında öğrencilerin çoğunun yazı yazarken zorlanmasının sebebi ne olabilir?
Cevap:öğrenciler zorlanır çünkü konu geneldir.örneğin sanat dense öğrenci sanatı hangi konudan ele alsın mimari mi? Edebiyat mı? Müzik mi?
4.yazılara başlık konulmasının sebebi nedir?
Cevap: başlık yazının özetidir.
5.bir denizi bardağa döksen denizin alacağı yine bardak kadardır. Sözünden ne anlıyorsunuz.
Cevap: kapasite ne ise odur.
6.futbol sahasında çizgiler olmasaydı ne olurdu?
Cevap:belli kurallar olmazdı.

sayfa 39′daki 2.metinin soruları
1. Soru: İyilik, uygun bir başlık olur.
2. Soru: İyilik teması başlık dışında yaşlı kadının genç doktoru misafir etmesi ve trenden inecek yolcuları beklemesiyle somutlaştırılmıştır.
3. Soru: Soyut olan temayı olay, kişiler, zaman ve anlatılan konu ile somutlaştırırız.

SAYFA 40 ÖLÇME DEĞERLENDİRME:

1)………davranışlar ve sözler………
2)D-Y
3)E
SAYFA 41 **çme değerlendirme
1)etkili bir iletişim için dil gerekir.
2)en önemli öge dildir.cünkü dil olmassa ileişim sağlanmaz.

SAYFA 41

Hazırlık
1.etkili bir iletişimin gerçekleşmesi için neler gereklidir?
Cevap: dil,dilin doğru kullanılması
2.sizce iletişimde en önemli öğe hangisidir?
Cevap: en önemli öğe dildir.çünkü dil olmadan iletişim olmaz
3.anlatımda üslubunuzu amacınıza ve muhatabınıza göre değiştirir misiniz?
Cevap: Alıcının durumuna göre değiştirilir.Bunun nedeni ise anlatımı daha etkili kılmak ve karsınızdakilerin sizi daha iyi anlamasıdır.
41.sayfa hazırlık soruları

1.dil,dilin doğru kullanılması
2.en önemli öge dildir.çünkü dil olmadan iletişim olmaz
3.alıcının durumuna göre iletişim değiştirilebilir

SAYFA 43 2.etkinlik

gönderici…..yazar….şair….yok
ileti……?………..her şey sennde gizli diyor…..ruh ve beden arasındaki ilişki
kanal…yazı ile…..şair…..yazı
alıcı…..biz(okuyucular)…..okuyucular….okuyuc ular
sayfa 43 ölçme değerlendirme
1)Gönderici,alıcı,kanal,ileti ve şifre gibi iletişim ögeleri rol ve işleve göre şekillenir.
2)D–Y–Y
3)Doğrudan etkiler.Örn:bilgi vermek isteniyorsa önceden araştırma yapılır.Duygu vermek istiyorsa şiir yazar.
SAYFA 47. 6.etkinlik

1.METİN(HİKAYE)……ÖZNEL…DOĞRUDAN…SOMUT
2.METİN(ŞİİR)……….NESNEL….DOĞRUDAN….SOMUT
3.METİN………….ÖZNEL………DOLAYLI……… .SOMUT
4.METİN………ÖZNEL……DOĞRUDAN…………… SOMUT

Sayfa 44
Hazırlık
1. Dili geçmiş zaman eki:Eğer bir olay geçmişte yaşanmış ise ve bizde bu olayı bizzat görmüşsek o olay anlatılırken hikaye geçmiş zamanı kullanırız.
-Miş li geçmiş zaman:Olay yine geçmişte yaşanmışsa ama biz bunu görmemiş başkasından duymuşsak o zaman rivayet geçmiş zaman eki kullanılır.
2.-dönemin zihniyeti
-bireysel zevk ve anlayışlar
-dil ve uslup teknikleri
-anlatıcının bakış açısı
-anlatıcının tavrı
3.Trafikteki şöför için sıkıntı,sokak çocuğu için yalnızlık,çiftçi için sevinç,şair için bir ilham kaynağıdır.
1.etkinlik
İki ifadede doğrudur.İstanbul hem güzel hem de kalabalıktır.
2.etkinlik
Farklılığa dayanan ifadeler vardır.Tartışılabilir.

Biz birde bu metine başlık koyduk.”Hayata bakış açısı”

Sayfa 45
1.1.metin tartışılır.2.metin tartışılmaz.
2.1.metin sanat yapmak amacıyla 2.metin bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
3.Anlatılır.Her yazar kendine doğrularına ve baakış açısına göre metin yazar.

3.etkinlik

Çay konulu öznel anlatım:Senin çayla ilgili düşüncelerin sevip sevmemen gibi..
Çay konulu nesnel anlatım:Çayın tarihçesini yazabilirsin.

4.etkinlikte aynı şekilde öznel analatımda kendi düşüncelerin nesnel anlatımda bilgi vermek (Kapadokya’nın tarihi)
Sayfa 46

1.soru
Senelerden beri leylek görmüyorum.
Geçen gün sokakta gölgeleri mor ve …………………… takırtısıyla durdum.
Senelerden beri hasret kaldığı………………….gülümsemesiyle gerilmişti.
Leylek yaz mevsimini kuşu değil bizzat yazdır.
Kırmızı gagasının takırtısı ,sese dönüşmüş bir sıcak temmuzdur.
2.soru
Sonradan öğrendik ki mısırlılar………………….öldürüyorlarmış.

Sayfa 47

6.etkinlik
1.metin :öznel,doğrudan ,soyut
2.metin:nesnel,dolaylı,somut
3.metin:nesnel,dolaylı,somut
4.metin:nesnel,dolaylı,somut
3.etkinlik

Susuz yaşam mümkün değildir.İnsan gıda almadan haftalarca yaşayabilir.,fakat su içmeden birkaç gün yaşamını sürdürebilir.Biyologlar “susuz hayat olmaz” derler. Bu insanın biyolojik yapısının tartışmasız gerçeğidir.Antik çağda doktorlar hastalarını suyla tedavi ederdi. Su en eski güzellik malzemesi ve en iyi doğal ilaçtır. Temizler, canlandırır, zindeleştirir, güzelleştirir. Yani su hayat iksiridir.
İnsan vücudunun %70’i sudan oluşmuştur.İnsan vücudu susuzluğa en fazla 3 gün dayanabilir.Su bize aynı zamanda doğal güzellik verir. Vücudu temizler ve önemli besin maddelerini organlara taşır. Suyun içerdiği mineraller ve eser miktardaki elementler dokular ve kemikler için hayati önemi olan yapı taşlarıdır.
SU İLAÇTIR
• Su, vücudu içten temizler.Saç ,deri,tırnaklar bunların hepsinin sağlıklı ve temiz olması için suya ihtiyacımız vardır.
• Su,çok içildiğinde vücudun atıklardan temizlenmesini sağlar.
• Su, fazla içildiğinde sindirim sistemi ve metabolizma,böbrekler,kalp ve dolaşım görevlerini daha iyi yaparlar.Bu da organlar ve özellikle deri için iyidir.
• Su bize hayati önemi olan maddeleri sağlar.Taşıma aracı olan kan olmasa vücudumuzda hücreler metabolizma işlemini devam ettiremezler. Kan büyüme hücreleri ve organları hayati önemi olan maddelerle besler.Ne kadar fazla su içersek ,kan daha iyi akar ve vücut fonksiyonları daha iyi çalışır.
• Su, doyurur ve diyetlerde çok içilmelidir.
Bu yüzden içme ve kullanma suyu sürekli ve güvenilir bir şekilde temin edilebilmelidir.İnsanların içme,kullanma endüstri ve tarımsal sulama gibi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra su çeşitli nitelik değişimlerine yani kirlenmeye uğramaktadır.Ayrıca kullanılan su tekrar doğaya geri verilmektedir.Bu nedenle içerik ve miktar açısından son derece kısıtlı olan su kaynakları da kirlenmektedir.Kullanılma özellikleri yok olmakta ve olumsuz sonuçlar açığa çıkmaktadır.
Bütün bunların sonucu olarak çevre temizliğine dikkat etmeliyiz.İçme suyu kaynaklarımızın korunması daha uzun süre temiz ve sağlıklı su içmemizi sağlar.Ayrıca depolarda sağlıklı şekilde toplanan sular binalarda hidrofor depolarında bekletilmeden kullanılmalıdır.Hidrofor depoları en az yılda bir defa temizlenip bakımı yapılmalıdır.Şebekede basınç yeterli olduğu için hidrofor depoları kullanılmayıp içinde su bekletilmektedir.Bu bekleyen su şebeke kesintilerinde bina içine verilmektedir. Bu durum sakıncalıdır.Depoda bekleyen suyun belli aralıklarla kullanılması ve suya devirdaim yaptırılması gereklidir.Aksi takdirde hidrofor deposunda uzun süre bekleyen suyun özellikleri değişebilir.Şebekeden sağlıklı bir şekilde gelen suyu temiz ve bakımlı hidrofor depolarında toplayarak kullanmalıyız. Hidrofor depolarının bakımı ve temizliğini KASKİ Genel Müdürlüğüne müracaat edildiği zaman yapılmaktadır.

S.47

1)”bu nednle kuramsal olarak güney yarı küre,kuzzey yarım küreden daha kısa ve daha sıcak yazlar,daha uzun ve daha soğuk kışlar geçirir”
”kuzey yarı küre güneşe yöneldiğinde kuzey yazları ortaya çıkar;kuzey kışlarındaysa güney yarı küre güneşe döner”
2)bütün cümleler olabilir.çünkü yazar öznel bir anlatım yapmış
3)1.metinde soyut kelimeler ve cümleler vardır.
2.metinde somut kelimeler vardır.
4)anlatımı güçlendirir.hayat etmemizi kafamızda o düşünceyi tasarlamamızı sağlar.
5)bence olay metinlerinde kullanılır.
6)metnin konusuna göre kişi anlatımını ona göre hazırlar ona göre düşünceler üretir

S.48 **çme ve Değerlendirme
1.soru : (sırayla).somut,nesnel anlarım,öznel anlatım,dolaylı anlatım ,doğrudan anlatım.
2.soru : (sırayla) y,y
3.soru : E
4.soru : B
5.soru : B
6. Anlatımın öznel veya nesnel dolaylı doğrudan somut veya soyut olması bakımından etkiler
7.soru : Somut Anlatımda,görülen,işitilen duyularla algılanan warlıklardır.
Soyut Anlatımda,5 duyu ile işitilmeyen anlatımlardır..
sayfa 50
1)dilimiz metni daha sadedir çünkü fazla bilmediğimiz kelimeler yoktur
2)dilimiz metni sadedir lisansımız metni ise değildir
3)uzun cümleler onlamı olumsuz etkiler anlam bozukluklarına neden olur okuyucuyu sıkar
4)sanatsal ifadelerde anlatımı zorlaştırmaktadır
2. etkinlik
1)mütünasip-orantılı,uygun-aynı anlamda
2)meftun-gönül vermiş,tutkun-aynı anlamda kullanılmiştır
Sayfa.51
4.etkinlik

1: d
2:A-D
3:C
5:E
6:B
7:A
8:E
9: D
10 : D
11: E

5.etkinlik
1)a.telafusu kolay olan kelimeler
b.anlamı bilinen kelimeler
c.gereksiz sözcükler
d.yanlış anlamda kelimeler kullanılmaz
e.belirtisiz cümle olması
f.uzun dolanbaçlı cümle
2)Kapalı anlatım olarak
6.etkinlik
Dünyada kulağa en ziyad lisan İtalyanca veya Rumcadır.Fakat tecrübe edenler dünyada kulağa en hoş gelen ve anlamayanları bile hayran eden bir lisan varsa İstanbul’da ve devletin büyük şehirlerinde konuşulan Türkçedir.
7.etkinlik

DENİZ YILDIZININ HİKAYESİ
‘Bir adam, okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca, bu kişinin, sahile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını fark eder ve ‘Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsunuz?’ diye sorar. Topladıklarını denize atmaya devam eden kişi, ‘Yaşamaları için,’ yanıtını verince, adam şaşkınlıkla, ‘İyi ama burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki?’ der. Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi, ‘Bak, onun için çok şey değişti,’ karşılığını verir’ (alıntı)

S.54 ÇALIKUŞU İNCELEME SORULARI

1.CÜMLELER,PARAGRAFLAR,KELİMELER VS…DUVARDAKİ TAŞ VE HARÇLARIN YERİNİ TUTAR…
2.ANLAMLI CÜMLE OLMAYIŞININ NEDENİ EKLERİN KALDIRILMASIDIR…..
AKŞAM YAKLAŞIYOR,TEWPELERİN ARKASINDAKİ BOĞAZLARA KARANLIK ÇÖKMEYE BAŞLIYORDU..
*CÜMLENİN OLŞUMUNDA EKLERİN BÜYÜK ÖNEMİ VARDIR.EKSİZ CÜMLENİN ANLAŞILMASI GÜÇTÜR…

sayfa 55 :3.etkinlik
kelimler arsında bir anlam ilişkisi olmadığı için.
5.etkinlik:
1-tek başına birşey ifade etmediği için belirsizlik ortaya çıkıyor.
2-bu cümlenin geçtiği paragrafa ihtiyaç duyarız.
6.etkinlik:
yolların ıssızlığının verdiği endişedir.
7.etkinlik:
bozulmuş dal,çıplak ayak,sel çukurları,seyrek fasılalar,uzun bıyıklı….
sayfa 56:8.etkinlik:
gri bulutlar-ağlayan bulut
siyah bulutlar-hüzünlü bulut

Sayfa 56
alışılmış
yanık sesli çıngırak
karanlığın çökmesi
sel çukurları
korku uyanması

alışılmamış
kırların yalnızlığı
inler gibi ses çıkaran kağnılar
sönük akisler

8.etkinlik
Alışılmış:Yanık sesli çıngırak, karanlığn çökmesi, sel çukurları, korku uyanması, ince sesli bir kadın.
Alışılmamış:Kırların yalnızlığı, inler gibi ses çıkaran kağnılar, sönük akisler.

S:59 ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME

Boşluklar
1. Bağlaşıklık
2.Bağdaşıklık
3.Bağdaştırma
2.Soru Döktürmek Dökmek işini yamak İşlemek
Sallayan Hareket ettirmek Anımsatan, hatırlatan
Kansız Kanı olmayan cansız, soluk
İhtiyar Yaşlı Yorgun ve yavaş
3.Soru:Hafız Osman kelimesiyle başlayan cümleyle bağlaşıklık kurmuştur.
4.Soru:Yolumu kesen hangi yüzyıldı, kansız renkler, acele adımlar.
5.Soru:Etmezdi. Kimin İstanbul’un ilk şairri olduğunu anlayamıyoruz.
6.Soru D

Sayfa 60 daki hazırlık soruları
1.Paragrafların oluşturulması metni daha kolay anlamamızı sağlar.
2.Cümlelerin biririyle uyumlu olmasıyla oluşturulur.
3.Bir insan herşeyden önce düşünmesini bilmeklidir. Düşünmeyen insan hiç bişey yapamaz yazıda böyledir işte yazı yazabilmek için her şeyden önce düşünmek gerekir.

sayfa 62-63 teki soruların cevapları
1.tema:doğa sevgisi
konu:**** davut’un gülen adaya duyduğu sevgi

2.gönderici (yazar)——–ileti(doğa sevgisi)——–kanal(gülen ada)——-alıcı (okuyucu)
bağlam(metin)
3.doğa sevgisi temasını okuyucuya iletmek amacıyla yazılmış ve okuyucuda bu temanın etkisi uyandırılmaya çalışılmıştır.

4.anlatıcı doğa sevgisi temasını **** davut’un gülen adaya olan sevgisini konu edinerek vermeye çalışmış ve metni oluştururken okuyucuda bu etkiyi uyandıracak bir anlatım şekli ve tutum sergilemiştir.

5.**** davut’un gülen adaya duyduğu sevgiyi anlatmak amacıyla,bu anafikir etrafında oluşturulmuştur.

1.etkinlik
bir paragraf çıkarıdığı zaman metnin anlam bütünlüğünün bozulduğu fark edilir.çünkü metni oluşturan paragraflar gerek yargı gerek anlam bakımından metnin anlam bütünlüğünüde oluşturur.

2.etkinlik
paragrafta cümleler bir birimdir.belli bir bağlamda iletişime katılan kelimeler,kelime grupları ve cümleler çeşitli yönlerden birbirlerinin anlamını tamamlayarak bir anlatım birimi oluşturur.

3.etkinlik
iletişime katılan öğeler /gönderici,alıcı,ileti,kanal,bağlam),alıcıda uyandırılmak istenen etki (tema,konu) ve anlatıcının konu veya nesne karşısındaki tavrı (üslup,anlatım)anlatım türünü belirler.

4.etkinlik
Sanatsal Betimleme:
1.İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
2.Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
3.Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmaktır.
Örnek metinler:s.91-92”İnce Memed” ve “Çarşı”

Açıklayıcı Betimleme:
1.Bilgi vermek amacıyla yazılır.
2.Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
3. Ayrıntılar objektif (olduğu gibi)olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.
5. Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
6.Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.
Örnek metinler: s.92”Akdeniz Bölgesi”

5.etkinlik
gülen ada hikayesinde kişiler tanıtılırken açıklama ve tanımlamaya ,gülen adanın özelliklerini verilirken betimlemeye ve hikayedeki olaylar anlatılırken öykülemeye başvurularak metnin anlatım türünün hikaye olması sağlanmıştır.metnin türünün oluşmasında anlatım türleri önemli rol oynar.

6.etkinlik
yaşamın değişmez olduğunu sanmak açık bir yanılgıdır.

sayfa 64 ve 65 ölçme ve değerlendirme soruları

1-a
2-d
3-d
4-c
5-c
6-a
7-a
8-b
9-b
10-b

S.67

1.A
2.C
3.E
4.C
5.B
6.E
7.B
8.A
9.B
10.A
11.C
12.B
13.E
14.E
15.E
16.E
17.A
18.D
19.E
20.B

Sayfa 73

1.doğada gördüğümüz her varlığın ismi olduğu gibi her insanında bir ismi vardır.isim insanı tanıtan ,diğer insanlardan ayıran bir unsurdur.

2.bilinmeyen varlıkların ismi ,zihinde bir çağrışım uyandırmaz.zihinde çağrışımın uyanabilmesi için ,söylenen varlığın bilinmesi,daha önce görülmüş yada biri tarafından anlatılmış olması gerekir.çağrışım ancak bu şekilde gerçekleşir.

4.bir tiyatro eserinde kişiler ,mekan ve zaman ”olay”etrafında birleşir

5.tarihçi kaybedilmiş bir savaşı,kazanılmış gibi anlatamaz;çünkü tarihçinin görevi gerçekleri tüm çıplaklığıyla ,değiştirmeden aktarmaktır.roman yazarı ise ,hayal gücüne bağlı olarak olaylkarı farklılaştırarak anlatabilir.

1 etkinlik
ÖRNEK:Ağır adamlarla kahveye girdi Hasan.Olanları düşündü bir süre.Otursam mı oturmasam mı diye bir tereddüt geçirdi.Sonra oturdu bir köşeye isteksiz.Babadan kalma tütün tabakasını çıkardı,kalınca bir sigara sardı.Öyle dalmıştı ki masasına konan çay bardağının sesi bile dikkatini çekmemişti.

Örnek :

Hamdi amcamı en son 1960-1961 yıllarında gördüm. Bir iş nedeniyle Ankara’ya gelmişti. Beni görmeden gitmeyi içine sindirememiş, telefon edip geleceğini söylemişti. Tıpkı çocukluğumda babamı beklediğim gibi, camdan cama koşup gelişini bekledim. Uzun yıllar sonra birbirimizi görüp konuşacaktık. Amca yeğen birbirimize sarıldık. Hem sevinçten hem de annemi babamı anımsayıp ağladık. Çocuklarımı kucağına aldı. Onları öpüp öpüp sevdi. Kardeşim Leman Hanım, bunları görseydi, dedi. O gün onu son görüşüm oldu. **düğünü duyduğum zaman ne yapacağımı şaşırdım..

Sayfa 79

biz insanlar metni ; ÖYKÜLEYİCİ SANAT METNİDİR.
İLAHİ BAKIŞ ANLATIMI VARDIR.
METİNLERDE ÖYKÜLEYCİ ANLATIMIN ORTAK ÖGELERİ
OLAN OLAY KİŞİ Z**AN VE MEKAN VARDIR.
on ikiye bir var metni;ÖYKÜLEYİCİ SANAT METNİDİR.
1. ŞAHIS ANLATIM
METİNLERDE ÖYKÜLEYCİ ANLATIMIN ORTAK ÖGELERİ
OLAN OLAY KİŞİ Z**AN VE MEKAN VARDIR.
kefil metni; 3.ŞAHIS ANLATIM
METİNLERDE ÖYKÜLEYCİ ANLATIMIN ORTAK ÖGELERİ
OLAN OLAY KİŞİ Z**AN VE MEKAN VARDIR
sayfa 80
somut isim:yatak,yorgan,soba,oda
soyut isim:hüzün,z**an,sıcak
12.etkinlik
*-cik,-cağız ekleri sözcüğe küçültme,svgi,acıma anl**ları katar.
*bu anl** -cak,-cek ekleriyle de sağlanabilir.büyü(k)-cek,yavru-cak
*anneciğimin sesini kaç gündür duymuyorum(sevgi anl**ındadır)
çocukcağızın halini gördün mü?(acıma anl**ındadır)
buraya gelirken daracık bir yoldan geçtik.(küçültme anl**ındadır)

96.sayfa
1- Yazar, kahr**anın psikolojik durumunun betimlemesini yapıyor .
2- kötü ve olumsuz….
3- Bir insanın ruh çözümlmesine tahlil denir.Aynı z**anda bu betimlemedir..
15.ETKİNLİK
BASİT SIFATLAR : küçük , hassas , kalın , bu …
TÜREMİŞ SIFATLAR : endişeli , keskin , korkunç , binlerce…
97.sayfa
1- Nasıl davrandığını hareket , durumunu göstermek **acıyla anlatılmıştır..
2- Tiyatroda ki kişilerin durumunu ,hal ve hareketlerını anlatıyor diğer betimlemelerde ise ruh halini betimlemektedir..

sayfa 97
1.hürrem sultan metnindeki betimlemeler tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini,durumun açıkl**ak ve göstermek için kullanılmıştır.ayrıca olayın sahnesi ve aksesuarlaı yansıtılmıştır.
2.bu metindeki betimlemeler ,eserde konuşanın hareketlerini,durumunu açıkl**aya yöneliktir.diğer betimleme örneklerinde kahr**anların ruh hali ve mizacını yansıtan betimlemeler yapılmıştır.

16.etkinlik
*-adalardan ve boğaziçinden mektuplar__insandan doğaya
-bu dağlık alan,şimdikinden canlıydı.__insandan doğaya
-tuz keskindir__duyular arası aktarma
*İSTİARE
aralarında benzerlik bulunan iki nesneden birini söyleyerek diğerini kastetmeye denir.istiarede ya kendine benzetilen yada benzeyen bulunur.ikiye ayrılır.
açık istiare
sadece kendisine benzetilenin bulunduğu istiaredir.
arslanlarımız,hollandayı perişan etti.(arslanlarımız)
şakaklarıma kar mı yağdı ne?(kar)
kapalı istiare
sadece benzeyenin bulunduğu istiaredir.
can,kafeste durmaz uçar.(can)
tekerlekler yola birşeyler anlatıyor.(tekerlekler)

Sayfa 98

17.etkinlik
-ev ve aile hakkında__parça bütün ilişkisi
*mecaz-ı mürsel
bir sözcüğü benzetme **acı gütmeden gerçek anl**ının dışında kullanmaktır.bir başka deyişle :bir şeyin parçasını verip bütününü kastetme ;bütününü verip parçasını kastetmedir.
dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal(hilal)
olaya Konya büyük tepki gösterdi(konya)

18.etkinlik
*betimleme öğeleri çıkarılmış metin ile normal metin karşılaştırıldığında betimleme öğeleri çıkarılmış metnin anlatımının daha düz,daha kuru bir anlatım olduğu gözlenir.betimlemelerde
yapılan mecazlar ve benzetmelerle anlatıma kazandırılan ahenk,estetik duyguların uyanmasında önemli rol oynar ayrıca yapılan betimlemelerle anlatılan durum veya olayın zihinde canlandırılması sağlanarak anlatıma gerçeklik katılır.
sayfa 99
görme:sallanıyor,geçiyor,sürü sürü,çekiliyor,loş,düşüyor,doğuyor,cıvıl cıvıl,değiyor.
işitme:çığlık çığlık ,çekiç sesleri,çıngırak,laf atmalar,uğultu
dokunma:esiyor,serin serin,sıcak,ıslak
kokl**a:ter kokuları
tatma:yok

sayfa 100
*sıfatların çoğu çıkarılmış metinde bazı görsel öğelerin öne çıkarılması gereken özellikleri verilmediği için metnin anlatım gücü etkilenmiştir.
*bir,yayvan,ufacık,uzun,dağınık,bir,bir,patlak,sök ük,parça,bu,dört,yanı,duvarlı,tek,kat,basık
toprak,kalın,keskin,incecik,,avuç,pis,bu,
*metindeki görsel öğelerin özellikleri öne çıkarıldığı için anlatım daha ahenkli,daha etkili ve daha gerçekçi bir hal almıştır.

21.etkinlik
*yapılan gözlem çalışmaları sonucunda gözlem yöntemleri hakkında şu sonuçlara varılır:
gözlem yöntemleri:
1.doğrudan gözlem(sınıf gözlemi)
2.hatırda kalmış olayları ve varlıkları hatırl**ayla yapılan gözlem
3.hayale dayanarak gerçekleştirilen gözlem

22.etkinlik:
*uzun ve geniş kanatları ,büyük ve geniş pençeleri ,keskin gözleriyle asaley ve gücün sembolü olan kartallar ,asaletlerine yakışır şekilde yükseklerde yaşar.usta bir avcı olan bu kuş ,yaşadığı yüksek yerlerden keskin gözleriyle geniş bir alanı adeta radar gibi tarar ve bulduğu avının üstüne hedefe kilitlenmiş bir füze gibi süzülür ,güçlü pençeleriyle avını yakalar

SAYFA 101

23.ETKİNİLİK
ben onları numaralandırdım sırasıyla yazıyorum
1-açıklayıcı betimleme: hastalığın sebebini açıkladığından dolayı
2-tahlil: ruhsal çözümleme olduğu için
3-açıklayıcı betimleme: kendini açıkl**a, akrabalık bildirme
4-açıklayıcı betimleme: neden sonuç ilişkisi olduğu için
5-açıklayıcı betimleme: özelliğini belirttiği için
6-açıklayıcı betimleme: özelliğini belirttiği için
7-sanatsal betimleme: gecenin özelliğinden dolayı
8-açıkşayıcı betimleme: ağız boşluğunun özelliği verildiği için
9-tahlil: ruhsal çözümleme olduğu için
10-sanatsal betimleme: kişinin özelliğini betimlediği için

Sayfa 102

resimlerin betimlemelerini size bırakıyorum…
26.etkinlik:Bir Pazar akş**ı sokağın sessizliğinde ilerlerken,soğuğun iliklerime kadar sızdığını hissetmek,o karanlık içerisinde geride bıraktığım yerlerden sanki gelen sesleri duymak beni öyle ürkütüyordu, öyle korkutuyordu ki bir an hayatın son bulduğu düşüncesine kapıldım…Sanki bitmez bir kış akş**ıydı…
27.etkinlik:betimlemenin kullanıldığı türler:hikaye,roman,destan,şiir,gezi yazısı,deneme yazısı
28.etkinlik:deyim aktarması sel**lara durmuş.sel**l**a insana özgü birşeydir.aktarmanın türü insandan doğaya yapılmış.
aslan miyav demez kükrer t** tersi olması gerekli.
ay danlıyor gökyüzünden deyiminde gökyüzünden üstümüze yağmur yağar.doğadan doğaya.
aslanlarımız yani askerlerimiz demek gerekir.doğadan insana aktarım
güle naz bülbül eder güle naz insan naz eder bu yüzden insandan doğaya aktarım var…
29.etkinlik:1.si dönen insanı anlatıyor.bütün parça ilişkisini anlatıyor.
tencere derken içindekini kas ediyor…bütün parça ilişkisi.

sayfa 104
31.etkinlik
*korkunç,biricik,soluk,iri,kaskatı,geniş,derince,y eşilimtırak
*küçültme anl**ı taşıyan niteleme sıfatları:biricik,kısacık,derince,ekşimsi,yeşilimt ırak
*-cik,-ce,-msi,-mtırak ekleri sıfatlara küçültme anl**ı katan eklerdir.
sayfa 105 32.etkinlik

eşitlik:ceviz kadar,senin kadar
üstünlük:daha yeşil,daha büyük
en üstünlük:en büyük,en zararlı
aşırılık:çok çalışkan,pek güzel,pek nezih,pek sevimli
sayfa 105 33.etkinlik
her insan:belgisiz sıfat
herkes:belgisiz z**ir
hangi:soru sıfatı
hangileri:soru z**iri
bu:işaret sıfatı
buraya:işaret z**iri
o:işaret sıfatı
orası:işaret z**iri
yaşlı:sıfat
yaşlılara:z**ir

ölçme değerlendirme
1.açıklayıcı betimleme ve sanatsal betimleme
tahlil
simgesel betimleme

2.d
d

3.a
4.d
5.a
6.c
7.c
8.b
9.c
10.e
11.e
12.b
13.b
14.c
15.d
16.a
17.cümlesinde burun sözcüğünde insandan doğaya deyim aktarması vardır.organ adı olan burun sözcüğü coğrafi bir terim olarak kullanılmış ve insandan doğaya bir aktarma yapılmıştır.
18.ad aktarması uzun kol sözcükleriyle yapılmıştır.uzun kolla kastedilen uzun kollu giysidir.cümlede parça -bütün ilişkisine dayalı ad aktarması vardır.
19.betimlemeler yapılırken tasvir edilen varlığın özellikleri ayrıntılarıyla verilmek istenir.varlıkların niteliklerini tanıtan ,onları belirten sözcük türleri de sıfatlardır.bu yüzden betimleme yapılırken sıfatlardan yararlanılır.

Sayfa 110

1-bülbül şiirinin yazılış sebebini mehmet akif ersoy şöle açııklar:”Bu manzume yazılırken Yunan istilası altındaki topraklarımıza,hususiye ßursa’ya dair,elim haberler geliyordu;tetkikine de imkan yoktu.”
3-şiirdeki imgler ** özellikleri;
sular zaten kararmıştı–akş**ın olması
ıssız bir karanlık–gece
hilkat kesilmiş lal–bütün varlıkların sessizliği
dönüp meziye tırmandım–geçmişi hatırl**ak
eninler çağlayıp durdu–inleyişler,iniltiler
ağaçlar,taşlar ürpermişti,güya Sür-ı Mehşer’di–kıy**at günü
hazan ağlar baharımda–kötü kader,nasipsizlik
4-metindeki ses benzerlikleri;kelime ** cümle düzeyindeki tekrarlar,kafiyeler ve yapılan söz sanatları ahenk unsurları olarak kullanılmıştır.
5-şiirdeki kelime ve cümle seviyesindeki tekrarlar anlatımı güçlendirmek **acıyla ahenk unsuru olarak kullanılmıştır.
6-şiirde İzmir’in işgali üzerinde duyulan üzüntü bülbülün feryatları iLe dile getirilmeye çalışılmış ve şairi “ben” kelimesiyle “halkın” duygularını dile getirmeye çalışılmıştır.
2.ETKİNLİK
şiirde geen “o,ne,sen,ben” szöcükleri isimlerin yerini kişi,soru ve işaret yoluyla tutarak z**ir görevinde kullanılmıştır.ßu z**irler isimlerin yerini tutarak ve kendilerinden önceki cümlelerle anl** ilişkileri kurulmasını sağl**ak **acıyla metinde görev almıştır.
3.ETKİNLİK
vadiyi sarmıştı–kapl**ak
taşarken haşrolup beynimde–çok,fazla
zal**ın sinesinden fışkıran–çıkmak(ses)
eninler çağlayıp durdu–dev**lılık
kıy**etler koparmak–bağırmak
bir d**lacık göğsünde–çok küçük
hiç bilmez afakım–hayat
serilmiş gövdeler–insan …..

sayfa 111 2. etkinlik

*şiirde geçen ”o,ne,sen,ben”sözcükleri ismlerin yerini kişi,soru ve işaret yoluyla tutarak z**ir görevinde kullanılmıştır.bu z**irler isimlerin yeri tutarak ve kendilerinden önceki cümlelerle anl** ilişkileri kurulmasını sağl**ak **acıyla metinde görev almıştır.

sayfa 111 3. etkinlik

vadiyi sarmıştı.__kapl**ak
serilmiş gövdeler__insan
bir d**lacık göğsünde__çok küçük
zal**ın sinesinden fışkıran__çıkmak(ses)
hiç bilmez afakım__hayat
sayfa 111 4. etkinlik
*verilen şiirde geçen ilk çağ ırmakları,sedef eller,çağlar,katı bir yalnızlık,yabancı,gök,ölü sözcük ve sözcük grupları kendi anl**larının dışında farklı anl**lara gelecek şekilde ,çağrışım yapacak şekilde kullanılmıştır.

sayfa 111 5. etkinlik
*”bülbül”ve ”yok gibi yaş**ak”şiirleri lirik bir anlatım kullanılarak oluşturulmuş ve şiirlerde bir mutsuzluk teması işlenmiştir.”bülbül”şiirlerinde izmir’in işgali üzerine duyulan mutsuzluk ”yok gibi yaş**ak”şiirlerinde de yalnızlıktan kaynaklanan bir mutsuzluk dile getirilmeye çalışılmıştır.

sayfa 111 6. etkinlik
*şiirde geçen ”ben ,sen,kendim”z**irleri kişi isimlerinin ;”bu,her şey,bunlar ”z**irleride varlık isimlerinin yerini tutması için kullanışmıştır.

sayfa 111 7. etkinlik
-*”kaç defa elime bir sopa alıp bunları önüme katarak kendi ormanlarına doğru sürmek arzusunu duydum.
*onun için değilmidir ki ben araların da dolaşıken kaba kaba sırıtırlardı ve sağ tarafımda bir boş torba gibi sallanan yenimle oyn**aya kalkışırlardı.

*zira sağ kolumu,ben onlar için kaybettim.
—-metinde kullanılan z**irler,isimlerin yerini tutarak cümleler arasındaki anl** ilişkisinin kurulmasını sağl**ıştır.

sayfa 112 8. etkinlik
şahıs z**irleri
teklik:sen,ben,o,kendi,kendim
çokluk nlar

işaret z**iri
teklik:bu,şu,o,bura
çokluk:bunlar

belgisiz z**ir
teklik:bütün kimse,hiç kimse,herkes
çokluk:yok.

soru z**iri
teklik:ne
çokluk:neler

-isimlerin yerini kişi,işaret,belgisizlik ve soru yoluyla tutan z**irler bu ayrıma göre sınıflandırılır.

-z**irler metin içindeki isimlerin yerini tutarak ,cümleler arasında anl** ilgisi kurulmasında görev alır.

4 ve 5.metin soruları
*sen ben o şiiri üç şahıs arasındaki bağl**da verilmiş ve metni oluşturan parçalar bu üç şahıs arasındaki ilşikileri verecek şekilde biraraya getirilmiştir.

*dünyanın bütün çiçekleri şiiri öğretmen -öğrenci bağl**ında verilmiş ve şiiri oluşturan parçalar öğretmen-öğrenci arasındaki bu sevgi bağını verecek şekilde birarya getirilmiştir.

sayfa 113. 9.etkinlik
*”sen.ben.o ”şiirindeki şahıs z**irleri:ben,sen,o__tekil
*dünyanın bütün çiçekleri şiirindeki şahıs z**irleri:
ben:tekil
siz,onlar:çoğul
—-*kişi z**irleri ,kişi isimlerinin yerine kullanılan z**irlerdir.dolayısıyla bir isme bağlı olmadan bütün kişileri karşılayabilirler.kaps**ları isimlerden çok daha geniştir.gerektiğinde bütün isimleri ifade ederler.

sayfa 114 10.etkinlik
*şiirdeki şahıs z**irler:”ben,bizve kendim”dir.
*kendim dönüşlülük z**iri ,ben z**irini pekiştiren z**irdir.
*kendi dönüşlülük z**irinin şahıs z**iriyle birlikte kullanılması anl**ının pekiştirilmesini sağlar.
*yaşlı ad** kendi kendine gülüyordu.
bunu sen kendin istedin.
*saygı anl**ında ”sen”yerine ”siz”z**iri kullanılabilir.
”siz önden buyurun”
övünme **acıyla ”ben” yerine”biz”z**iri kullanılabilir.
bizmde bir bildiğimiz var.

Sayfa 115 7.ve 8.metnin soruları
1.beni unutma şiirindeki şair”sevdiği”kişiye, ”bizim memleket”şiirinde ise şair ”memleketinin insanlarına”seslenmektedir.
2.bu şiirlerin yazılış **acı duyguları harekete geçirmektir.
3.’bizim memleket”şiirinde
vatan sevgisi iyimser bir şekilde , bülbül şiirnde ise kar**sar bir şekilde ele alınmıştır.

sayfa 115 11.etkinlik
*şairler içinde bulundukları ruh hallerine göre aynı duyguyu farklı yorumlarla dile getirebilirler.

daha çok haber kipleri kullanılmıştır.
sayfa 115 12.etkinlik

*beni unutma ve bizim memleket şiirlerindeki varlıkların yerini işaret yoluyla tutan veya varlıkları işaret yoluyla belirten sözcükler:

o saatler -işaret sıfatı (varlığı işaret yolula belirtiyor.)
o çılgın rüzgar-işaret sıfatı (varlığı işaret yolula belirtiyor.)
şu yollar-işaret sıfatı (varlığı işaret yolula belirtiyor.)
o iller-işaret sıfatı (varlığı işaret yolula belirtiyor.)
orada -işaret z**iri (varlığın yerini işaret yolula tutuyor.)

sayfa 115 13.etkinlik
-metinde geçen işaret z**irleri ve işaret sıfatları:

işaret sıfatları
bu tükenmez musiki
bu orman
o alev gömleği
bu yağmur
bu kıldan ince yağmur
bu rüzgar
bu has ekmek

işaret z**iri

orada
bunlar göz pınarları
bunlar göz yaylası
bu mu

sayfa 116 14.etkinlik
*bu
işaret z**iri:bu,diğerinden daha güzel.
işaret sıfatı:bu kitap daha güzel.

*şu
işaret z**iri:şu,benim arkadaşım.
işaret sıfatı:şu ad** az önce seni sordu.

*o
işaret z**iri,bizim arab**ız.
işaret sıfatı araba bizim.

*böyle
işaret z**iri:ben de böylesini görmedim.
işaret sıfatı:böyle insanlarla karşılaşınca dikkatli ol.

sayfa 116 15.etkinlik

*bu düşünceler içerisinde gecenin karanlık saatlerinde yalnız başıma yürüyordum.böyle birşey nasıl olabilirdi?bütün bu olanlar hayata olan bağlılığımı azaltmıştı.böyle şeyler demek ki herkesin başına bu şekilde gelebiliyormuş.

sayfa 116 16.etkinlik
*”onlarla ağl**ış ,onlarla gülmüşüm__onlar(türküler)insan dışı varlığın yerini tutmuştur.

*o gitmek istedi.__o(çocuk)insanın yerini tutmuştur.

*bir şey var sanki onu soruyorum.__o (nesne)insan dışı varlığın yerini tutmuştur.

sayfa 117 9.metin soruları

1.yazar içindeki duyguları belirtmek için metni yazmıştır.
2.yazar metinde kişisel duygularını dile getirmiştir.
3.metnin teması ”sevgi”dir.metindeki sevgi temasını işlemek için cümleler bir araya getirilmiştir.
4.metinde geçen ”kimsiniz,neye”sözcükler ismin yerini soru yoluyla tutan sözcüklerdir.

sayfa 117 17.etkinlik
*şiirlerde ,öykü,roman ve tiyatro eserlerindeki içe dönük konuşmalarda coşku ve heyecana bağlı anlatım kullanılır.
*lirik anlatımla oluşturulmuş metinlerde dil heyecana bağlı işlevinde kullanılır.
”nihayet gönlüme baharı getiren sesiniz.
”benim ezeli melikem”gibi

sayfa 125
inceleme
1.çanakkale destanı metnide çanakkale savaşı ve savaşa katılanlar ,savaşın önemi ve büyüklüğü vurgulanacak şekilde destansı bir anlatımla ele alınmıştır.
2.şair şiirinde çanakkale savaşına ve savaşa katılan kişilerin özelliklerine (ırkları,renkleri)değinmiş,savaşta yaşanılan olaylara olağanüstünlükler katarak destansı bir anlatımla konuyu işlemiştir.
3.verilen şiirde çanakkale savaşı destansı bir anlatımla ele alınmış ,adeta savaş sahnesi ,savaşın büyüklüğü ve dehşeti gözler önünde canlandırılmaya çalışılmıştır.

sayfa 125 5.etkinlik
*şiirde iş,oluş,hareket bildiren kelimelere örnekler;
”yükleniyor-diksem-sarılmış-gelmiş-veriyor-saçıyor-yırtılmasa-kustu-edecek-ettin-dedirir”gibi..

görülen geçmiş z**an:kuştu,döktü,dedi,çiğnetmedi,ettin,parçaladın
öğrenilen geçmiş z**an:sarılmış,uzanmış,gelmiş,durmuş
şimdiki z**an:kaynıyor,duruyor,bakıyorsun,parçalıyor,kaldı rıyor, yükleniyor
gelecek z**an:edecek,taşacaksın,çiğnetmeyecek
geniş z**an:eder,bilmem,ister,boşanır,siner,dedirir

dilek kipleri
istek kipi:gömelim
şart kipi lmasa,duys**,diksem,uzats**,çats**,bekletsem ,etse m,sars**,öpse,baksan
gereklilik kipi:yok
emir kipi:seyret,gel,kazsın,isteme,çiğnetme

sayfa 125 6.etkinlik

metindeki fiiler
verdi:görülen geçmiş z**an,3.tekil kişi
ilettiler:görülen geçmiş z**an,3.çoğul kişi
çöktü:görülen geçmiş z**an,3.tekil kişi
yat:emir kipi,2.tekil kişi
duydu:görülen geçmiş z**an,3.tekil kişi
geliyordu:şimdiki zmanın hikayesi,3.tekil kişi
oyalanmasın:emir kipi,3.tekil kişi
gösterelim:istek kipi,1.çoğul kişi
çıkarmayalım:istek kipi,1.çoğul kişi
*bir cümledeki yargının ,,cümleyi söyleyenin niyeti açısından kazandığı özelliğe göre kip ve kişi ekleri önem kazanır.
*okunan destansı anlatımla oluşturulmuş metinlerde

sayfa 126 7.etkinlik

anl**larına göre fiiller
kılış fiileri(nesne alabilen fiil)
aldı-buyur etti-derim-alır-dersiniz-bas-düşürdün-ver-çevrildi-kurarlar

durum fiileri(nesne almayan fiil)
oturmadı-baktılar-başladı-dedi-döndü-saldıracaklar-konuştu

oluş fiileri(öznedeki değişimin z**anla fark edildiği fiil)

unut-ol-ittifak eyle
sayfa 127 2 ve 3.metin
1.”kanije kalesinin fethi ”metnindeki kanije kalesinin fethi konusu gerçekçi bir diile ele alınmıştır.”genç osman”metninde de bağdat’ın fethine katılan genç osman adlı bir asker konu edinilmiştir.

2.”kanije kalesinin fethi”metni tarihi bilgilere dayanılarak gerçekçi bir dille işlendiği için gerçekçi bir özellik kazanmıştır.”genç osman ”metni ise tarihi bir olayı destansı bir anlatımla ele aldığı için daha etkileyicidir.

3.”kanije kalesinin fethi”metni tarihi bir olay hakkında bilgi vermek için yazılmıştır.bu yüzden sade,gerçekçi bir anlatımı vardır.”genç osman ”metninde de tarihi bir olay anlatılmış fakat bu anlatıma yiğitçe,destansı bir anlatım katıldığı için anlatım daha etkileyici olmuştur.

sayfa 127 8.etkinlik

isim -fiiler (-ma,-iş-mak)
olmak,çıkmak,kurmayı

sıfat fiilller( acak,-an-ası-dık-maz-miş)
geçtiği,işlediği,olduğu,bulunduğu,planlayan,buluna n,dediğin,gittiği

zarf fiiler (ıp-ince-arak-ken-madan-dıkça-maksızın-r-maz vb
çıkıp,üzereyken,geçirerek,deyip,gönderip,vazgeçip, sevk edip,ulaşmadan

sayfa 127 9.etkinlik

keskin
kökleri:kes-kin
fiilimsi eklerini almış mıdır?:yok
olumsuzluk şekilleri varmıdır?:yok
fiilimsimidir?:fiilimsi değildir.
fiilimsi ise türü nedir?:yok

uyku
kökleri:uyu-ku
fiilimsi eklerini almış mıdır?:yok
olumsuzluk şekilleri varmıdır?yok
fiilimsi midir:fiilimsi değildir
fiilimsi ise türü nedir?:yok

bilmeyerek
kökleri:bil-me
fiilimsi eklerini almış mıdır?:-erek
olumsuzluk şekilleri varmıdır?:bilme-yerek
fiilimsi midir:filimsidir
fiilimsi ise türü nedir?:zarf-fiil

patl**aya
kökleri atla-t
fiilimsi eklerini almış mıdır?:-ma
olumsuzluk şekilleri varmıdır? atlat-ma-maya
fiilimsi midir:fiilmsidir
fiilimsi ise türü nedir?:isim-fiil

sayfa 128 10.etkinlik

*”çanakkale destanı ” metninde kaynıyor kum gibi ,tufan gibi mahşer mahşer,öteden saikalar parçalıyor afakı,beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı,ölüm indirmede gökler ölü püskürmede yer ,o ne müthiş tipidir:savrulur enkaz-ı beşer ….’gibi ifadelelerle savaş sahnesi ve savaşta Türk askerlerinin yaptıkları ,olağanüstü özellikler katılarak anlatılmaya çalışılmıştır.
”oğuz kağan destanında ise oğuz kağan’ın özellikleri ve yaptıkları olağanüstü özellikler (bu oğul anasının göğsünden ilk sütü içip bundan sonra içmedi.çiğ et,çorba ve şarap istedi.dile gelmeye başladı. kırk gün sonra büyüdü….vb)katılarak anlatılmıştır.

*bu anlatılan olağanüstü olaylar ve kişiler anlatımın da olağanüstü bir özellik kazanmasını sağl**ıştır.

sayfa 128 11.etkinlik

*destansı anlatımlar,destanlarda yer alan olağanüstü olayların ,yiğitçe ve meydan okuyan ,kahr**anlıkları anlatan havasını yansıtır.destansı anlatımlarda ,tarihte yaşanmış önemli olaylar ve kahr**anlıklar destan havası içinde anlatılır.

sayfa 128 12.etkinlik

DESTANSI ANLATIMLA OLUŞMUŞ METİNLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

—tarihi konular ve kahr**anlıklar işlenir.
—olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.
—yapıp ,etmeler yani fiiller ön plandadır.sürekli hareket vardır.
—etkileyici bir özellik taşır.
—destan türünün yiğitçe havası vardır.

sayfa 130 14.etkinlik

ek fiil:bayılmıştı
eklendiği kelimenin türü:fiil
isimlendirme:öğrenilen geçmiş z**anın hikayesi

ek fiil:senedir
eklendiği kelimenin türü:isim
isimlendirme:ek fiilin geniş z**anı

ek fiil lurs**
eklendiği kelimenin türü:fiil
isimlendirme:geniş z**anın şartı

ek fiil:değil midir
eklendiği kelimenin türü:isim
isimlendirme:ek fiilin geniş z**anı

ek fiil:kuvvetlidir
eklendiği kelimenin türü:isim
isimlendirme:ek fiilin geniş z**anı
sayfa 130 15.etkinlik

*yapıyorum—-şimdiki z**an,1.tekil kişi
*arıyorum—-şimdiki z**an,1.tekil kişi
*bayılıyorum—-şimdiki z**an,1.tekil kişi
*yapıyorum—şimdiki z**an,1.tekil kişi
*böler—geniş z**an,3.tekil kişi
*dolar—geniş z**an,3.tekil kişi

*”alıyorum,yapıyorum,bayyılıyorum ve arıyorum ”fiilleri şimdiki z**an kipinde çekimlendikleri halde ”geniş z**an anl**ı vermektedir.

*fiillerdeki bu anal** kayması fiilerin farklı anl** ve z**anlarda kulllanılmasına olanak sağl**ıştır

sayfa 130 anl**a ve yoruml**a 16.etkinlik
—leyla ile mecnun ,kerem ile aslı,ferhat ile şirin gibi halk hikayelerinin içinde hayal unsuru ve olağanüstü ögelerin yer alması hikayelerin destansı anlatıma örnek olmasını sağlar.

17.etkinlik

destansı anlatımın kullanıldığı edebi türler

roman
hikaye
tiyatro
şiir
destan

19.etkinlik

*hasta:arkadaşım çok hastaymış.———-ek fiilin öğrenilen geçmişi,3.tekil
lezzetli:yemek çok lezzetliydi.——-ek fiilin görülen geçmişi,3.tekil kişi
okuyan:gerçeği bilen okuyandır.—–ek fiilin geniş z**anı,3.tekil kişi
bahar:ya gelen baharsa.—–ek fiilin şartı,3.tekil kişi
doktor:kardeşim doktordur.—-ek fiilin geniş z**anı,3.tekil kişi

20.etkinlik

*bunu ona ulaştıtırsan çok memnun olurum.(geniş z**an -1.tekil şahıs)
*onu uyarmasaydınız ,aşağıya düşmüştü.(öğrenilen geçmiş z**anın hikayesi-3.tekil şahıs)
*lütfen buraya park etmesin(emir kipi-3.tekil şahıs)
*sınavı kazanmak için daha çok çalışmalısın(gereklilik kipi-2.tekil şahıs)

21.etkinlik

*kırmızı kaplı kitap benim.
*bugün hava çok güzel.
*bu öğrenci çok çalışkan.

sayfa 132 ölçme ve değerlendirme

1.*bir fiile -en,-esi,-mez,-er,-dik,-ecek,-miş ekleri getirilerek sıfat-fiiller türetilir.
*bir fiile -iş,-me,-mekekleri getirilerek isim-fiiller türetilir.
*bir fiile -ip,erek,ince,dikçe,eli,ken,meden,diğinde ,meksizin,cesine,e,ir,mez,esiye ekleri getirilerek zarf fiiller türetilir.

2.y,y,,d
3.b
4.b
5.d
6.b
7.b
8.*olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.
*destan tütünün yiğitçe havası vardır.
*sürekli harket vardır.
*etkileyici bir özellik taşır.
*yapıp etmeler yani fiiler ön plandadır.

9.iki görevi vardır.
1.isimlerin ve isim soylu sözcüklerin sonuna gelerek onları yüklem yapar.

o,çok iyi bir insandı.
bana bunları anlatan sendin.

2.basit z**anlı fiileirn sonuna gelerek bu fiilleri birleşik z**anlı fiile dönüştürür.

yarın bize geliyormuş.
ne z**andır bu kitabı okuyorum.

sayfa 133
1.toplum düzeni belli kurallarla sağlanmıştır.insanlar toplum içerisinde kanunlarla belirlenmiş kurallara ,örf ve adetlere göre hareket eder.
2.alıcıyı belli bir alana kanalize etmek ,yönlendirmek ve telkin etmek **acıyla emredici ifadeler kullanılır.
3.”dur,sus,kalk”gibi emredici ifadeler söylenen eylemleri gerçekleştirmeye zorlayan ifadeleridir.
4.trafik levhaları ,trafikte uyulması gereken kuralları bildirir.

1.ETKİNLİK
Kanunun hükmü ve **irin emri
Madde 24 – (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
(2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hâllerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.
Meşru savunma ve zorunluluk hâli
Madde 25 – (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

SAYFA 134

1.’’şeyh edebali’nin vasiyeti’’nde şeyh Edebali, osman gaziye neleri yapıp neleri yapm**ası gerektiğinin öğüt niteliğinde söylediği için emredici anlatım kullanılmıştır.

2.metinde dil ‘’alıcıyı harekete geçirme işlevi’’nde kullanılmıştır. sabretmesini bil,üç kişiye acı,açık sözlü ol’’gibi ifadeler buna örnektir.

3.gönderici ……… ileti……. kanal ……. alıcı
(şeyh edebali ) ( öğütleri) ( söz ) (osman gazi)

bağl**
(vasiyet)

*metindeki, ileti değeri taşıyan cümleler :
-artık beysin
-uysallık ,gönül almak ,katlanmak ,hoş görmek ,adalet,bağışl**ak sana…
-sabretmesini bil.
-şunu da unutma:insanı yaşat ki devlet yaşasın.
-***** ,atanı say!
-açık sözlü ol!her sözü üstüne alma!
-gördüğünü görme! bildiğini bilme!
-sevildiğin yere sık gidip gelme!
-cahil arasında alime ,zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene acı .
-yüksekte yer tutanların ,aşağıdakiler kadar emniyette olmadığını unutma.
-haklıysan mücadeleden korkma!
2.ETKİNLİK

*yukarıda verilen emir,öneri ve telkin mahiyetindeki ifadelerin metinde kullanılması metnin emredici bir anlatım özelliği kazanmasını sağl**ıştır.
SAYFA 135

1.emredici anlatımların öğretici ve açıklayıcı yönleri de vardır.verilen metinlerin de öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.

2.metinlerdeki ifadeler geniş z**an bildirecek şekilde verilmiştir.bu ifadeler kanun ve kuralların her z**an geçerli olacağı anl**ını vermektedir.

sayfa 136

3.etkinlik
*şeyh edebalinin vasiyeti:şeyh edebalinin osman gaziye verdiği öğütler bildirilmiştir.osman gazi nezdinde bütün okuyucuların metinde verilen öğütleri bilmesi ve uygul**ası için yazılmıştır.

1982 anayasası :türkiye cumhuriyetinin kanunlarını bildirmek **acıyla yazılmıştır.
öss kılavuzu:öss’ye giren adayların uymaları gereken kuralları bildirmek **acıyla yazılmıştır.

4.etkinlik

*şeyh edebalinin vasiyeti metninde ikinci tekil şahıs z**iri ve ikinci tekil şahıs iyelik ,ikinci tekil şahıs bildirme ekleri sıkça kullanılır.bu eklerin sıkça kullanılması anlatımın emredici bir özellik kazanmasında etkili olmuştur.

*”1982 anayasası ”metninde üçüncü tekil şahıs z**iri ve geniş z**anı kipi sıkça kullanılmıştır.bu eklerin sıkça kullanılması anlatıma her z**an geçerli olan bir emredicilik anl**ı katmıştır.

*öss kılavuzu metnindede ikinci çoğul z**iri ve emir kipi sıkça kullanıldığı için anlatıma emredici bir özellik katmıştır.
5.etkinlik

değiştirilemez—–geniş z**an(olumsuz)——telkin
teklif edilemez —–geniş z**an(olumsuz)——telkin
tanın**az—–geniş z**an(olumsuz)——telkin
ol**az—–geniş z**an(olumsuz)——telkin
yapıl**az—–geniş z**an(olumsuz)——telkin
devredilemez—–geniş z**an(olumsuz)——telkin
dokunul**az—–geniş z**an(olumsuz)——telkin
kullanıl**azlar—–geniş z**an(olumsuz)——telkin
tabi tutul**az—–geniş z**an(olumsuz)——telkin
başlaya bilirsiniz—–geniş z**an——–telkin
unutmayınız—–emir kipi——-emir
kullanmayınız—–emir kipi——-emir
buruşturmayınız—–emir kipi——-emir
koymayınız—–emir kipi——-emir
katl**ayınız—–emir kipi——-emir
taşırmayınız—–emir kipi——-emir
bırakınız—–emir kipi——-emir
sayılacaktır——gelecek z**an——telkin
düşülecek——gelecek z**an——telkin
olacaktır——gelecek z**an——telkin

*cümlelerin emir,öneri veye telkin anl**ı taşıması fiililerin çekimlendiği kiplerle ilgilidir.

6.etkinlik

emredici anlatımın özellikleri

*emredici anlatımda emir,telkin ve öneri anl**ı taşıyan ifadelere yer verilir.

*emredici anlatımın uyulması beklenen bir bir üslubu vardır.

*cümlelerde fiililer hakimdir.

*emredici anlatımın öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.

*emredici anlatımda dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.

sayfa 137

7.etkinlik

*kafasına koy-…. …..anl**ca kaynaşmış birleşik fiil
*kaleme al-………anl**ca kaynaşmış birleşik fiil
*gözüne gir- ……. anl**ca kaynaşmış birleşik fiil
*hareket et -………..yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiil
*mutlu ol-…………yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiil
*memnun ol-………yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiil
*hissetmek-……..yardımcı fiille kurulmuş birleşik fiil
*bileme-……kurallı birleşik fiil
*söyleyiver-…..kurallı birleşik fiil
*öleyaz-……. kurallı birleşik fiil
*verebil-…….kurallı birleşik fiil
*yapadur-….kurallı birleşik fiil
*koşuver-…….kurallı birleşik fiil
*bakakal-…….kurallı birleşik fiil
sayfa 138

8.etkinlik

*yazabildi—-yeterlilik
*koşuver—–tezlik
*gidedur——süreklilik
*düşeyazdı——yaklaşma

10.etkinlik

*davranmalıdırlar.
bulundurul**az
yapıl**az
bulunul**az
verilemez
yakalan**az
tutuklan**az
sürgün edilemez
suçsuz sayılır
suçlu sayıl**az
yoksun bırakıl**az
olmalıdır
özendirmeli
geliştirmelidir

*metinde geçen bu fiillerle insanların yapması veya yapm**ası gerekenler bildirilmiştir.altı çizili olan fiiller edilgen çatılı fiillerdir.yani fiiilin bildirdiği yargıyı yapan belli değildir.

sayfa 139

4.metin

fiil—————————fiil çatısı
gerekiyordu(korum**) ——etken
yaptım———————-etken
gerdim———————–etken
yatmıyordum—————etken
yatıyordum—————-etken
veriyordu——————etken

5.metin

fiil—————————fiil çatısı
gerekiyordu(korunması)——-edilgen
yapıldı———————–edilgen
gerildi—————-edilgen
yatılmıyordu————-edilgen
yatılıyordu—————edilgen
veriliyordu—————-edilgen

*fiilin bildirdiği iş,oluş veya hareketi yapan kişinin belli olduğu durumlarda etken çatılı fiiller ,fiilin bildirdiği iş,oluş veya hareketi yapan kişinin belli olmadığı durumlarda da edilgen çatılı fiiller kullanılır..

Hazırlık çalışmaları
S.160

1.Sorunların çözümünde başkalarının fikirlerini almak herzaman iyidir. Çünkü bizim düşünmediğimiz yada aklımıza gelmeyen birşeyi başkası akıl edebilir yada düşünebilir..

2.Tartışmada düşünceleri açıklarken, sakin olmak gerekir en başta.Karşı tarafın tepkisi ne olursa olsun mümkün olduğunca alttan almalı ve iyi niyetli olmalıyız.
Ve tartışma yaparkende örnek,kaynaklar ve kendimizi iyi ifade etmeliyiz…

3.Agust Bloni’ye ait bu sözde aslında tartışma yokken, iki insanın bir konuda zıt görüşlü olması ve bu yüzden bu görüş sayesinde tartışmanın ortaya çıkmasını anlatıyor..
1.Metin cevapları

1.Bu metinin yazılış amacı, Geçmiş dönemlerde Türk Tiyatrosunun batıyı taklit ederek başarısız olduğunu ve sonraki yıllarda kendimize has bir tarz oluşturarak batı etkisinden uzaklaştığımızı ve daha başarılı olduğumuzu anlatıyor..

2.Soruyla başlamıştır. Ve örneklendirmeler yaparak konuya devam etmiştir..

3.Gözlemci bakış açısıyla yazılmıştır ve karşılaştırmalar yapılmıştır örnek verilerek..
4.Katkısı olmuştur, konuyu açıklaması hakim olması ve örnekler vermesi bunu gösterir.
5.Göndergesel işlevde kullanılmıştır. Ayrıca örneklendirmeler,yazar isimleri ve kaynaklar gösterilmiştir..

2.Etkinlik

1.* Bu soru yüzyıldır tartışılıyor (zaman zarf)
* En az bir doksan yıl için çizilş oldu (zaman zarfı)
* Çoğu zaman (zaman zarfı)

2.Farklıdır çünkü örnek vericek olursak ;

” Okula gittim ” cümlesi sadece birşeyi belirtir durumu belirtir. Ama ;
” Bugün okula gittim ” cümlesinde daha ayrıntılı bir zaman işareti vardır yani burada zaman daha belirgindir..

S.162 / 2.metin

1.Yine soruyla başlamıştır..
2.Burada yazar kişisel bilgileri eklemiştir. Örnek cümleler : -Bence ve
diye söz aldı A.

3.Etkinlik
(tabloyu yapmadık , hoca işaret koymayın hiçbirine dedi, fazlada durmadık üzerinde)

* Bundan hareketle tartışmacı anlatımda kelime ve cümlelerin özelliklerini belirleyin..
- Tartışan kişi konu hakkında belli bir bilgiye sahip olması gerekir, kendini ifade ederken gereksiz söz tekrarından ve karmaşık kelimelere yer vermemesi gerekir.Kendi düşüncelerini kısa,kesin ve uygun bir üslupla kullanması gerekir..

S.163
Anlama ve yorumlama / 7.Etkinlik

*Dil göndergesel işlevde kullanılır.
*Tartışılan konunun tartışılabilir nitelikte olması
*Açık ve kesin ifadelerin olması
*Bir konu hakkında söz söyleyenlerin yani tartışanların o alanda uzman veya bilgili olması gerekir
*Ve 2 zıt düşüncenin konusu ele alınır..

10.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları 183
Hazırlık
1-üniversiteyi bitirmiş iyi gelirli bir işe sahip olmak isterdim(tabi bu benim fikrim)
2-gelecek nesillere temiz,barış içinde,savaşın olmadıgı…bir dünya bırakmak isterdim
3-teknolojik gelişmeler olsun ama zararları da ortadan kalksın
1.ETKİNLİK:
*ÜTOPYA:gerçekleşmesi mümkün olmayan hayaller
*ortak özellikler:-hayalidir -gerçekleşmesi mümkün degildir
10.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Etkinlik Cevapları 184 1. Ütopya
Thomas More, kendisinden sonra gelen bütün “toplum mühendislerini” etkileyecek bir kavram olan ütopya sözcüğünün isim babası olmasaydı, belki de yalnızca İngiliz siyasi tarihinde bir madde olarak kalacak ve onurlu mücadelesi pek bilinmeyecekti. Oysa, 1478 doğumlu Sir Thomas Moore, Kral’a, hayatı pahasına da olsa HAYIR demesini bilen ve inançlarını hiç bir baskı altında değiştirmeyen bir kişiydi. Farklılıkları daha Üniversite eğitimi sırasında belirmeye başlamıştı. Oxford’da Grekçe ile tanışmış ve Grek düşüncesini yeniden araştıran İtalyan Rönesanssına sempati duymuştu. Bu eğilimi ailesi ve otoritelerin tepkisini çekince, dostu Erasmus’un da etkisiyle hukuku seçti. 1504 ise, parlamentoda – VIII.Henry’nin vergi isteğine karşı çıkan- muhalif bir üyeydi. 1514’de şövalye de oldu.
Kral, pek hoşlanmamakla birlikte, giderek popülerleşen, bilgisi ve tavırları ile sivrilen More’la ilişkilerini sıcak tutmaya çalıştı. Önce Adalet Bakanlığına getirildi More. Ancak, mahkemeye işi düşenlerden hediye almayı reddederek teamülleri çiğnedi! Ardından Kral’ın boşanma isteğini reddetti. Böylece sarayla arası açıldı ve 1532’de istifa etti bakanlıktan. Davet edildiği evlilik törenine de katılmadı. 1534’de VIII. Henry’nin parlamentodan geçirdiği “Üstünlü Yasası”nı da inançlarına ve hukuka aykırı bulduğu için kabule yanaşmadı ve kralın papadan üstün olduğuna dair yemin etmeyi reddetti. İpler gerilmiş, kılıçlar çekilmişti artık. Suçu idamı gerektirmiyordu, ancak yalancı tanıklıklarla “vatana ihanet ettiği” saptandı..! Tavrından vazgeçerse affa uğrayacağı söylendiği halde, inançlarını çiğnemedi, vicdanının sesine uydu ve başını cellada vermekten imtina etmedi (1535). Gerçek bir aydındı Thomas More…
Kavram olarak Ütopya
Kuzey ülkelerinde Rönesans, İtalya’dan sonra başladı ve hemen reformla karışmış bir duruma geldi. Bu nedenle dinsel etkilenmişliği vardı, anarşist ve ahlakdışı değildi. Tersine sofuluk ve kamu erdemiyle ilişkiliydi. Bu akımın örnekleri aynı dönemde yaşamış ve arkadaş olan Erasmus ve Sir Thomas More’dur. İkisi de meslekten filozof değillerdi, sistematik her şeye karşı hoşnutsuzluğu temsil ediyorlardı ve Skolastiğe olan tepkiyi belirleyen de bu hoşnutsuzluktu.
Konuya balıklama dalmadan önce, sözcüğün sözlüksel bir tanımını vermek istiyorum. Ana Britanica’nın Ütopya maddesi şöyle ; “yaşayanlarına kusursuz bir düzen içinde var olma olanağı sağladığı kabul edilen ideal ülke”. Kelimenin çağrışımı ise, “olanaksız ölçüde idealist” reformcu görüşlere temel olmuştur(tabii buradaki idealizmi felsefi idealizmden ayırmak gerekiyor). Sözcük ilk olarak Sir Thomas More tarafından 1516 yılında telaffuz edildi. Terimi yunanca qu (değil) ve topos(yer) sözcüklerinden türeten More, olmayan yer anl***** gelen sözcüğü, bütünüyle akıl yoluyla yönetilen ortak mülkiyete dayalı bir kent devleti olarak betimledi.
Yani, ütopya üretilmiş bir sözcük, ama kavramsallaşması ile birlikte, beklenmedik bir etki yaratmış. Onun üstüne herkesin farklı anlamlar yükleyişi basit bir dilsel olanaksızlıktan değil, toplumsal tasarımlardaki karşıtlıklardan geliyor. Gün****k konuşmalarımızda hayalcilik gibi kullanıyoruz bu sözcüğü, ama felsefi, siyasi ve ideolojik kuruluşları biraz farklı. Oralarda hayal ve gerçek birbirine karışıveriyor. En büyük ve etkili ütopyalar olarak, çok ya da tek tanrılı, cennet ve cehennem tasarımlı dinleri, bu hayal ve gerçek karışımı için örnek olarak göstermek mümkün. Thomas Moore’un bu kavramı kullanışından önceki tarihsel dönemlerde de -adı din ya da felsefe olsa da- ütopyacı anlayışları bulup çıkartmak hiç de zor değil. Bu tarih neredeyse yazının/mağara resimlerinin tarihi kadar gerilere uzanıyor.
More’un Ütopyası
Thomas More’un “Ütopya”sı, roman sanatının henüz ortaya çıkmadığı o tarihlerde, bir anlatı metni olarak kurgulanmıştır ve Kolomb’un keşiflerinin etkisiyle yazılmış ilk kurgusal metin olması nedeniyle de ilginçtir. Ütopya, Güney yarım küresinde bir adadır. Hikaye, bu adada yaşamış bir gemicinin, ada halkının kurduğu düzeninin mükemmelliğini Avrupa’ya tanıtması biçiminde sürer. Böylece More, hem İngiltere’deki iktidarın mutlak olamayacağını belirtir, hem de olması gerekenleri işaret eder. Siyasi ve ekonomik hayatı yeniden kurgular.
“Ütopya”, devletin ilk mimari tasarım olarak da ilgiye değer; Bu ada devletinde, hepsi aynı plana sahip 54 kent var ve sadece başkentin planları değişik. Bütün cadde genişlikleri aynı (10 metre kadar). Herkesin evi aynı stilde. Evlerde bir sokak bir de bahçe kapısı var ve kilit yok. Herkes istediği eve girebilir, damlar da düzdür. Sahiplik duygusu olmasın diye 10 yılda bir ev değiştirilir. Köylerde her biri 40 kişiyi barındıran çiftlikler bulunur ve şimdi More’nun eşitliğinin sınırına geliyoruz, bu 40 kişiden ikisi köle! Her çiftlik yaşlı ve bilge olan bir kadın ve bir erkek tarafından yönetiliyor. Evlerin bile bu denli aynı olduğu adada elbette kılık ve kıyafet de belirlenmiş, herkes daha doğrusu her kategori yaz kış aynı türde giyiniyor. Bir giysi yedi yıl dayanacaktır. Çalışma sonunda giyilen yün harmaniyeler(pelerin) de aynıdır ve doğal yün rengindedir.
Tanıtımı More’un cümleleri ile sürdürürsek;
“Bizim toplumumuzda kadınlar, rahipler, hizmetçiler, dilenciler çoğunluk yararlı bir iş yapmaz. Zenginlerin varlığı dolayısıyla da gereksiz lüksler için çok emek harcanır. Ütopya cumhuriyetinde bunların önüne geçileceğinden çalışma 6 saat olarak belirlenmiştir. Eğer artık değer ortaya çıkarsa, günlük çalışma saati kısıtlanır. Aile ataerkildir. Evlenen oğul babasıyla oturur. Eve sığmazsa yeni bir eve aktarılınır. Kentler büyürse yeni bir kent kurulur. Hayvanların öldürülmesi, özgür yurttaşlar zalimliği öğrenmesin diye kölelere havale edilir. Yemek kamuya ait salonlarda yenir ve buradaki ayak işlerini de köleler görür. Evlenirken hem erkeğin hem kadının bakir olması esastır. Demirin olmadığı adada bunu sağlamak için dış ticaret yapılır. Savaş zaferleri ile övünülmez, ancak zorunluluk halinde savaşa girilir ve mümkünse paralı askerler tutulur. Altın ve gümüş birikimi savaş için yapılır. Gün****k hayatta ise altın ve gümüş oturak ya da hayvan zinciri olarak kullanılır ki nefret edilsinler. Mutluluğu zevkte bulan bir ahlak ve çilecilikten uzak bir dinsel tutum söz konusu. Kadınlar da rahip olabilir, rahipler onurlandırılır ama toplumda güç sahibi de değillerdir. Tanrıya inanmayanlar yurttaş sayılmaz ve siyasal yaşantıya katılmazlar ama hiçbir bakımdan rahatsız edilmezler.”
Görülüyor ki More’un ütopyası şaşırtıcı ölçüde liberal ve o ana dek Hıristiyan dünyasında görülmedik derecede laiktir. Komünizm tasarısı ise pek önemli değil, çünkü ondan ne anlaşıldığı belirsiz ; üstelik bu tarz bir komünizm pek çok dinin söyleminde de fark edilir. Mesela, Müslümanlığın cennet tasarımını bile göz önüne getirirsek, mülkiyet ilişkilerinden söz edilmeyen eşitlikçi bir yaşantı algılarız. Buradaki liberal düşünceler; savaş, dinsel hoşgörü, yumuşak cezalar, hayvanların öldürülmesine karşı duyulan irkilti incelendiğinde ortaya çıkıyor. Sanki kendi geleceğini okumuşçasına, More, “Ütopya”sına, hırsızlığa ölüm cezası verilmesini eleştiren bir kanıtla başlar.
Her ütopya, kendi çağının toplumsal koşullarının bir eleştirisi niteliğini barındırır. Dinsel bir inançla, yaşanan kötülüklerden, Hıristiyanlığın başlangıcındaki eşitlikçi görüşlerle arınılacağı öğretisine inanan Thomas More, siyasi iktidarın tek elde toplanmasına ve sınıfsal imtiyazlara karşı çıkan bir metin yazmıştır. Ne var ki, ilk bakışta eşitlikçi görünen bu ütopyanın da altını kazıyınca, bir çok ütopyada olduğu gibi, bireyi yok sayan ve tek tipleştirici bir toplum mühendisliği ile karşılaşırız. Toplumda farklılığa yer yokmuş gibi görünür, ama yönetimle ilgili kişiler bilgililer arasından seçilir. Yani ütopik de olsa, bilginin topluma yayılacağı düşüncesi öne sürülmez. Buradan, soylu kesimin yoksul halkı ne denli küçümsediği çıkarılabilir. Toplumun en hümanist ve aydın insanları bile, toplum tasarılarında sınıf farklılıklarını bir biçimde ortaya koyuyorlar. Ancak, 1518 yılında yazılmış bu metni kendi dönemindeki düşünceler, yasalar ve inançlar eşliğinde değerlendirmek gerekir. Buradaki tek tipleştirmedeki abartı, dönemin soylularının debdebesi ve toplumun büyük yoksulluğuna bir tepkidir mesela.
Thomas More’dan sonra da bir çok ütopya yazıldı. Hatta, kimilerine göre Marx’ın komünizmi de bir ütopyaydı. Ütopya yazımının seçkinciliğine karşı anti-ütopyalar da üretildi. Ama, yapısı ne olursa olsun, “toplumsal ütopya, yoksul sınıfların ayrıcalıklı sınıflara ya da düşünen insanın varolan düzene karşı duyduğu hınçla başlar ama onu aşarak yeni toplum mo****ni çizer; yeni toplumun varlığını geçmişte ya da gelecek içinde, boşlukta bir yere yerleştirir, zamansa belirsizdir. Bu yeni toplum varolanın negatifidir. Bu düşünce çağının insanlarını devrimci eyleme çağırmamakla birlikte, mutluluk arayışı içinde, kurulu düzenin yıkılması için çalışır ve ara sıra yolunu şaşırmış olsa da her zaman bir değişiklik gereğini dile getirir”.

a.ömer Türkeş

2. Metinde yazar gerçekleşmesi mümkün olmaya bir düşüncesini, hayalindeki ülkeyi anlatmış ve bu ülkedeki yaşamı kendi bakış açısında değerlendirmiştir.
3. Metinde yazarın düşündüğü ülke ve bu ülkede yaşayan insanların özellikleri anlatılmıştır. Anlatılan ülke ve bu ülkede yaşayan insanların özellikleri tamamen tasarı boyutunda ve gerçekleşmesi mümkün olmayan özelliklerdir.
4. Metinden hareketle yazarın, geleceği çok güzel gürmek isteyen, hayal dünyası geniş bir ütopist olduğu söylenebilir.

2.ETKİNLİK,

• Cümlelerde yer alan “ve, oysa, yani” gibi sözcükler tek başlarına anlamı olmayan ancak cümlede kelime ve kelime gruplarını anlan bakımından birbirine bağlayan “bağlaç” görevinde olan sözcüklerdir. Bağlaçlar bağlandıkları sözcükler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurar.
2.Metin:
1. metinde geçen “1.4 C° ile 5.8 C° arasında bir artış alacağını”, “Sosyal – ekonomik sektörleri ekolojik sistemleri ve insan yaşamını doğrudan etkileyecek nemli değişikliklerin olacağı”,”oluştura bilir” ifadeleri ihtimal anlamı vermek ve metinde gelecekle ilgili tahminleri dile getirmek için kullanılmıştır.
2. Metinde anlatılanların çıkış noktası olarak küresel ısınma ve iklim değişikliği verilmiştir.

3.ETKİNLİK

Metinler Bağlaçlar Bağlama Grupları
Ütopya
ve – de – değil – ama
-ya da – yalnız –
ne… ne – da… da – da yani, ile
Köle çocuklar yada başka memleketlerde köle olanlar, yönetici ve yargıç, savaştan da vuruşmadan da

İklim Değişikliği
ve – de – veya
Ekonomik büyüme ve nüfus artışı, öngörülemeyen veya tahmin edilemeyen
çevresel, sosyal ve ekonomik sonuçlar.

bağlaçlar çıkarıldığında metnin anlatımında bozulma olduğu gibi
• Bağlaçlar tek başlarına anlamı olmayan, görevli sözcüklerdir.
bağlaçlar sözcükler söz gruplarını ve cümleleri birbirine bağlar.
Bağlaçlar başka kelime sınıfların(edat,zarf) geçemez.
Bağlaçlar cümlede öge olamaz.

Basit bağlaçlar
Ve-de-yani-ama-ile

Türemiş bağlaçlar.:yalnız
Birleşik:ya da veya

3.ve 4.metin
1.metinlerde geçen ‘’varmıdır,yoktur,yoksa,öyleyse,değil mi,desem ki’’ifadeleri ihtimal anlamı taşımaktadır.bu ifadeler metindeki cümleleri ihtimal anlamıyla birbirine bağlamakla görevlendirilmiştir.

4.ETKİNLİK
—-3 metindeki bağlaçlar çıkarıldığında metnin anlamında bozulma olduğu görülür.çünkü bağlaçlar,cümleleri,kelime ve kelime gruplarını anlam olarak birbirine bağlamakla görevi sözcükler oldukları için bağlaçlar çıkarıldığında metindeki bu anlam birliği de bozulacaktır.
—bazı bağlaçlrın yerine başka bir bağlaç kullanılabili.örneğin ve bağlacının yerine ile bağlacı veya bağlacının yerine ya.. ya bağlacı bile bağlacının yerine dahi bağlacı kullanılabilir.

—-ve ,ile bağlaçlarının yerine virgül,ama,fakat,çünkü,de bağlaçlarının yerine de noktalı virgül kulanılabilir.

5.ETKİNLİK
ZAMAN BİLDİREN KELİMELER
Anda—verip—bir nisan akşamı—günlerden sonra bir gün –sonra-sesimi tekrar duyduğun gün

BİRLEŞİK BAĞLAÇLAR
Doğar—toplarlar—-yardımlaşır—-arıyorum—düşmüşüm—sürdüm—kopardım—karşılayacak—

—zaman bildiren kelimler ve çekimli fiiller metnin anlamını zaman bakımından etkilemiştir.

sayfa 194

1.mülakatı yapan kişi ile attila ilhan’ın resmi bir hitap ve dinleyiş tarzları vardır.mülakatta bu resmiyet önemli bir özelliktir.

2.metinde gerçekleşen iletişimde görme ve işitme duyularının etkin olarak kullanılması mülakatı olumlu yönde etkilemiştir.

3.mülakatı gerçekleştiren kişi attila ilhan’a sorularını yöneltirken resmi bir üslup kullanılmıştır.

4.attila ilhan ,sorulara cevap verirken aynı resmiyetin içinde samimi bir üslup kullanmıştır.

5.metnin giriş bölümündeki tanıtımdan anlaşıldığı kadarıyla röportaj bir televizyon veya radyo programında gerçekleştirilmiştir.

6.karşılıklı konuşmalar bağlama ve konuşan kişilere göre değişir.

7.mülakatın uzun yada kısa olması yapılan söyleşinin niteliğine göre değişebilir.
sayfa 195

1.metinde yazar kış aylarını ,günlerinin kısa olması sebebiyle sevmediğini ancak kışın soğuğundan şikayetçi olmadığını dile getirmiştir.

2.yazar düşüncelerini sıralarken okuyucuyla sohbet havası içerisinde,samimi bir üslup kullanmıştır.

3.ETKİNLİK

GELDİĞİ GİBİ:
gönderici:yazar
ileti:kış ayı ile ilgili düşünceler
kanal:yazı
alıcı:kuyucu
bağlam:metin

ATTİLA İLHAN ‘LA MÜLAKAT

gönderici:mülakatı yapan kişi attila ilhan
ileti:sorular-cevaplar
kanal:öz
alıcı:attila ilhan mülakatı yapan kişi
bağlam:mülakat

*mülakat metninde iletişim soru-cevap şeklinde gerçekleştirildiği için söyleşmeye bağlı bir anlatımla iletişim gerçekleştirilmiştir.”geldiği gibi”metninde ise yazar iç konuşmaya (monolog)dayalı bir anlatım gerçekleştirmiştir.

sayfa 196

4.ETKİNLİK
*metnin anlatımında jest ve mimiklerin kullanılmasının anlatımı daha doğal ,daha etkili bir hale getirdiği vurgulanır.

5.ETKİNLİK

*verilen cümlelerde geçen ”hay hay”ifadesi olur,tamam,peki anlamlarına gelecek şekilde bir düşünceyi ,”hay Allah!”ifadesi ise bir duyguyu dile getirecek şekilde kullanılmıştır.

*metinlerde geçen ”keratalar ,vuuu,üşüdüm,hele şimdi ,değilsiniz ya,ah,hay hay ,ibey,arabacı ,bravo ”gibi sözcükler bir duyguyu ifade ederek ,seslenme anlamı taşıyarak ünlem görevinde kullanılmıştır.

sayfa 197

1.metinde yapılan bazı söz ve anlam tekrarları anlatımı daha etkili hale getirmek ve bazı ifadelere dikkat çekmek amcıyla yapılmıştır.

7.ETKİNLİK

YALNIZ ÇOCUĞUN AZABI :ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm. Bende onların arasındayım ve onların arasında büyüğümde yoktu.. Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşımdan beri çekiyordum.

Bende buradaki pek çok çocuk gibi nice muayene odalarının önünde yıllarca bekledim. Artık benim yanımda büyüğümde yok, artık ondört yaşımdayım. Yalnız başıma demir parmaklıklı kapıyı geçip 9.Hariciye Koğuşu’na doğru ağaçların sağlığını kıskanarak yürür, içimi ürperten bu dehlize birazda korkarak girerdim

11. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (2011-2012)

2010 – 2011 EKOYAY 11.SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ CEVAPLARI (YENİ KİTAP – YENİ MÜFREDAT)

Sayfa 12 Hazırlık bölümünü siz kendinize göre yapıyorsunuz.

Sayfa 2o / 2.Etkinlik

Anlatmaya bağlı metinler : Çocuklar, Okyanuslarda yaşam ve Küçük Kızım Su’ya
Göstermeye bağlı metinler : Oyunculuk Sınavı

3.Etkinlik

Metinleri anlatımına göre sınıflandırdım . .

Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Ortak özellikleri :

- İnsana özgü bir gerçekliğin kurmacanın imkanlarıyla yorumlanması, dönüştürülmesi
- Bir olay örgüsünde birleşip bütünleşerek bir araya gelen kişi, mekan, zaman gibi ögeler yardımıyla insana özgü soyut gerçekliğin somutlaştırılmasıdır.

Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Farklı özellikleri :

Anlatma ve gösterme kelimeleriyle ifade edilen anlatma biçimlerindedir.


Çocuklar:
Yazılış Amacı : Okuyucuyu kendi kurduğu dünyaya çekmek.
Gerçekliği: Kurmaca
İşlevleri: Sanatsal

Okyanuslarda Yaşam:
Yazılış Amacı: Bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
Gerçekliği: Gerçek
İşlevleri: Bilimsel

Oyunculuk Sınavı:
Yazılış Amacı : Sahnelemek.
Gerçekliği: Kurmaca

İşlevleri: Sanatsal
Sayfa 20: 2.Etkinlik
Anlatmaya Bağlı Metinler: Küçük kızım Su’ya, Çocuklar, Okyanusda yaşam
Göstermeye bağlı metinler: Oyunculuk sınavı

2010 Yılı 11.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Ekoyay Yayınları) (Yeni Kitap) Sayfa 21: 3.Etkinlik
Anlatmaya bağlı eserler ile göstermeye bağlı eserlerin benzerlik ve farklılıkları:

Benzerlikleri:
1. Her iki tür de bir olay çevresinde gelişir. Bu temel olayın etrafında daha küçük çapta gelişen olaylar yer alır.
2. Her iki türde de insanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir.
3. Olaylar belirli bir zaman diliminde geçer.
4. Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin kahramanları denir. En çok etkilenen varlığa eserin başkahramanı (başkişisi) denir.
5. Olayın serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Yani olayın bir başlangıcı, gelişmesi ve sonunda da çözümlenişi vardır.
6. Ele alınan olayların anlaşılması için tasvirlere ya da dekorlara yer verilir.
7. Metinlerin bir yazarı vardır.

Farklılıkları:
1. Anlatmaya bağlı türlerde olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır. Bu anlatıcı olayı ilahî bakış açısıyla, kahramanın bakış açısıyla ya da gözlemci bakış açısıyla anlatır.
2. Göstermeye bağlı eserlerde, sosyal hayatta karşılaşabileceğimiz olaylar sahnede gösterilir.
3. Eserdeki olaylar aktör (erkek oyuncu), aktris (bayan oyuncu) adı verilen oyuncular tarafından canlandırılır. Sosyal yaşamın ve insan karakterinin eleştirisi yapılır.
4. Bu iki tür arasında kullanılan dil ve anlatım biçimi de birbirinden farklıdır. Anlatmaya bağlı eserlerde uzun ve kurallı cümleler kullanılırken göstermeye bağlı eserlerde günlük konuşma dili kullanılır. Cümleler daha açık ve kısadır. Söylenen sözün izleyici tarafından anlaşılması beklenir, bunun için daha açık ve kısa cümleler kullanılır. Konuşma dilinin canlılığı sahnede yansıtılır.

2010 Yılı 11.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Ekoyay Yayınları) (Yeni Kitap) Sayfa 21 (4.Etkinlik) Cevapları
4.ETkinlik Küçük kızım Su’ya adlı parça lirik anlatım ile anlatılmıştır.
COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

Özellikleri:
1.Lirik anlatımda dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır.
2.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro türlerinde kullanılır.
3.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.

Çocuklar adlı parça Mizahi Anlatım ile anlatılmıştır.
MİZAHİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.
2.Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir.
3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar, durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
6. Roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır.
7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır.(sanatsal, edebi işlevlerde kull.)

Okyanuslarda Yaşam adlı parça ÖĞRETİCİ ANLATIM türüyle yazılmıştır.


ÖĞRETİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
5.Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
9.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
10.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
13.Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

SayFa 27

7. etkinlik:

8 etKinLik:
selçuktan öte :Gezi yazısı- gönderqesel metin türüdür.
beş kanqal sucuk:Öykü-heycana baglı metin türüdür.
fahriye abla:Şiir- şiirsel metin türü.
eski zamanlarda ramazan hazırlıqı:Anı-heycana baglı metin türüdür.

9. etkinlik :

Roman, hikaye ve masalların anlatımı öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimindedir.

@font-face { font-family: “Cambria Math”; }@font-face { font-family: “Calibri”; }@font-face { font-family: “Lucida Sans Unicode”; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: “Calibri”,”sans-serif”; }.MsoChpDefault { }.MsoPapDefault { margin-bottom: 10pt; line-height: 115%; }div.Section1 { page: Section1; }
Sayfa 29
11 etkinlik
küçük ünlü uyum adlı metin türünün dili qönderqeseldir çünkü bir konu hakkında okuyucuya bir bilgi vermektedir.

12.Etkinlik
kelimeler gerçek anlamda kullanılır.
dil göndergesel işlemde kullanılır.,
amaç bilgi vermektir.
nesnel ifadeler kullanılır.
kurgular degil gerçekler dile getirilir.
kanıtlanabilirdir.
sade ve açık bir dil kullanılır.

13.Etkinlik
Öğretici Metinler
-Amaç,okuyucuya bilgi vermektir.
-Gerçekler dile getirilir.Nesnel tutum vardır.
-Acıklayıcı anlatım ön plandadır.
-Dil açık,sade ve anlaşılırdır.
-Dil göndergesel işlevde kullanılır.

Sanat Metinleri
-Estetik zevk vermek amacıyla yazılmıştır.
-İleti metnin içinde eritilerek verilir.
-Olaylar kurmacadır.Düş gücümüze
yeni açılımlar kanzandırır.Öznel tutum vardır.
-Öyküleyici ve betimleyici anlatım vardır.
-Hayal ve mecaz anlatım vardır.
-Dil sanasal(şiirsel) işlevde kullanılır.

30. sayfa
14.etkinlik
Sanatsal metinler : Öykü,roman,deneme,anı,gezi yazısı ,şiir,masal,fıkra,mektup,tiyat ro,destan.
Öğretici metinler : söyleşi,eleştiri,makale,haber, biyografi

Sayfa 32
-heycana bağlı
-öğretici ve sanatsal
-öyküleyici ve betimleyici
-öğretici

2)
-D
-Y
-D
-D
-D
-D
-Y

3)
1-
2-
3-D
4-A
5-D
6-C
7-B
8-D
9-C

Sayfa 34
1-Edebi
2-C
3-D
4-B
5-C
6-A
7-A
8-C
9-C
10-B
11-C
12-B
13-B
14-D
15-
16-

Sayfa 37
anlama ve yorumlama

1>yazma aliskanligi gelisir kendini dah iyi tanir.
2>
3>eksik yönlerini görür rahatlar

8.Etkinlik
gerçek anlamli:ekmek,süt,köfte
metne kazandirdiklarI: Olayin gerçekten yasandigi

mecaz anlamli:bayilmak,atmak,ismarla mak, hava yapmak

metne kazandirdiklari:farkli kavramlari ve durumlari karsilayabilmek için kullanilmistir



Sayfa 38
1.}bosluk doldurma
.günlük
.duygu ve düsüncelerin

2.} dogru-yanlis
.y
.d
.y
3.} nurullah ataç
4.}gözlemin pek öneminn olmamasi

9.eTKINLIK
ses düsmesi:kayboldu, resmi, kahvalti

sebebi:ünlüyle basalyan ek almasi

ses türemesi:evde-y-im

hava-y-i

masa-y-i
radyo-s-u

sebebi:yardimci sese ihtiyaç olmasi

Sayfa 40-49 Arası
@font-face { font-family: “Cambria Math”; }@font-face { font-family: “Calibri”; }@font-face { font-family: “Lucida Sans Unicode”; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: “Calibri”,”sans-serif”; }.MsoChpDefault { }.MsoPapDefault { margin-bottom: 10pt; line-height: 115%; }div.Section1 { page: Section1; }

Hazirlik
2- Insanlar eski fotograflarina baktiklarinda genelde hüzünlenirler
3- Insanlar yasadiklari önemli anilari unutmamak, daha sonra hatirlamak amaciyla kayit altina alirlar
Inceleme
1- Ani metninin ortak özellikleri açik, sade, abartisiz, objektif anlatim
2- Incelenen anida anlatici ile yazar aynidir Çünkü ani yazarin kendi hayatidir
3- Incelenen anida anlatici konuyu birinici agizdan almistir Yani metinde kahraman anlatici vardir “Kus çalisti ben seyrettimAramamya basladim,”gibi cümleler
4-Anilarin sade, açik vede içten bir anlatimi vardir Olaylar abartilmadan yansitilir Ayrica anilar ögretici bir nitelik tasidiklari için objektif eserlerdir

4 Etkinlik
@font-face { font-family: “Cambria Math”; }@font-face { font-family: “Calibri”; }@font-face { font-family: “Lucida Sans Unicode”; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: “Calibri”,”sans-serif”; }.MsoChpDefault { }.MsoPapDefault { margin-bottom: 10pt; line-height: 115%; }div.Section1 { page: Section1; }
Ani yazarin anlattiklarini kanitlayabilmek için anlkattigi zamnala ilgili her türlü kaynaktan yararlanabilir

5 Etkinlik
Incelenenanida yazar çocuklugunda dogadaki bazi hayvanlar hakkinda ki gözlem ve izlenimlerini anlatmistir Yazar bunu yaparken kendi bilgi ve gözelemlerinden yararlanmistir Anilar bu yüzden objeektif oldukalri için yazildiklari dönemle ilgili belge niteligi tasir

5-Yazarin bilgi ve izlenimlerini dogrudan dogruya anlatmasi metne objektif ve inandiricilik katmistir
7- Metinde dil agirlikli olarak göndergesel islevde kullanilmistir

6 Etikinlik
Metinde geçen geçinmeki, yüregi vurmak, çekistirmek gibi mecaz nallmali sözcükler farkl durumlari karsilayabilmek için keullanilmistir

7 Etkinlik
Çagrisim ve duygu degeri insandan insana degistigi için bazi insanlara ormanyesili,
degirmen-bereketi,
yuva-aileyi,
agustos böcegi-tembelligi,
ses-dogayi,
agaç oksijeni çagiristirabilecegi gibi bazi insanlarda farkli farkli seyleri çagiristirabilir

8 Etkinlik
Verilen anida anlatici ilke aynidir Çünkü ani yazarin kendi hayatidir ve”ben” etrafinda anlatilir

9 Etkinlik
Ani türününü özellikleri
*anilarin ögretici yanlari vardir
*anilar ilgi çakici bilinir nitelikte olmalidir
*anlatici yazarin kendisidir
*objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge niteligi tasir
*yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir

10 Etkinlik
Metinde geçen birgün ertesi yaz, biraz sonra, buraya gibi sözcükler yer-yön zaman zarfi olarak kullanilmistir Bu zarf metinde kanitlama ve amaçli kullanilmistir

12 Etkinlik
Ses Düsmesi
seyrettim
kivrilip
agzi

Ses türemesi olan kelimeler
baktikça
büyükçe
yüksekçe

Ses Benzesmesi olan kelimeler
vuruyor
birisi
anlamadim

Ses Düsemesinin sebebi: Iki heceden dar ünlü(i,i,u,ü)bulunan bazi sözcüklerünlü ile baslayan bir ek aldiginda iki ünlüde bu dar ünlü düser
Ses benzesmesinin Sebebi: Sonunda p,ç,t,k,f,h,s,s sert ünsüzleri bulunan bazi sözcükleri; c,d,g(g) yumusak ünsüzleriyle baslayan bir ek ladiginda bu c,d,g(g) sesleri sertleserek ç,t,k olur

13 Etkinlik
Günlükler yasanan olaylarin tarihi atilarak, günü gününe yazildigi bir türdür Anilar ise görünenelerin ve izlenimlerin arada zamna geçtikten sonra kaleme alindigi bir türdür Iki türde de içten samimi bir anlatim vardir Tema olrak yasanan olaylar islenir Objektif bir nalatimlario vardir Anilarin ögretici bir yazi varken günlükler okuyucu için yazilmaz

14 Etkinlik
Okunan ani metninde Atatürk’ün sanat ve sanatçi sevgisi dile getirilmeye çalisilmistir

17Etkinlik
Cümleleri hazirlarken anlamlarin ilghi çakici, ögretici bir tür oldugunu, yazarin ani yazarken objektif abartisiz olamasi gerektigini unutulmamalidir

Ölçme ve Degerlendirme
1) D-D_Y
2) A sikki
3) Magosa HatiralariNamik Kemal
Sehir MektuplariAhmet Rasim
Türk’ün atesle imtihaniHalide Edip Adivar
Bogaziçi Yalilari Abdülhak Sinasi Hisar
Edebiyatçilar Geçiyor Halit Fahri Ozansoy
Hac Yolunda Cenap Sehabeddin
Saray ve Ötesi Halit Ziya Usakligil
4) D sikki
5) D sikki
6) E sikki

SAYFA 52:
2.GÜNCE(GÜNLÜK)
HAZIRLIK:
İlk iki soruyu kendi düşüncenize göre cevaplayınız.
3) İnsanlar yaşadıklarını günü gününe yazarak yazma alışkanlığı kazanır.Bu alışkanlık da kişinin yazma yeteneğini geliştirir, kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur.

SAYFA 56
1.ETKİNLİK
GÜNLÜK ÖRNEKLERİ:
TURGUT UYAR’DAN
30.01.1956
Az konuşur olmayı, suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak, kendini gizlemek gibi geliyor bana.
27.02.1956
İzinliyim. Boşum. İlgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk, bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun, yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamamızdan gelecek gelecekse.
3.1.1956
Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme, aslı harâbım senin firâkında” dizesi, bir bakıma, bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde, yeni bir duygu, yeni bir söyleyiş sayılamaz mı?
Geçmiş ozanları, duygularının, söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yeni, biçimler, duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri, dolayısıyla bu duyguları, ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz. Öyleyse, iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.
(Günlük-kitaplaşmamıştır)
CEMİL MERİÇ’TEN
26.2.1963
Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlar da var…
Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar.
Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.
(Jurnal – Cilt 1)
Bu metinlerde yazarlar kişisel gözlem ve dikkatlerini metinlere yansıtmış, doğal, içten yalın bir dil kullanmışlardır.Samimi ve kişisel duyarlılığı yansıtan bir anlatım tavrı takınmışlardır.

GÜNLÜK TÜRÜNDEKİ METİNLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Kısa yazılardır.
Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
Yazarın yaşamından izler taşır.
Olaylar tarih atılarak günü gününe yazılır.
Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır
İnandırıcı, içten ve samimidirler.
Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır
Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.

2.ETKİNLİK
“Görkemli bir görünüşü var buradan Paris’in Her yer cetvelle çizilmiş gibi.Ne kadar her şeyin hesaplı kitaplı yapıldığını buradan bakan bir göz daha iyi anlıyor.Gözü rahatsız eden hiçbir mimari kusur pek göremiyorsunuz.Caddeler, bulvarlar, sokaklar bıçakla kesilmiş gibi…”
“Parisliler çok bahtiyar, o kış kıyametlerde bu sıcacık tertemiz gayet sıhhi havalana metrolarda evlerine gidip geliyorlar.Bir de bizim zavallı İstanbulluların çektikleri”
“Demek ki karşınızdaki millet vatan için ölenleri unutmuyor, isimlerini bir gelenek halinde mermere tunca işliyor.Yetişen nesil vatan ve millet için ölmenin en şerefli olduğunu Paris’i dolaşırken her adımda yaşıyor olmalı….” gibi cümleler yazarın gözlemlerini yansıtıyor.
Yazar gördüklerini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattığı için günlüklerde gözlem ve kişisel dikkatin önemi vardır.
Yazar gözlemlerini anlatırken izlennimlerine de yer vermiştir.”Parisliler çok bahtiyar, o kış kıyametlerde bu sıcacık tertemiz gayet sıhhi havalana metrolarda evlerine gidip geliyorlar.Bir de bizim zavallı İstanbulluların çektikleri” cümleleri bu izlenimlere örnek olabilir.

3.ETKİNLİK
Günlük yazıları içsel konuşmalardır.Günlüklerde anlatım yalın içten gözlem ve izlenimleri yansıtan bir şekildedir.
Günlükler insanın dertlerini, kederlerini, sevinçlerini kısaca tüm duygularını yansıtır.Günlük tutmak bir nev’i kişinin içsel konuşmasıdır.Gözlemlerinin ve izlenimlerinin içinden yankılanmasıdır.İnsan bazen kimseye anlatamadığı durumları sadece günlüğüyle paylaşır.Günlüğünü bir arkadaş bir sırdaş olarak görür..

4. ETKİNLİK
Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.
Yararlanılmıştır, çünkü yer ve tarih belirtilmiş.

SAYFA 57
5.ETKİNLİK
Kısa yazılardır.
Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
Yazarın yaşamından izler taşır.
Olaylar tarih atılarak günü gününe yazılır.
Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır
İnandırıcı, içten ve samimidirler.
Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
Yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır
Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.

6.ETKİNLİK:
ANLATIM TÜRLERİ BU ANLATIM TÜRÜNE ÖRNEKLER
Avrupa Yolculuğu:
Öyküleyici anlatım: “Yağmur olanca şiddetiyle bastırdı,genişçe bir çınarın altına sığındım
Açıklayıcı anlatım “Bizim postanelerde bulunmayan birçok yenilik var.parayı atıyorsunuz attığınız paraya göre pul düşüyor.”
Betimleyici Anlatım:”Bandırmada’yız,sahil boyunca yayılmış yamaçlara tırmanmış şirin bir yer…”
” Muhteşem bir kubbeyi tutan sütunlarla heykellerle büyük renkli duvar tablolarıyla süslü elliyi aşkın turistle birlikte…”

ÇALIKUŞU:
Öyküleyici anlatım: “Bugün akşama doğru bir Çeçen arabasıyla Zeynilere geldim.”
Betimleyici anlatım:”Beyaz peştemalını, taşlıklar, safalar ve merdivenlerde kendine göre bir ahenkle sürüdüğü şıp şıp terliklerini çıkarmış,arkasına soluk çuhadan yakası kapalı uzun ir ceket, ayaklarına imam galoşları giymişti.”

7. ETKİNLİK:
Kişilerin kaleminden günü gününe yazılan günlükler, tüm gerçekliğiyle yaşamı yansıtan birer ayna olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Günlükler, insanın iç dünyasını kurgusuz bir biçimde sergileyerek günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı bilgilere birinci elden ulaşmamızı sağladıkları gibi, yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihsel belgeler olarak da önem kazanırlar. Ayrıca insanlar yaşadıklarını günü gününe yazarak yazma alışkanlığı kazanır.Bu alışkanlık da kişinin yazma yeteneğini geliştirir, kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur.

8.ETKİNLİK:
Bazı cümlelerde anlatım bozuklukları olmasına rağmen metin için açık, duru, yalın ve akıcı diyebiliriz.

SAYFA 58
9.ETKİNLİK
Metindeki yan anlamlı sözcükler: “bacak” sözcüğü
Mecaz anlamlı sözcükler ve sözcük grupları: “tatlılıkla,sarılı,sızdırmak, yol,hesaplı kitaplı yapmak, serilen, düşüncelerin kucağı, uzanan…”
Gerçek anlamlı sözcükler: “Caddeler, bulvarlar, sokaklar,garaj, meydan, yağmur, Beyazıt Kulesi, turist, kart, sembol, eşya…”
*Bu mecazlar farklı durum ve olayları ifade edilmek için kullanılmıştır.

10.ETKİNLİK:
Anlatım bozukluğu olan cümlelerin düzeltilmiş halleri:
“Gözü rahatsız eden mimari hiçbir kusur göremiyorsunuz.” (sözcük yanlış yerde kullanılmış,pek de gereksiz)
“Bavullarmızı, çantalarımızı hazırlayıp evden çıktık; ya da “Bavullarımız, çantalarımız hazır(dı), evden çıktık.”
“İlk kocam fazla içiyordu, bir düşme sonucu (kocamın) ayağı kırıldı…” (tamlayan eksikliği)
“Parislilerin ‘Tour Eiffel’ dedikleri ‘Eyfel Kulesi’ yakından bakınca hele dört bacakları (bacağı) altına gelince…” ( tamlama yanlışlığı) (Katkıları için Yusuf Taştan’a teşekkürlerhttp://img.frmtr.com/images/smilies/smile.gif

11.ETKİNLİK
Günlüklerde dil göndergesel ve heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır.Örnekler:
Bu gezimi günü günüe not edeceğim.( göndergesel işlev)
Ben 2.kat bileti aldım.(göndergesel işlev)
Ne yapsın mübarek adamcağız! (heyecana bağlı işlev)

12.ETKİNLİK
Sözcükler: Ses Olayı Oluşma nedeni
nasıl > ünlü düşmesi ne+asıl birleşmesi nedeniyle…
seyrediyorum >ünlü düşmesi,ünsüz yumuşaması seyir ismi yardımcı eylemle(et-)birleştiğinden
sıcacık> ünsüz düşmesi süreksiz sert ünsüzle biten sözcüğe küçültme eki geldiğinden
küçücük : ” ” ” ” ” ” ” ” ” “
kitaplığa : ünsüz yumuşaması sonu süreksiz sertle biten sözcüğe ünlü ile başlayan ek(yönelme eki)gelmesi
işlemekte : ünsüz sertleşmesi(benzeşme) süreksiz sert ünsüzün (k) yanına (d) yumuşak ünsüzle başlayan ek gelmesi
paraya : kaynaştırma harfi(y) iki ünlü yan yana gelmediği için araya kayn.harfi gelmiş

SAYFA 59
ANLAMA-YORUMLAMA
1) Yazar bu metni Avrupa yolculuğunu günü gününe not etmek, günlük yazı türünün nasıl bir sonuç vereceğini denemek amacıyla yazmıştır.
2)”Dar atmak” , “dehşetli zevklenmek”, “müeessese”, “hüviyet” gibi sözcükler dönemin dil özellikleriyle ilgili söyleyişlerdir.

3) ANLATMAYA BAĞLI TÜRLERLE GÜNLÜK METNİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
1) Olay çevresinde gelişirler.
2) Olaylar belli bir zaman diliminde geçer.
3) Yer, zaman kişi ögeleri vardır.
4) Betimleyici, öyküleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.
5) Zihniyet unsurlarından etkilenirler.
6) Metinlerin bir yazarı vardır.
7) Olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır.
4) Yazarın anlattıkları günümüzde anlam değerini korumaktadır.Çünkü bu günlükten yazarın o dönem Avrupasıyla ilgili gözlem ve izlenimlerini öğreniyoruz.

SAYFA 60
13 .ETKİNLİK
“Beylik Sözler” metninde yazar eleştirel , sert bir üslup kullanılmış.Ayrıca tilcik,tüz,gönenmek gibi öz Türkçe sözcükleri kullanması yazarın dil anlayışında takındığı tavrı da göstermektedir.Avrupa Yolculuğu metni ise yazarın gezip gördüğü Paris’le ilgili gözlem ve izlenimlerini anlattığı bir metindir.
5) Yazar kendisine ilginç gelen, gezdiği gördüğü yerlerle ilgili belirgin ve ayırt edici durumlara günlüğünde yer vermiştir.
6) Yazar gezip gördüğü yerlerle ilgili gezi günlüğü tuttuğundan dili son derece açık, yalın ve sadedir.
7) Her okur kendi bilgi birikimine kültür düzeyine göre metinden çeşitli anlamlar çıkarabilir.
8) Metnin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri belirtiniz.

14.ETKİNLİK
Yazacağınız günlükte mutlaka yer ve tarih belirtmeye, içten,yalın özlü bir üslup kullanmaya dikkat ediniz.

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1) * öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.
* gezi yazısı, hatıra, roman ,hikaye
2)* (Y) “hemen”den kasıt günü gününe ise doğru cevap (Y)soru maalesef ki açık uçlu!(E.F)
*(Y)
*D)
3) (D)
4) (D)

OKUL DIŞI ETKİNLİK
SABİHA GÖKÇEN ANLATIYOR
“Bir Köylü Kadın ve Atatürk”
Gazi Çiftliği’nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu;
- “ Merhaba nine”
Kadın Ata’ nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- “Merhaba” dedi.
- “Nereden gelip nereye gidiyorsun?”
Kadın şöyle bir an duraladı;
- “Neden sordun ki?” dedi. “Buraların sahabisi misin? Yoksa bekçisi mi?”
Paşa gülümsedi;
- “Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi sen nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?”
Kadın başını salladı;
- “Tabii söyleyecem beyim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindenim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ ya geldim.
- “Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?”
- “Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da…. Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angara’ ya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.”
- “Senin Gazi Paşa’ dan başka bir isteğin var mı?”
Kadının birden yüzü sertleşti.
- “Tövbe de bey tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki… O, bizim vatanımızı kurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağ ol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım edive de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyive.”
Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;
- “Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır… Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum;
- “Anacığım” dedim, “sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk iste karşında duruyor.”
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü Ata’ nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e uzattı;
- “Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.”
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
- “Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.”
Bu anıdan Atatürk’ün milletine verdiği değeri ve önemi anlıyoruz.
17Mart 1923 Tarsus:
Mustafa Kemal İstasyon’dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O’nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.
Milli Mücadele’deki çete giysili bir kadın, Atatürk’ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
- “Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!”
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.
Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
- “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.”
Atatürk Türk kadınına çok değer veren bir liderdi.
“Bunlar bir gün olacaktır…Görürsünüz,işitirsiniz…”
Prof.Dr.Afet İnan “Atatürk hakkında hatıra ve belgeler” adlı kitabında ilginç bir hatırasını naklediyor.
Atatürk 09 ocak 1936 Perşembe günü, dil ve tarih coğrafya fakültesi’nin açılış dersinde okuması için afet İnan’a : “tarih belgelerinin ilerideki keşifleri buna dayanacaktır.Her tarihi kişinin söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz.” diyerek yazıyı verir. Buna karşılık Afet İnan :
“Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek keşfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemeyeceğimi” kendisine söylediğim zaman canı sıkıldı ve şöyle dedi :
“Bunlar bir gün olacaktır…Görürsünüz,işitirsiniz…”
Atatürk ileri görüşlü bir liderdi.

SAYFA 61 – 3.ANI
HAZIRLIK
*Yaşadığımız her şeyden aynı şekilde etkilenmeyiz.Bazı olaylar ve durumlar bizi çok az etkiler veya hiç etkilemezken bazıları da bizde derin izler bırakır.Yıllar geçse de o olay veya durum hafızamızda tazeliğini korur.
*İnsan sosyal bir varlık olarak sürekli iletişimde olduğu için yaşadığı bazı olay ve durumları başkalarına anlatma, bunları paylaşma ihtiyacı duyar.
*Bir olayı yaşayan birinden dinlemek o kişinin yaşadığı olayla ilgili bilgi, gözlem ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatması bakımından inandırıcıdır.
*İlginç bir anısı olan biri mutlaka vardır çevrenizdehttp://img.frmtr.com/images/smilies/smile.gif))
*Dinlediğiniz anılarda anlatıcı kahraman anlatıcı (olayı 1.derecedden yaşayan kişi) olduğu için bireysel duygu ve düşüncelerini, kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.Bir olayı onu başkasından duyan birinin anlatmasıyla olayı bire bir yaşayan birinin anlatması arasında fark vardır.

1.ETKİNLİK
ANI ÖRNEKLERİ
Çanakkale Geçilmez.
10 Ağustos 1915. Conkbayırı’nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım:
- Mutlaka düşmanı yeneceğinize inanıyorum ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın şeklinde olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20 -30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı’ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 4:30 da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. “Allah Allah” sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yıkıyordu.
Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde bulunan saat param parça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpmıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumla kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
Aynı günün gecesi, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa’ ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendisi de alıp cep saatini bana hediye etti. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale’ nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.
(Alıntıdır)

ANI ÖRNEĞİ-2:
Aa sen çok oruç tutmuşsun!
Anne-babam çalıştıkları için yazları beni memleketimiz Amasya’ya bırakırlardı. Ramazan da yaza denk geliyordu. İlkokul 1 ya da 2. sınıf dönemlerimdi.
O zaman çöl sıcağı vs. gibi yakınmalar bilmezdik; ama hava gene çok sıcaktı! Her gün oruç tutmak ister sahura kalkardım; ama bir türlü sonunu getirmek kısmet olmazdı. Çünkü akrabalara emanettim ve kimse bana kıyamazdı. Her gittiğim yerde “Oruç musun?” diye sorarlardı. Evet cevabını duyunca da şöyle diyaloglar yaşanırdı: “Ne zamandır yemedin? Sabah kalktıktan beri yemedim. Acıktın mı? Evet. Aa bu saat olmuş sen çok oruç tutmuşsun!” Hiç bana sormadan sofra hazırlanır ve ben de karşı koyamaz bi güzel kahvaltımı ederdim. Öğlen olunca yine aynı diyaloglar yaşanır. Öğle yemeğini de yedirirlerdi! 1 hafta kadar sonra da artık “çocuklar sahura kalkınca oruç tutmuş sayılırlar” fikri daha mantıklı gelmeye başladığı için günler böyle devam edip giderdi. Zayıf ve çelimsiz bir çocuk olduğum halde Amasya’da geçen günlerden sonra semirmiş bir çocuk olurdum. Murat Öz

ANI ÖRNEĞİ-3
O kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu
Okul Aile Birliği başkanlığı yaptığım bir dönemde okulumuzdaki fakir öğrencilerin ailelerine Ramazan nedeniyle gıda yardımında bulunmak üzere bir çalışma programı düzenledik.
Çevremizdeki hayırsever insanlardan toplayabildiğimiz kadar gıda maddesi topladık. Bunları düzenli bir şekilde paketler oluşturduk ve dağıtıma hazırladık. Fakir öğrencilerimize gizlice velilerinin iftarla teravih namazı arasında okula gelmesini söyledik. Dağıtımlarımız devam ediyordu ki bir ara kimse kalmadı, ben de hava almak için dışarı çıkmıştım. Bir velinin okulun etrafında dolaştığını, bir türlü içeri gelmediğini gördüm. Hemen kestirmeden önüne çıktım ve birisini mi aradığını sordum. Mahçup, utangaç bir ses tonuyla bana toplantı için okuldan çağrıldığını söyledi. O saat de toplantı olmadığını bildiğim için gıda yardımı almaya geldiğini anladım. “Sizi ben çağırdım.” diyerek içeri götürdüm ve eline gıda paketini uzattım. Fakat o kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu ve gözleri doldu. Paketi aldı ve birisi görecek mi diye hızlı hızlı adımlarla hiç sağa sola bakmadan karanlıkta kayboldu. Bu olay beni çok etkiledi. Her Ramazan ayında unutamayacağım bir olaydı.

ANI ÖRNEĞİ-4
HİLMİ YAVUZ’DAN YAHYA KEMAL ANISI:
İlk gençlik yıllarımızda İstiklal Caddesi’nde (o yıllarda şimdiki gibi omuz vurup geçenler ya da çantalarını savurarak yürüyenler henüz yoktu o caddede! Ve özür dileme unutulmamıştı!) yeniyetme ‘aylak adamlar’ olarak bir aşağı bir yukarı gezinirken, Tokatlıyan Oteli kahvesinin Cadde-i Kebir’e bakan büyük ve yekpare camlı vitrininde, Üstad’ı görmüştüm birkaç kez. Tıpkı şimdi Yıldız’a taşınmış olan heykelinde göründüğü gibi, iki eliyle bastonuna dayanmış, dalgın, önünden geçenleri seyrediyor gibiydi…
Elbette, Üstad’la tanışmam sözkonusu değildi. Şiirlerinin tümünü neredeyse ezbere okuyabilecek kertede hayranlık duyduğumdan olmalı, o büyük ve yekpare camlı vitrinin önünden geçerken, Üstad orada olsun ya da olmasın, tuhaf bir yürek çarpıntısı hissettiğimi hatırlıyorum. Şiir yazmayı öğrenmeye çalışan bir yeniyetmenin, büyük bir şairin bu kadar yakınından geçmesi! Aramızda o büyük ve yekpare cam vardı sadece…
Bu anılarla okuduğumuz metinde, anlatıcılar kahraman anlatıcıdır ve olaylar “ben” etrafında şekillnmiştir.Açık sade ve içten bir anlatımları vardır.Olaylar olduğu gibi çarpıtılmadan, abartılmadan yansıtılmıştır.İçerik olarak hepsi farklıdır.Hepsinde anlatıcıların yaşadığı farklı olaylar anlatılmıştır.1.anı Çanakkale Savaşı ile ilgili , 2.ve 3. Ramazan ayıyla ilgilidir, 4.de ise Hilmi Yavuz’un Yahya Kemal’le karşılaşmaları anlatılmıştır.

*Beğendiğiniz anıyı okuyup neden beğendiğinizi belirtiniz.
1 – Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
2 – İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
3 – Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
4 – Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve araştırmalarını anlatır.
5 – Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
6 – Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
7-Yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir.
8-Anlatıcı yazarın kendisidir.
9-Açık sade içten bir anlatımı vardır.

2.ETKİNLİK
*Yazarın kendisidir.(kahraman anlatıcı)
*Anlatıcı olaya tanıklık etmiştir.Olay Atatürk’ün çevresinde gelişmektedir.

3.ETKİNLİK
Anlatıcı olayı inandırıcı kılmak için kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatmıştır.
Anılar objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge biteliği taşır.Bunun olabilmesi için de yazarın anlattıklarını kanıtlaması gerekir.

4.ETKİNLİK
Salih Bozok’un anlattıkları bir belge niteliği taşıyor.Çünkü yaşanılan dönemi kendi bilgi, gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak objektif bir şekilde anlatmıştır.

SAYFA 65
5.ETKİNLİK
*Anlatıcı yazarın kendisidir.(Kahraman anlatıcı)
*Yazar başka kaynaklara da başvurmuştur.Duyduğu ve gerçek olduğuna inandığı olayları kaynak göstermiştir.Yazar anılarda her türlü kaynaktan yararlanabilir…
*Bu sorunun cevabı bulduğunuz anılara göre değişebilir.
*Anılarda her türlü kaynaktan yararlanılabilir.Hatıra yazarlarının doğru olanı dile getirebilmek kaygısı ile kaleme aldığı devrelerle ilgili çeşitli belge, mektup günlük dergi ve gazetelerden faydalanabileceği de unutulmamalıdır.
*”Son” başlık metinde “büyük adamlar”, “küçük adamlar” ,”bunalttığı”,”boyun eğmek” “büyük kelimeler” gibi sözcükler mecaz anlamda kullanılmıştır.Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.
*İncelediğiniz metinlerde çağrışım değeri yapan kelimeler şunlar olabilir: Adam yerine saymak,büyük adamlar, küçük adamlar, boyun eğmek” vb…Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.

6.ETKİNLİK
“İzmir’e girmeden önce Dumlupınar,Alaşehir ve Uşak’ta gördüklerimi de yazmak isterim.”
“Gecenin ileri vaktinde yanımdaki odada bir gürültü işittim.”
“Ertesi gün erkenden yola cepheye gideceklerini söyleyerek ona göre hazırlıkta bulunmamı emir buyurdular.” “……. sabah olur olmaz otomobili emirlerine amade bulundurmuştum.
“”Dumlupınar’a karanlıkta geldik.”
“Ertesi sabah eşyamızı Afyon’dan getirttik.” gibi cümlelerdeki altını çizdiğim sözcük ve söz grupları yer ve zaman hakkında bilgi vermektedir.
Bu yer bildiren isimler ve zaman zarfları metinde kanıtlama ve açıklama amacıyla kullanılmıştır.Bu zarfların anıdaki işlevi ise eylemin gerçekleştiği yer ve zamanı bildirmektir.

7.ETKİNLİK
*Verilen parça genel olarak açık bir anlatımın özelliklerini taşımaktadır.Ancak dönemin dil özelliklerine göre Arapça ve Farsça sözcüklerin sıklıkla kullanılması akıcılığı, bazı gereksiz ek ve kelimelerin kullanılması da duruluğu bozmaktadır.
*Metindeki anlatım özellikleri anı türünde bulunması gereken özelliklerdir.

8.ETKİNLİK
Yaptığımız çalışmalar sonucu anı özellikleriyle benzer bir sonuca ulaştık.Anı özellikleri için
(bknz. 1.ETKİNLİK)

9.ETKİNLİK
Mustafa Kemal Paşa… metnindeki anlatım türleri ve bunlara örnekler:
Öyküleyici anlatım:”Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon’a gelmiştik.””Ertesi sabah eşyamızı Afyon’da getirttik.” gibi birçok cümle…
“Betimleyici anlatım”: “Düşmanın bizim kuvvetlerimiz tarafından çevrilmiş olduğunu harita üzerinde göstererek fevkalade memnun ve mesrur (sevinçli) idiler…
Öğretici anlatım:”Başkumandan Muhaberesi oluncaya kadar hiçbir yerle muharebe edilmiyordu.Her tarafta muharebe men olunmuştu.Hatta Ankara’ya da bilgi verilmemişti.Ancak 26 Ağustosta başlayıp 30 Ağustos’ta son bulan muharebeden sonra Ankara’ya bilgi verildi.”
SON metninde
Öyküleyici anlatım: “İki hikaye işittim.”
Öğretici anlatım:””İlim ve vatan adamı olunuz.Hiçbiri yalnız başına ne sizi ne de milletinizi kurtarabilir.”

SAYFA 66
10.ETKİNLİK
İlk metinde “Esir fırka kumandalarından birisi Paşa’nın yanından çıktıktan sonra bize Türkçe olarak kiminle görüştüklerini söyledi.” cümlesinde Türkçe sözcüğünden sonraki “olarak” gereksizdir,bunun çıkartılması gerekir.
Metnin ikinci cümlesinde “Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon’a gelmiştik” cümlesinde anlam belirsizliği var.(Neresi kurtarıldıktan sonra belli değil)
….bir maşa başında gülmekte olduklarını gördüm” cümlesinde “güldüklerini şeklinde olmalıydı.Ol- yardımcı eylemi gereksiz kullanılmış.
“Biz Atatürk’le birlikte 1.Ordu Karagahına gittik.” cümlesinde birlikte sözcüğü gereksiz kullanılmış.”le” edatı zaten birliktelik anlamı veriyor.

11.ETKİNLİK
Metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılsa da alıcıyı harekete geçirme (İçeri gir de neler olduğunu anlatayım.”Kendilerinin istirahatini temin buyurunuz.”) işlevi de bazı cümlelerde görülüyor.
Verilmekten istenen ileti neyse dilin işlevi ona göre düzenlenir.Örneğin metnin yazılış amacı bilgi vermek, aydınlatmak, bir şeyi öğretmekse dil göndergesel işlevde kullanılır.

12.ETKİNLİK
:Uşak’ta > sert ünsüzlerin benzeşmesi (ünsüz sertleşmesi)
çev(i)rilmiş > ünlü düşmesi
hat(t)ı > ses türemesi vardır.
“Mustafa Kemal Paşa….” metnindeki ses olayları ve bunların oluşum sebepleri:

SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİNE ÖRNEKLER:
yatmıştık,gülmekte,hazırlıkta,çıktıktan,anlattı,oc akta,yoktu,bitmiştir,kalktılar,gönderilmişti,görüş tü, etti, konuştuktan, çalıştık…” gibi sözcükler…
Bu ses olayını sebebi ise sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k’ye dönüşmesidir.

ÜNLÜ DÜŞMESİNE ÖRNEKLER:
“emrini, yal(ı)n-ız>yalnız, sey(i)rederken,vak(i)tinde, iler(i)letmek, ay(ı)rılmadı, buyurursanız (ise’nin i’si düşmüş)” gibi sözcüklerde ünlü düşmesi vardır.
Bunun sebebi ise ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.

SES TÜREMESİNE ÖRNEKLER:
hak(k)ıyla > “k” sesi türemiş
ileri-y-e
huzuru-n-a
anlat-a-y-ım> “y” yardımcı sesi türemiş
Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü yan yana gelmesi araya yardımcı ses almasıdır. (ek bilgi: hakkı sözcüğü bu kuralın dışındadır.)

13.ETKİNLİK
Yazılış amacı: İkisi de bir kişinin başından geçen yaşanmışlıkları anlatmak için yazılır.
Ne zaman yazıldığı:Günlükler günü gününe, anılar yaşandıktan sonra yazılır.
Dilin işlevi:Her ikisinde de ağırlıklı olarak göndergesel işlevdedir.Ancak duruma göre diğer işlevleri de unutmamak gerekir.

Dil ve anlatım özellikleri: İki türde de samimi içten bir anlatım vardır.Objektiftirler.
Kullanılan anlatım türleri: Öyküleyici, betimleyici, öğretici anlatım türleri

Anı ve güncenin benzer ve farklı yönleri:
1. Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür.
2. Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
3. Anıların öğretici yanı varken günlükler okuyucu için yazılmaz.
4. Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.
5) İki türde de samimi , içten anlatım vardır.

SAYFA 67
1. Tema: Atatürk’ün hoşgörüsü ve insan sevgisidir.Bu tema Kurtuluş Savaşı döneminde esir düşen Yunanlı kumandalara gösterdiği anlayışla ilişkilidir.
2.Katmamıştır, bu da metnin nesnel anlatımı olduğunu gösterir.
3)Her ikisi de Kurtuluş Savaşı dönemini yansıtmaktadır.
4. Anlatıcı ile yazar aynıdır.Çünkü anılar yazarın kendi hayatıdır ve “ben” etrafında şekillenir.
5) Atatürkle ilgili birçok anıda onun milletini çok seven, milleti için çalışmaktan bıkmayan, azimli kararlı, vatansever, ileri görüşlü, hoşgörülü gibi kişilik özelliklerine sahip olduğunu görürürüz.

14.ETKİNLİK: (cümle içinde kullanmayı size bırakıyorum.)
mesrur: sevinmiş ,sevinçli
nizam: düzen, kuraidadi: eskiden lise derecesindeki okullara verilen ad.
veçhile: yönüyle
amade: hazır
fırka: 1 ) İnsan topluluğu 2) ( Askerlikte )Tümen 3 ) Siyasî parti
nefer: derecesi olmayan er, asker
ihtiyat : Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma
ricat etmek: gerilemek, geri çekilmek
refika: eş, karı, zevce

15.ETKİNLİK: (Bir anınızı yazınız.)
SAYFA 68:
1)* yaşandıktan sonra
*yazarın hayatından
*göndergesel
2) (Y) , (D) , (D) (Y)
3) (D)
4) (C)
5)(C)
6) (A) (EK BİLGİ: paragrafta ‘Mommo-Kız Kardeşim’ filminin yönetmeni Atalay Taşdiken’in Akşam yazarına verdiği söyleşideki cevabını görüyoruz.)
7) (C)

SAYFA 70
4.BİYOGRAFİ(HAYAT HİKAYESİ) OTOBİYOGRAFİ
HAZIRLIK
*Başarılı insanların hayatlarından etkilenebiliriz.Onların bu başarı öyküleri bize örnek teşkil eder, hedeflerimizi büyütmemizi, daha azimli ve gayretli çalışmamızı sağlar.
*Başkalarının yaşam öyküsünü bilenler onların hayattan edindikleri tecrübeler, aldıkları dersler sayesinde kendi hayatlarına yön verebilirler…
*Bir sanatçıyı tanımadan yapıtlarını tam ve hakkıyla tanımak,anlamak mümkün değildir.Çünkü eserler, sanatçıların hayatlarından izler taşır, onların duyuş, düşünüşünü yansıtır.Sanatçıların yaşadıkları olayları, devrinin şartlarını kişilik yapısını ,ailesini, çevresini …bilmek onların yapıtlarını daha iyi anlamlandırmamıza yardımcı olur.Örneğin Mehmet Akif’i tanımadan onun şiirlerini ve manzumelerini tam ve layıkıyla anlayamayız.
*Kendi yaşam öykümüzü yazmanın amacı bunun gelecek nesiller tarafından bilinmesi ve yaşadığımız olaylardan onların ders almaları olabilir…

*ÖNBİLGİ:
Kendi alanlarında ünlü olmuş, siyaset adamı, edebiyatçı, sporcu, bilim adamı, ses, sinema, tiyatro sanatçısı, gazeteci, ticaret adamı gibi kişilerin hayatlarını, neler yap-tıklarını, ülke ve dünya insanlığına neler kazandırdıklarını, hayatlarının önemli başarılarını ve dönüm noktalarını bütünüyle anlatan yazı ve kitaplara biyografi (yaşamöyküsü) denir.
Bir düşünürün, bir sanatçının, bir sporcu ya da tanınmış bir kişinin kendi yaşam öyküsünü anlattığı eserlerdir. Özyaşamöyküsü de denir. Kaynak olarak kişi kendini ve aile büyüklerinden aldığı bilgileri kullanır. Otobiyografi yazmak güçtür, çünkü insanın kendinden söz ederken objektif olması zordur. Otobiyografiler sayesinde o kişinin sanatı, düşünceleri, yaptığı işler hakkında bilgileniriz. Otobiyografiler aynı zamanda iyi bir belgeseldirler. Bu alanda çalışacaklara ve yazarın yaşadığı dönemin özelliklerine kaynaklık eder. Otobiyografileri okumak, insanın kendi deneyimlerine bir yaşam deneyimini, yaşayanın ağzından katmak demektir.

SAYFA 80
BİYOGRAFİ ÖRNEKLERİ
AHMET HAŞİM
1884’te Bağdat’ta doğdu, 1933’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey’in oğlu. Çocukluğu Bağdat’ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul’a geldi. Mektebe-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) yatılı okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoğlu’nun öğrencisiydi. 1907′de mezun oldu. Bir süre Reji İdaresi’nde çalıştı. Bir yandan da Hukuk Mektebi’ne devam etmeye başladı. İzmir Sultanisi Fransızca öğretmenliğine atandı. Hukuk eğitimini bırakıp İzmir’e gitti. 1912-1914 arasında Maliye Nezareti’nde çevirmenlik yaptı. 1. Dünya Savaşı yıllarını Çanakkale ve İzmir’de yedeksubay olarak geçirdi. Mütareke’den sonra İstanbul’a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik ve mitoloji öğretmenliği yaptı. Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi’nde Fransızca dersleri verdi. Düyun-u Umumiye İdaresi’nde, Osmanlı Bankası’nda çalıştı. Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazdı. 1928′de böbrek rahaksızlığının tedavisi için yurtdışına gitti ama iyileşemeden döndü. Şiire lise öğrenciliği yıllarında başladı. İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, özellikle de Tevfik Fikret etkileri görülür. Bilinen ilk şiiri “Hayal-i Aşkım”da bu yönelmelere rağmen yeni bir sanat yönelimi olduğu dikkat çeker. Gençlik şiirleri Mecmua-i Edebiye, Musavver Terakki, Aşiyan, Jale, Musavver Muhit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap dergilerinde yayınlandı. Bu şiirleri kitaplarına almadı. 2. Meşrutiyet’in yazınsal karmaşa ortamında onun şiiri ayrı bir ses olarak kendisini gösterdi. 1921′de basılan ilk şiir kitabı “Göl Saatleri”nin başındaki küçük manzumeler, bu dönemin asıl eserleridir. İzlenimci ressam etüdlerini andıran bu şiirlerle Ahmed Haşim, doğanın özünü sızdırmak ister gibidir. Şiiri, bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan Şeyh Gâlib’in parıltısını taşır. “Göl Saatleri”, “Göl Kuşları”, “Serbest Müstezatlar” ve “Muhtelif Şiirler” olmak üzere dört bölümden oluşan bu kitap Türk şiirinin Yahya Kemal Beyatlı’dan sonraki ikinci kanadını kurar. Beyatlı’nın geniş kesimleri kucaklayan toplumcu ve ulusçu şiirine karşılık Haşim daha dar ama daha derin bir kanalda akmayı tercih eder. İkinci ve son şiir kitabı “Piyale”nin girişinde “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” bölümünde şiirle ilgili görüşlerini açıklar: Şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur. Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir. Düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için sözkonusu olamaz. Düzyazı us ve mantık doğrur, şiir ise algı bölümleri dışında isimsiz bir kaynaktır. Gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. Şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir. Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. Şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir. “Piyale” kitabındaki “Merdiven” ve “Bir Günün Sonunda Arzu” şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim’e saldırılar arttı. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20′nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.
ESERLERİ
ŞİİRLER:
Göl Saatleri (1921)
Piyale (1926)
FIKRA VE SOHBET:
Bize Göre (1926)
Gurabahane-i Laklakan (1928)
GEZİ:
Frankfurt Seyahatnamesi (1933)
ORHAN VELİ KANIK
Orhan Veli Kanık ya da Orhan Veli (13 Nisan 1914, İstanbul – 14 Kasım 1950, İstanbul), Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı.[4] Şair 36 yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı.
Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, hece ve aruz vezinlerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. “Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak” amacıyla yola çıkan Kanık’ın bu arzusu şiirinde kullanabileceği teknik olanakları azaltsa da şair, ele aldığı konular, bahsettiği kişiler ve kullandığı sözcüklerle kendine yeni alanlar oluşturdu.Yalın bir anlatımı benimseyerek şiir dilini konuşma diline yaklaştırdı. 1941 yılında, arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Garip adlı şiir kitabında bu fikirlerinin örnekleri olan şiirleri yayınlandı ve Garip akımının doğmasına sebep oldu. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bıraktı. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde bir mihenk taşı kabul edilir.
Kanık, şiire getirdiği bu yenilikler yüzünden önceleri büyük ölçüde yadırgandı, çok sert eleştiriler aldı ve küçümsendi.Geleneklerin dışına çıkan eserleri, önce şaşkınlık ve yadırgama, daha sonra eğlenme ve aşağılamayla karşılansa da hep ilgi uyandırdı.Bu ilgi ise kısa zamanda şaire duyulan anlayış, sevgi ve hayranlığın artmasına yol açtı.Sait Faik Abasıyanık da Orhan Veli’nin bu yönüne dikkat çekerek onu “üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair” olarak tanımladı.
Her ne kadar Garip döneminde yazdığı şiirleriyle öne çıksa da Orhan Veli “tek tür” şiirler yazmaktan kaçınmıştı. Durmadan arayan, kendini yenileyen, kısa yaşamı boyunca uzun bir şiir serüveni yaşayan Kanık’ın edebiyat hayatı farklı aşamalardan oluşmaktadır. Oktay Rifat bu durumu “Orhan Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi.” ve “Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı.” sözleriyle açıkladı.

Benzerlikleri: Her ikisinde de ünlü iki yazarın yaşam öyküsü başka biri tarafından kaleme alınmıştır.Sanatçıların hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir.Bu metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.Anlatımları nesneldir.Açık ve sade bir dil kullanılmıştır.
Faklılığı: İki farklı sanatçının hayatı üzerinde durulmuştur.
*Bilgi, belge, kanıt ve tanıklardan yararlanılmıştır.Bilgiler düzenlenirken kronolojik sıra izlenmiştir.
*Ön çalışma yapılmadan biyografi yazılmaz.

2.ETKİNLİK
*Okuduğumuz biyografide Atatürk’ün Selanik’te doğduğunu annesinin Zübeyde Hanım, babasının Ali Rıza Efendi olduğunu, annesinin ve babasını kişilik özelliklerini, babasını küçük yaşta kaybettiğini,sonrasında annesiyle dayısının yanına yerleştiğini , oradaki yaşamını, ilk okuduğu okulları….öğreniyoruz.
*Atatürk’ün zeki ve çalışkan,azimli, cesur, kararlı, vatanını ve miletini çok seven, bağımsızlığına çok düşkün, ileri görüşlü, mücadeleci, ulusçu, çağdaş,laik, inkılapçı… gibi kişisel özellikleri vardır.
Kişilik özelliklerinin oluşmasında annesinin, babasının Binbaşı Kadri Beyin, matematik öğretmeninin ve ülkenin içinde bulunduğu durumun çok etkisi vardır.Askeri okula gitmesi kişiliğini çok fazla etkilemiştir.

METNE GÖRE KRONOLOJİK SIRA: (bazı ayrıntılara da yer verilmiştir)
1881: Selanik’te doğdu
Önce mahalle mektebine sonra Şemsi Efendi Okuluna gitti.(metinde tarih yok)
1893: Askeri Rüstiye’ye girdi ve Kemal adını aldı.
1895: Selanik Askeri Rüstiyesi’ni bitirdi, Manastir Askeri Idadisi’ne girdi.
1899 Mart 13: Istanbul Harp Okulu Piyade sinifina girdi.
1902: Harp Akademisi’ne girdi ve burada gazete çikardi.
1905 Ocak 11: Harp Akademisi’ni Yüzbasi olarak bitirdi, Sam’a 5. Ordu’nun 30. Süvari Alayi’nda staj yapmak için atandi.
1906 Ekim: Sam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu.
1908 Temmuz 23: Mesrutiyet’in ilan edilmesi için çalismalari.
1909 Haziran 20: Rütbesi kıdemli yüzbaşıya yükseltildi.
1909 Mart 31: 31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayi olarak çalisti.
1911 Eylül 13: Mustafa Kemal, Istanbul’a Genelkurmay’a naklen atandi.
1911 Kasim 27: Mustafa Kemal, Binbasiliga yükseldi.
1912 Ocak 9: Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta Tobruk saldirisini yönetti.
1913 Ekim 27: Mustafa Kemal, Sofya Atesemiliterligi’ne atandi.
1914 Mart 1: Mustafa Kemal, Yarbayliga yükseltildi.
1915 Subat 2: Mustafa Kemal, Tekirdagi’nda 19. Tümeni kurdu.
1915 Nisan 25: Mustafa Kemal, Ariburnu’nda Itilaf Devletleri’ne karsi koydu.
1915 Haziran 1: Mustafa Kemal’in Albayliga yükselisi.
1915 Agustos 9: Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanligi’na atandi.
1915 Agustos 10: Mustafa Kemal, Anafartalar’dan düsmani geri atti.
1916 Nisan 1: Mustafa Kemal’in Tuggenerallige yükselisi.
1917 Eylül 20: Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açiklayan raporunu yazdi.
1917 Ekim: Mustafa Kemal, Istanbul’a döndü.
1918 Ekim 26: Mustafa Kemal, Halep’in kuzeyinde bugünkü sinirlarimiz üzerinde düsman saldirilarini durdurdu.
1918 Ekim 30: Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasi.
1918 Ekim 31: Mustafa Kemal’in Yildirim Ordulari Grup Komutanligi’na atanmasi.
1918 Kasim 13: Yildirim Ordulari Grup Komutanligi’nin kaldirilmasi ve Mustafa Kemal’in Istanbul’a dönüsü.
1919 Nisan 30: Mustafa Kemal’in Erzurum’da bulunan 9. Ordu Müfettisligi’ne atanmasi.
1919 Mayis 15: Izmir’e Yunan’lilarin asker çikarmasi.
1919 Mayis 16: Mustafa Kemal, Bandirma vapuruyla Istanbul’dan ayrildi.
1919 Mayis 19: Mustafa Kemal, Samsun’a çikti.
1919 Haziran 15: Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettisi ünvanini aldi.
1919 Haziran 21: Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi’ne çagirdi.
1919 Temmuz 8 / 9: Mustafa Kemal, askerlikten çekildi. (Saat: 20:50)
1919 Temmuz 23: Mustafa Kemal’in baskanligi altinda Erzurum Kongresi’nin toplanmasi ve bir Temsil Kurulu seçerek dagilmasi. (7 Agustos 1919)
1919 Eylül 4: Mustafa Kemal’in baskanligi altinda Sivas Kongresi’nin toplanmasi ve 11 Eylül’de sona ermesi.
1919 Eylül 11: Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayi Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Baskanligi’na saçildi.
1919 Ekim 22: Amasya Protokolü’nün imzalanmasi.
1919 Kasim 7: Mustafa Kemal, Erzurum’dan milletvekili seçildi.
1919 Aralik 27: Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye’yle birlikte Ankara’ya geldi.
1920 Mart 20: Istanbul’un Itilaf Devletleri tarafindan ele geçirilmesi, Mustafa Kemal’in protestosu, Ankara’da yeni bir Millet Meclisi toplama girisimi.
1920 Mart 18: Istanbul’da Meclis-i Mebusan’in son toplantisi.
1920 Mart 19: Mustafa Kemal tarafindan Ankara’da üstün yetkiyi tasiyan bir Millet Meclisi toplanmasi hakkinda illere duyuruda bulunulmasi.
1920 Nisan 23: Mustafa Kemal, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açti
1920 Nisan 24: Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Baskani seçildi.
1920 Mayis 5: Mustafa Kemal’in baskanliginda ilk Hükümet’in toplantisi.
1920 Mayis 11: Mustafa Kemal, Istanbul Hükümeti tarafindan ölüm cezasina çarptirildi.
1920 Mayis 24: Mustafa Kemal’in cezasi Padisah tarafindan onaylandi.
1920 Agustos 10: Osmanli Imparatorlugu delegeleriyle Itilaf Devletleri arasinda Sevr Antlasmasi’nin imzalanmasi.
1920 Ocak 9 / 10: Birinci Inönü Savasi.
1921 Ocak 20: Ilk Teskilat-i Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun esas maddelerinin kabulü.
1921 Mart 30 / Nisan 1: Ikinci Inönü Savasi.
1921 Mayis 10: Mustafa Kemal tarafindan Büyük Millet Meclisi’nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu’nun kurulmasi ve Mustafa Kemal’in Grup Baskanligi’na seçilmesi.
1921 Agustos 5: Mustafa Kemal’e Baskumandanlik görevinin verilmesi.
1921 Agustus 22: Mustafa Kemal’in yönetiminde Sakarya Meydan Savasi’nin baslamasi.
1921 Eylül 13: Sakarya Meydan Savasi’nin kazanilmasi.
1921 Eylül 19: Mustafa Kemal’e Maresallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal’in Gazi ünvanini almasi.
1922 Agustos 26: Gazi Mustafa Kemal’in Kocatepe’den Büyük Taarruz’u yönetmesi.
1922 Agustos 30: Gazi Mustafa Kemal’in Dumlupinar Baskumandanlik Meydan Savasi’ni kazanmasi.
1922 Eylül 1: Gazi Mustafa Kemal’in: “Ordular! Ilk hedefiniz Akdeniz’dir, Ileri !” emrini vermesi.
1922 Eylül 9: Türk Ordusu’nun Izmir’e girmesi.
1922 Eylül 10: Gazi Mustafa Kemal’in Izmir’e gelisi.
1922 Ekim 11: Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasi.
1922 Kasim 1: Gazi Mustafa Kemal’in önerisi üzerine saltanatin kaldirilmasi.
1923 Temmuz 24: Lozan Antlasmasi’nin imzalanmasi.
1923 Agustos 11: Gazi Mustafa Kemal’in 2. Büyük Millet Meclisi Baskanligi’na seçilmesi.
1923 Ekim 29: Cumhuriyet’in ilan edilmesi.1923 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal’in ilk Cumhurbaskani olmasi.
1924 Mart 1: Gazi Mustafa Kemal’in Büyük Millet Meclisi’nde Halifeligi kaldirmasi ve ögretimin birlestirilmesi hakkinda açis nutkunu söylemesi.
1924 Mart 3: Hilafetin kaldirilmasi, ögrenimin birlestirilmesi,
1924 Nisan 20: Türkiye Cumhuriyeti Teskilati Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun kabul edilmesi.
1925 Agustos 24: Gazi Mustafa Kemal’in ilk defa Kastamonu’da sapka giymesi.
1925 Kasim 25: Sapka Kanunu’nun Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesi.
1925 Kasim 30: Tekkelerin kapatilmasi hakkindaki kanunun kabulü.
1925 Aralik 26: Uluslararasi takvim ve saatin kabulü.
1926 Subat 17: Türk Medeni Kanunu’nun kabulü.
1927 Ekim 15 / 20: Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayi’nda tarihi Büyük Nutku’nu söylemesi.
1927 Kasim 1: Gazi Mustafa Kemal’in 2. Kez Cumhurbaskanligi’na seçilmesi.
1928 Agustos 9: Gazi Mustafa Kemal’in Sarayburnu’nda Türk harfleri hakkindaki nutkunu söylemesi.
1928 Kasim 3: Türk Harfleri Kanunu’nun Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesi.
1931 Nisan 15: Gazi Mustafa Kemal tarafindan Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasi.
1931 Mayis 4: Gazi Mustafa Kemal’in 3.kez Cumhurbaskanligi’na seçilmesi.
1932 Temmuz 12: Gazi Mustafa Kemal tarafindan Türk Dil Kurumu’nun kurulmasi.
1933 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’in 10. Yildönümünde tarihi nutkunu söylemesi.
1934 Kasim 24: Gazi Mustafa Kemal’e Büyük Millet Meclisi tarafindan ATATÜRK soyadinin verilmesi kanununun kabul edilmesi.
1938 Ekim 16: Atatürk’ün hastalik durumu hakkinda günlük resmi duyurularin yayinina baslanmasi.
1938 Kasim 10: Atatürk’ün ölümü. (Persembe, saat: 09.05)
Biyografilerde kronolojik sıra önemlidir.Kişinin yaşam öyküsünü oluş sırasına göre bilmek onu daha iyi tanımamıza yardımcı olur.
4.ETKİNLİK:
Biyografi ve otobiyografilerde kurmacaya yer verilmez.Çünkü bilgi, belge ve tanıklara dayandırılmayan biyografilerin gerçekliği kanıtlanamaz ve inandırıcılığını yitirir.
Biyografik roman roman türünün kurmaca dünyasına ait izler taşır, hem de belgesel niteliktedir.Biyagrofide ise kurmacaya yer verilmez.
5.ETKİNLİK:
Metindeki her paragraf Atatürk’le ilgili farklı bir konuyu işleyecek şekilde düzenlenmiştir.İki paragrafta Atatürkle ilgili farklı durumları anlatmaktadır.
6.ETKİNLİK:
Biyografilerde yaşamları öğrenim hayatları, mücadeleleri anlatılan örnek, tanınmış kişiler kendilerinden sonra gelen kuşaklara örnek olacaktır.Böylece yeni nesiller bu insanların hayatlarından ders alacak ve hayatlarına daha doğru bir şekilde yön vereceklerdir.

SAYFA 81
7.ETKİNLİK
* “Kendim Öyküm” metninde anlatıcı yazarın kendisidir.
* Atatürk’e ait biyografi başka bir yazar (Hakan Tarhan) tarafından yazılmıştır.Kendi Öyküm’de ise Fakir Baykurt’un kendi ağzından yazılmıştır.Atatürk’ün biyografisinde nesnel ifadeler, Kendi Öyküm’de öznel ifadeler vardır.

* 8.ETKİNLİK
* Anı ve günce yazılarında kahraman anlatıcı vardır.Yani metnin kahramanı yazarın kendisidir.Birinci ağızdan anlatım vardır.Biyografilerde ise metnin kahramanı ile anlatıcı farklı kişilerdir.Üçüncü ağızdan anlatım vardır.Kısaca anılarda ve güncelerde doğrudan anlatım , biyografilerde ise dolaylı anlatım vardır.
* Atatürk’ün biyografisi sergileyici yaşam öyküsüdür.Çünkü yazar, Atatürk’ün yaşamını hiç değiştirmeden ve onun yaşamını yönlendirmiş olayları birbirine bağıntılı şekilde vermiştir.

9.ETKİNLİK
* Verilen metin öğretici bir metin olduğu için akıcı, yalın ve açık bir metindir.Çünkü bu özellikler metnin anlaşılabilmesi için önemli ve gerekli özelliklerdir.

SAYFA 82
10.ETKİNLİK
ATATÜRK’ÜN BİYOGRAFİSİNDE KULLANILAN ANLATIM TÜRLERİ VE ÖRNEKLER
Öyküleyici anlatım: shf.71 “Annem ilahilerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi istiyordu.” İlk önce bilinen törenle mahalle okuluna başladım.” vb… birçok örnek verilebilir.
Öğretici anlatım: (shf.73′te) “19.Fırka Komutanı olarak Çanakkale Savaşlarına katılır.”
“24 Ekim 1912′de Balkan Savaşı başlar.” (shf.73′te) vb…
Betimleyici anlatım: “1881 yılında mayıs ayının çiçekli, yeşil bir günü Selanik koyuna hakim yamaçtaki mahallenin üç katlı pembe evinde Zübeyde Hanımın oğlu olarak dünyaya gelmiştir.” (shf.70)

11.ETKİNLİK
Metindeki anlatım bozuklukları:
*”Binlerce kişiden ibaret olan Harbiye öğrencisine bu keşfimizi anlatma hevesine düştük.”cümlesi “Harbiye’nin binlerce öğrencisine bu keşfimizi anlatma hevesine düştük.” şeklinde olmalı.
*”Sınıf arkadaşlarıyla beraber toplantılarına devam eden…” cümlesinde beraber sözcüğü gereksiz.
*3.paragraftaki “…birkaç arkadaşıyla birlikte Şam’da Vatan ve Hürriyet adlı derneği kurar.” cümlesinde “birlikte” sözcüğü gereksiz.Çünkü “la” edatı birlikte anlamını zaten veriyor.

SAYFA 83
Ünsüz Yumuşaması: “derneğin”(k>ğ) , “amacı” (ç>c), “üsteğmenliğe” , “çoğunlukla”(kelimenin kökü “çok”) “kolağalığına”
ses olayının sebebi: süreksiz sert ünsüzle(p-ç-t-k) ile biten sözcüğe ünlü ile başlayan ek gelmesi
Benzeşme: “çekildikten” , “yakmaktır”, “düştük” sözcüklerinde vardır.
Sebebi:sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k’ye dönüşmesidir.

Ses Düşmesi: “yükse(k)ldi)” , “keş(i)fimizi”, nak(i)lettirir
Sebebi: 1-ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.
2- isim soylu sözcükle yardımcı eylemin (et-) birleşmesi
3- “k” sert ünsüzüyle biten sözcüğe “l” yapım ekiyle türetilmesi
Ses Türemesi: “sorgu(y)a” , keşfetme(y)e
Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü harfinin yan yana gelmemesidir.

ANLAMA-YORUMLAMA
1) Göndergesel işlevde…
2) Bulduğunuz biyografilerdeki kişilerin hangi meslek dallarına ait olduğunu belirtiniz.Biyografilerin amacı tanınmış kişilerin hayat öyküsünü anlatmaktır.
3) Metindeki her paragraf farklı bir bir konuyu işleyecek şekilde kronolojik sıraya göre düzenlenmiştir.Bu da Atatürk’ün hayatını daha iyi yansıtabilmek ve anlayabilmek içindir.
4) Atatürk’ün verilen kişilik özelliklerine sahip olması Onun ne denli büyük bir lider olduğunu gösteriyor.Böylesine büyük bir devlet adamına sahip olmak da bizleri çok mutlu ediyor.
5) Metinde yoruma açık anlatımlar yok, çünkü biyografi öğretici bir metin türüdür.Öğretici metinler de nesnel olur.

SAYFA 84
ATATÜRK’ÜN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
*idealist
*öğretici
*kararlı ve mücadeleci
*açık sözlü
*korkusuz
*lider
*birleştirici ve bütünleştirici
*vatanını ve milletini çok seven
*fedakar
*yenilikçi ….

ATATÜRK’ÜN DÜŞÜNCE HAYATI İLE İLGİLİ ÇIKARIMLAR:
Atatürk büyük bir fikir adamıydı.
Fikirlerini akla ve mantığa dayandırmıştır.
Fikir adamı olduğu kadar fikirlerini de uygulayan bir aksiyon adamıydı.
Değişik konulardaki fikirlerini oluştururken olaylardan ve okuduğu tarih kitaplarından yararlandı.
Çağdaşlaşma ve uygarlık fikir hayatının temel özelliklerinden biriydi.
Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmadaki tek rehber olarak bilim ve tekniği görüyordu.
Atatürk’ün fikir hayatını şekillendiren en önemli etkenlerden biri de kültürümüzdür.

13.ETKİNLİK
* Yakın çevrenizden birinin yaşam öyküsünü yazınız.
* Tanımadığımız biriyle ilgili biyografi yazacak olsak (bunu neden yapalım?asıl soru bu bencehttp://img.frmtr.com/images/smilies/smile.gif)) onun doğduğu yer, aile çevresi-soyağacı, eğitim – öğretim durumu,kişilik yapısı, arkadaşlık ve akrabalık ilişkileri, sosyal yaşamı, yaptıysa evliliği ve çocukları,özel ve iş yaşamındaki başarıları (varsa tabii) ve başarısına ulaşma süreci … gibi konuları ele almamız gerekeceğinden bu bilgilere, belgelere, onun ailesine, yakın çevresine ulaşmak için epey çaba sarfetmemiz gerekirdi.Bu kişi eğer yaşıyorsa gidip hayatı, çalışmaları vb. gibi konularda ona sorular sorup verdiği cevapları not almalı ya da kaydetmemiz gerekirdi.Bu kişi şayet yaşamıyorsa işte o zaman işimiz daha zor olurdu, hayatını etraflıca araştırmamız aile bireylerine yakın çevresine ulaşmamız gerekir, hakkında bilgi belge toplamamız gerekirdi.

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME:
1) araştırma
otobiyografilerin
2) (D) , (Y) , (Y) , (D)
3) (D)
4) (C)
5) (D)
6)(D)
7) Soru hatalı; A şıkkı da oluyor C şıkkı da…C şıkkına az sözcüğünü getirirsek o zaman doğru cevap A olur.Siz yine de c şıkkına “az” sözcüğünü ekleyin…
8) (B)
9) (D)

SAYFA 86:(okul dışı etkinlik)
GEZİ (YAZISI) ÖRNEĞİ:

OTORAY YOLCULUĞU NİĞDE – KAYSERİ
Niğde’ye yaklaşıyorduk.
Yanımda oturan bir Niğdeli şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı işaret etti. — Faruk Nafizin hanı, dedi.
Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz. Fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafizin unutulmaz Han Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.
Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları’nı ve Faruk Nafiz’i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının bu şiiri, şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz’i tanımamasını kabul etmiyor, ateş ve su nev’inden herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.
Güzel şiirin kudreti! iyi yazılmış bir manzum hikâye koskoca bir hanı, koynundaki tapu senedine rağmen asıl sahibinin elinden alıyor, Faruk Nafiz’e malediyordu.
Maamafih arkamızda ayakta duran ve bizi dinleyen uzun boylu bir sakallının “yok yahu.. O han falanındır” diye öteki mal sahibinin hakkını da ziyadan kurtardığını itirafa mecburum.
Niğde ile Kayseri arasındaki yolu, Faruk Nafiz’in istiklâl muharebesi senelerinde kona göçe üç günde aştığı o uzun mesafeyi, ben bugün otoray denen yeni icat bir âlet içinde, âdeta uçarak geçiyorum.
Akşamın beş buçuğunda daha Niğde istasyonunda kahve içiyordum. Sokak fenerleri yanarken Kayseri’de olacağım.
Bisikletin ilk icadı zamanlarında ona verilen Şeytan Arabası ismini bu otoraya saklamak lazımmış! Otoray görünüşte yirmi otuz kişilik büyücek bir otobüs. Fakat ikisi arasında âdeta nalınlı adam ile patenli adam farkı var. Otobüsün mütemadiyen taşla, toprakla boğuşmasına mukabil Otoray, cilâlı çelik raylar üstünde yağ gibi kayıyor.
Ulukışla ile Kayseri arasında günde iki sefer yapan bu arabaların, birinci ve ikinci sınıf yolcuları için, şoförün arkasında dört maroken koltuğu, cemekânlı bir kapı ile buradan ayrılan geri tarafında da demokratlara mahsus, yirmi otuz kişilik kanapesi var.
Bazı şakacı yolcular lüks kısma Lortlar kamarası, ötekine Avam kamarası adını takmışlar.
Bu Otoray, yolları âdeta çocuk oyuncağına çevirmiş. Meselâ Kayserililer bizim Ada vapurları biletinden daha ucuz bir para ile günübirliğine Bor bahçelerinde eğlenmeye gidiyorlar.
Şoför, daha doğrusu makinistin bana anlattığına göre Adana ve Kayseri ‘de oturan iki akraba, meselâ bir ana kız pazar sabahları bulundukları yerden hareket ediyor, öğleyin Ulukışla’da birleşiyorlar; akşama doğru yine evlerine dönüyorlarmış.
Bu seyahat, artık yolculuktan usandığım bir zamana rastlamış olmakla beraber beni atlı karıncaya binmiş bir bayram çocuğu gibi eğlendiriyordu. Otoray, son derece munis bir dekor arasından akıp giderken kâh makinistin omuz başından önümüzdeki yola, kâh arkaya geçerek akşam ışıkları ile sararıp kızaran ovalara bakıyordum.
Yeni bir icat yalnız manzaraları ve hayatı değiştirmekle kalmıyor; duygularımıza, dünyayı görüş tarzımıza da tesir ediyor.
Yolculukta akşam, insanının gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karanlık düşüncelere bıraktığı saattir. Halkın akşam garipliği terkibile anlattığı bu duyguda kendimizi uçsuz bucaksız mesafeler arasında kaybolmuş hissetmemizin, arkada bıraktığımız uzağı bir daha görmek şüphesinin, öndeki uzağa yetişememek korkusunun elbette bir payı vardır. Mesafelere hâkim olmak emniyeti işte bu şüphe ve korku mefhumunu kaldırıyor, insana bu geniş ovalarda kendi mahallesinde, evinin bahçesinde dolaşmak hissini veriyor.
Faruk Nafiz :
“Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar”
diye anlattığı bu yolu, vaktiyle bir yaylının şiltesine uzanarak, “kendini tekerleğin sesine kaptırarak” geçmiş olmasaydı da benim bindiğim otoray içinde tayyarede gibi geçseydi bu acı gurbet şiirini bilmem yazabilir miydi?

Reşat Nuri Güntekin
(Anadolu Notları’ndan)

Evliya Çelebi Darüşşifayı Anlatıyor
1682 yılında Edirne’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, külliyeden; “Orada bir Darüşşifa vardır ki dil ile tarif edilmez, kalemler ile yazılmaz “ diye bahseder. Ünlü seyyah, ayrıca külliye için şu ilginç tanımlamaları kullanmıştır:
“Adı geçen bağın ortasında, göğe baş uzatmış bir yüksek kubbedir ki güya aydınlık hamam camekanı gibi tepesi açıktır. Bu açık yerde altı adet ince mermer sütunlar üzerinde Kiyanıyan tacı gibi bir kubbecik vardır. San’atkar iş üstadı, bu küçük kubbenin ta tepesine halis altın ile yaldızlanmış bir çeşit demir mil üzerine bir bayrak yapmış, ne taraftan rüzgar eserse, o bayrak o tarafa döner. Garip görünüşlüdür. Ama aşağı büyük kubbe sekiz köşelidir. Bu kemerli kubbe içinde dahi sekiz kemer vardır. Her kemerin altında bir kış odası vardır. Bu odaların her birinde ikişer pencere vardır. Bir penceresi odanın dışında olan gülistanlı ağaçlığa bakar, diğeri de bu büyük kubbenin ortasındaki büyük havuz ve şadırvana bakar. Bu sekiz adet kış odalarının önünde , yine büyük kubbe içinde sekiz adet yazlık odalar vardır.
Üç tarafı kafesli mermerler ile yapılmış bu büyük kubbe altındaki büyük havuzun çevresindeki sel sebillerden berrak su çağlayıp havuza girince , fıskiyelerden berrak su, kemerli kubbenin göbeğinde nihayet bulur.
Böyle dikkat ve özenle yapılmış şifa yurdunun anlatılan odalarında çeşitli hastalıklara tutulmuş zengin ve fakir, ihtiyar ve genç doludur.
Bazı odalarda ilkbaharda delilik mevsiminde Edirne’nin aşk denizi derinliğine düşmüş sevdalı aşıklar çoğalıp, hekimin emriyle bu tımarhaneye getirilerek altun ve gümüş yaldızlı zincirlerle kerevetlerine takılıp, her biri aslan yatağında yatar gibi kükreyip yatarlar… Kimisi havuz ve şadırvanlara bakıp kalender hülyası kabilinden sözler eder, nicesi dahi o kemerli kubbenin etrafında olan gülistan ve bağ ve bostan içindeki binlerce kuşların cıvıltılarını dinleyip, delilerin perdesiz ve ölçüsüz sesleriyle feryada başlarlar.
Bahar mevsiminde çiçek kısmından sim ve zerrin, deveboynu, müşkü rumi, yasemin, gülnesrin, şebboy, karanfil, reyhan, lale, sümbül gibi çiçekler hastalara verilip güzel kokuları ile hastalar iyileştirilirler. Fakat delilere bu çiçekleri verince kimini yerler, kimini ayakları altında çiğnerler. Bazıları dahi meyveli ağaçları seyredip, ah daha hel hope pe pohe pelo deyip, çimenlik temaşası ederler…”

örnek gezi yazısı:
ROMA’DA
Bu, Roma’ya üçüncü gelişimdir. Ama Roma,orada doğup orada büyüyenler için bile bitmez.Her heykel, her tablo, her anıt, size her görünüşünde güzelliğin yeni bir sırrını açacaktır.Roma’da heykel vatandaş olmuştur. 0, müzede değil, bizim gibi sokaklarda dolaşıyor,meydanlarda geziniyor, parklarda dinleniyor!
Sabahleyin ağzından sular dökülen aslanları seyrederek Doney’e gittim. Burası, büyük otellerin, şık mağazaların ve camlarından hare hare sular akan çiçeklerin sıralandığı büyük bir cadde üstünde, Via Veneto’da bir kahvedir ama Mehmet Akif’in “Mahalle Kahvesi’ değil, bir temizlik ve zarâfet sergisi…
Kaldırım üstündeki masalardan birine oturdum. Garson, ısmarladığım portakal suyunu getirdi. içinde dört köşe, pırıl pırıl bir buz parçası,yanında, ipek kâğıtlı keselere el değmeden doldurulmuş şeker…
Bardağı yudum yudum emerek caddeyi seyrediyorum: iskarpinler geçiyor… Siyah iskarpinler, beyaz iskarpinler… Bağlısı var, düzü var, fiyonklusu var. Ama iki şey yok: Boyasızı bir,çarpık ökçelisi iki.
Gözlerimi yavaş yavaş yukarı kaldırıyorum:Her kadın başı güzel taranmış ve her erkek çehresi jiletten yeni çıkmış. Roma sokaklarında dağınık kafa, kepekli saç ve tıraşsız surat göremezsiniz.Via Veneto yolcuları arasında bir şey daha yok: Hasta ve sarsak adam. Değil koltuk değnekleriyle asfaltı karıştıran topala, değil bastonuyla kaldırımları dürtükleyen köre, öksüren insana bile rastlayamazsınız. Avrupalı , öksürdü mü:
— Hastalandım, deyip yatağa giriyor.

Yusuf Ziya ORTAÇ
Göz Ucu ile Avrupa

İLK TÜRK GEZGİNİ EVLİYA ÇELEBİ
Evliya Çelebi D.T (1611, İstanbul – Ö.T(1683), Mısır Türk gezgin ve yazar. Asıl adı Mehmet’tir.
Evliya Çelebi, 25 Mart 1611′de İstanbul’un Unkapanı semtinde doğdu. Babası, saray kuyumcubaşısı olan Mehmet Zılli Efendi’dir. Çelebi ailesi aslen Kütahyalı olup, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmiştir.
Evliya Çelebi, çok iyi bir öğrenim gördü. Önce mahalle mektebine gitti. Daha sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi’ne girdi. Burada yedi yıl okuduktan sonra saraya özgü bir okul olan Enderun’a devam etti.
Okul öğreniminin dışında özel hocalardan Kur’an-ı Kerim, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafız oldu.
Evliya Çelebi, öğrenimini bitirdikten sonra sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin beğenisini kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu.
Evliya Çelebi’nin düşünceleri ise çok farklıydı. Daha küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladı.
İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra İstanbul dışına çıktı. Artık, gezileri birbirini izliyordu. Tam elli yıl boyunca durmadan gezdi. Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler vardı.
Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü. Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Savaşlara katıldı.
Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. 1683 yılından sonra vefat etti.
Evliya Çelebi’nin bugün bile önemini taşıyan Seyahatnamesi işte bu gezilerin ürünüdür.

SEYAHATNAME
Seyahatname Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılmış olan çok ünlü bir gezi kitabıdır. 10 ciltten oluşur.
Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır.
Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslûbu ile anlatmaktadır. Evliya Çelebi’nin on ciltlik Seyahatnâme’si, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yönden Türk Kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir.

SAYFA 87
GEZİ YAZISI
HAZIRLIK
“Çok yaşayandan sorma, çok gezenden sor” atasözü gezen insanın farklı kültürleri , farklı coğrafyaları görüp, faklı insanlarla tanışarak bilgisini, görgüsünü kültürünü arttırdığı, bu şekilde gezilerin insanın ufkunu açtığını anlatır.
Gezi yazıları, gezilen yerler hakkında izlenim ve bilgilerin(coğrafi,tarihi özellikler,kültür ve tabiat zenginlikleri, gelenek görenekler…) diğer insanlara aktarmak için yazılabilir.

SAYFA 90
1.ETKİNLİK
Okuduğumuz gezi yazısıyla diğer gezi yazıları içerik ve bakış açısı olarak birbirinden farklıdır.Her yazar farklı bir yerle ilgili anlatmaya değer ilginç yönlerini kendi düşüncelerini ve yorumlarını da ekleyerek kendi bakış açısıyla ifade etmişlerdir.

Gezi yazılarının ortak yönleri:
Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi ve gözlemler anlatılmıştır.
Gezilip görülen yerlerin tarihi, sosyal,ekonomik, kültürel yaşantısı yansıtılmıştır.
Dil açık,sadedir.
Genelde göndergesel işlev kullanılmıştır.
Öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılmıştır.
Yazarlar kendi yorumlarını da katmışlardır.

Farklı yönleri:
Her yazar farklı bir yeri kendi bakış açısı bilgi ve gözlemlerine göre anlatmıştır.

2.ETKİNLİK
“Beserabya Köyleri” adlı gezi yazısından…
Komrad’ın Beserabya’da (bugünkü Moldova) Gagavuz Türklerinin yaşadığı tek kasaba olduğunu
Köydeki yel değirmenlerinin bulunduğunu
Gagavuzların toplu halde yaşadığı ve birbirlerine çok bağlı olduğunu
Komrat’ın 14bin nüfuslu olduğunu
İnsanların yalnız çiftçilikle geçindiği
Gagavuzların kültürlerine son derece bağlı olduklarını
Ana yurttan çok önceleri koptukları halde Türklüklerini kaybetmediklerini… öğrendik.
Bu bilgiler daha önce hiç bilmediğimiz Beserabya köyleri hakkında az da olsa bilgi edinmemizi sağladı.
Yazar, gezdiği bu yörenin bütün özelliklerine yer vermemiştir.Çünkü gezi yazılarında görülen her şey değil sadece yazarın dikkatini çeken kültür ve doğa zenginlikleri, tarihi ve sosyal özellikler ve yaşama biçimi hakkında bilgi verilir.

3.ETKİNLİK
ÖRNEK METİN…
“Yamacındaki yemyeşil çam ağaçlarının aksinin vurduğu pırıl pırıl bir göl…Zümrüt teninin içinde bir cennet bahçesi saklayan enfes bir doğa harikası burası.Ciğerlere doldurulan bu tertemiz havada çamlara özgü o mis koku nefeslere karışıyor.Bir, kuş sesi eksik fonda.O mis kokuyu içime çekerken gözlerimi kapatıp ormanın derinliğinde kaybolmuş kuş seslerini duymaya çalışıyorum.Gözlerim kapalı, ne kadar kalıyorum böyle bilmiyorum; ama tam da kuşlar şakımaya başlıyor ki hayalimde birden…….” (devam edebilirsinizhttp://img.frmtr.com/images/smilies/smile.gif)))

SAYFA 91
Herkesin duyuş ve düşünüşü, bakış açısı birbirinden farklı olacağı için yazılanlar arasında farklılıklar olacaktır.

4.ETKİNLİK
Metindeki anlatım türleri ve örnekleri

-Öyküleyici anlatım:“Komrat Lisesi’ni bitirmiş bir genç kız gördüm,Türkçe konuşmakta güçlük çekiyordu.”

-Betimleyici Anlatım:“Alabildiğine düz ve geniş bahçeler, bahçeler içinde beyaz boyalı muntazam, kiremitli, çoğu tek katlı evler…”

-Açıklayıcı Anlatım:
“Halkın büyük çoğunluğu Gagavuz olan on dört bin nüfuslu Komrat yalnız çiftçilikle geçinen bir kasabadır.”

-Söyleşmeye Bağlı Anlatım:
-Sen nesin?
-Gagavuz
-Gagavuz ne demek, Bulgar mısın?
-Yok, Bulgar değilim…”
-Peki, ya nesin?
-Türk

Metnin yazılış amacı gezilip görülen Beserabya Köyleri hakkında izlenimlerin, gözlemlerin canlı ve etkili bir şekilde aktarılması olduğu için metinde bu anlatım türleri kullanılmıştır.

5.ETKİNLİK: Metindeki paragraflar metnin bütünlüğü bozmayacak şekilde birbirine bağlanmıştır.Paragrafların yapı unsurları olan cümleler birbirlerine bağlanmış, başka konulara atıfta bulunularak paragraflar arasında geçişler sağlanmıştır.Metindeki diğer paragraflar da Beserabya Köyleri hakkında okuyucuya bilgi vermek amacı etrafında yapı unsurlarıyla oluşturulmuş ve bu amaçla bütünsel bir biçimde birbirine bağlanmıştır.

6.ETKİNLİK: Metnin yapı unsurları metnin iletisini vermek amacıyla düşünsel bir bütünlük içinde bir araya getirilmiştir.Yapı unsurları metnin iletisini vermede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.
7.ETKİNLİK: Duygularınızı belirtiniz.

SAYFA 92
8.ETKİNLİK
Tarihi, coğrafi özellikleri
Sosyal, ekonomik, kültürel yaşantısı
Ahlak, gelenek ve görenekler gibi bilgiler yer almıştır.
Bu bilgilerden yola çıkılarak gezi yazıları sosyoloji, tarih, coğrafya gibi bilim dallarına yarar sağlar.

9.ETKİNLİK
Okuduğumuz gezi yazıları açık, duru, akıcı ve yalındır.
Bu anlatım özellikleri gezi yazıları için önemlidir.Çünkü amaç, okuyucuya bilgi vermektir.

10.ETKİNLİK
Anlatım bozukluğu olan cümlelerin düzeltilmiş hali:
“Yabancı bir dille lise tahsili görmüş, kafasındaki kavramlar (artmış) ve dünyayı görüş seviyesi yükselmiş bir insan…” (fiilimsi eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu)
“Yalnız Hristiyan değil hatta müslüman birçok Türk kitlesinin …(tamlama yanlışlığı)

11.ETKİNLİK
1.cümlede:
ilerde: ses düşmesi
köyü-n-ü: ses türemesi ( Türkçe’de iki ünlü harf yan yana gelmediği için “n” kaynaştırma harfi gelmiş)
savaşçı : benzeşme
ses daralması yok…

2.cümlede
ses düşmesi yok
ses türemesi: hak-k-ım-da (“hak” sözcüğüne lütfen dikkat ediniz.Yardımcı eylem( et-) aldığında ses türemesi olmaz; ama “-ı,-a” gibi ünlü ekler aldığında ses türemesi olur.
ses benzeşmesi yok
gizlemiyorum: ses daralması ( “yor” eki kendinden önceki geniş ünlüyü (a-e) daraltır.

SAYFA 93
12.ETKİNLİK
Metinde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

13.ETKİNLİK
GEZİ YAZISI-ANI KARŞILAŞTIRMASI
BENZER YÖNLER
İki türde de açık, sade, anlaşılır, içten bir dil kullanılır.
İki türde de dil göndergesel işlevde kullanılır.
Her iki türde de açıklayıcı, betimleyici, öyküleyici anlatım türleri kullanılır.
Her iki tür de başka bilim dallarına kaynaklık edebilir.

FARKLI YÖNLERİ
Anılarda amaç yazarın yaşamından ilgi çekici olayları anlatmakken gezi yazıları gezilip görülen yerler hakkında okuyucuya bilgi vermek için yazılır.
Gezi yazılarında gözlem önemli bir yer tutar, anılarda ise yazarın kendi yaşamına dair izlenimleri vardır.
Anılarda çevreye ait bilgiler gezi yazısı kadar ayrıntılı değildir.

ANLAMA-YORUMLAMA
14.ETKİNLİK
Yazara göre ana dilinin zenginliklerinden habersiz olan ve kendi milletiyle bağlarını koparmış insanlar ancak konuştuğu dilin dar çerçevesinde düşüncelerini anlatmak zorunda olur.Böyle bir insan dili daha zengin ve kalabalık yabancı topluluklar arasında kaldığında da kendi ana dilini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Yazar bu görüşünde son derece haklı, çünkü dilini kaybeden milletler yok olmaya mahkumdur.
Gezi yazısında işlenen konuyu yazar kendi kişisel gözlemlerine, izlenimlerine ve bakış açısına göre öznel bir şekilde anlatır.

15.ETKİNLİK
Evliya Çelebi son derece dikkatli bir seyyahtır. O, gezdiği yerlerin tarihini, coğrafyasını, iklim ve tabiatını, sanat eserlerini, insanlarını, insanlarının giyiniş, yaşayış, dil ve dinlerini, silahlarını, âdetlerini, tanınmış hususiyetlerini, yerleşme şekillerini, kısaca şahsi ve günlük hayattan, cemaat hayatına, manevi hayata kadar bütün unsurları eserine almıştır. Bu durum Seyahatname’nin dünyada eşine rastlanmayan bir zenginlikle önemli bir kaynak olmasını sağlamıştır. Düşünceye ve daha çok göze hitap eden güçlü tasvirler, sıcak bir mizah, mübalağa ve secilerle süslü üslubu onu farklı kılan unsurlardır.

ESERİ 10 CİLTTİR SIRALAMASI ŞÖYLEDİR
Seyahatine dair bıraktığı 10 ciltlik Seyahatname’nin konuları şu şekildedir.
I. Cilt: İstanbul ve civarı Eserin birinci cildinde İstanbul’un târihi, kuşatmaları ve fethi, İstanbul’daki mübârek makamlar, câmiler, Sultan Süleyman Kânunnâmesi, Anadolu ve Rumeli’nin mülkî taksimâtı, çeşitli kimselerin yaptırdığı câmi, medrese, mescit, türbe, tekke, imaret, hastane, konak, kervansaray, sebilhane, hamamlar… Fatih Sultan Mehmed zamânından îtibâren yetişen vezirler, âlimler, nişancılar, İstanbul esnâfı ve sanatkârları yer almaktadır.
II. Cilt: Nisan 1640′ta yaptığı Buca, Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit seferi, 1645′te Erzurum, Azerbaycan ve Gürcistan. Osmanlı Devletinin kuruluşu, İstanbul’un fethinden önceki Osmanlı sultanları, Bursa’nın âlimleri, vezirleri ve şâirleri.
III. Cilt: Şam-Suriye, Filistin-Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli (Bulgaristan ve Dobruca)
IV. Cilt: İstanbul’dan Van’a kadar yol üzerindeki bütün şehir ve kasabalar, Evliyâ Çelebi’nin elçi olarak İran’a gidişi, İran ve Irak hakkında bilgiler
V. Cilt: Van, Basra seyahatinin sonu, Oçakov seyahati, Rakoçzi’ye karşı sefer, Rusya seferi, Anadolu asilerine karşı hareket, Çanakkale yolu ile Bursa’ya avdet, Boğdan’a gidiş, Transilvanya seyahati, Bosna’ya gidiş, Dalmaçya seferi, Sofya’ya avdet.
VI. Cilt: Transilvanya seferi, Arnavutluk’a gidiş, İstanbul’a avdet. Macar seferi, Uyvar’ın muhasarası, müellifin 40.000 Tatarla, Avusturya, Almanya, Flemenk’e ve Baltık Denizine kadar gitmesi. Uyvar’ın zaptı, Belgrad’a avdet. Hersek’e gönderilmesi, Raguza seyahati, Karadağ seferi, Kanija seferi ve Kanizsa-Hırvat memleketi.
VII. Cilt: Avusturya, Kırım, Dağıstan, Deşt-i Kıpçak, Esterhan.
VIII. Cilt: Kırım, Girit, Selanik, Rumeli.
IX. Cilt: Garbi Anadolu, Suriye, Mekke ve Medine seyahati.
X. Cilt: Mısır.

-Seyahatname yazıldığı dönemde de bugün de değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir.O, eşsiz bir kültür hazinesidir.

-Öznel anlatıma yer verilmiştir.Örneğin Reşat Nuri’ni hazırlık çalışmasında verilen “Otoray Yolculuğu ” adlı metindeki “Yolculukta akşam, insanının gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karanlık düşüncelere bıraktığı saattir.” cümlesi ; “Beserabya Köylerinde” adlı metinde ise “Binbir gece masallarının sihirli değneğini hayal ediyorum.Bir mucize olsa diyorum günün birinde gözlerimizi açtığımız zaman bu güzel ve bayındır köylerin Türk halkıyla beraber Anadolu ya da Trakya’nın bereketli ovalarında yükseldiğini görsek.” cümleleri öznel anlatıma örnektir.

-Dil öğretici metinlerde göndergesel işlevde kullanılır.Çünkü amaç okuyucuya bilgi vermektir.

16.ETKİNLİK:
İlk anlam: rüzgar ,lehçe, kelime , köy ,Türkçe
Yan anlam: kanat
Mecaz anlam: hafif, ağır, örülmüş, kuşatmıştır
terim anlam: lehçe

SAYFA 94
17.etkinlik
bir gezi yazısı yazınız.Aşağıdaki plan size yardımcı olabilir:
Giriş bölümünde gezi için yapılan hazırlıklar;
Gelişme bölümünde
yolculuk,
yolculuk sırasında görülen ilgi çekici olaylar;
varış
varıştaki ilk izlenimler
Sırasıyla gezilen yerler ve bunların ilginç, belirgin ve ayırt edici özellikleri(betimlemeler,açıklamalar)
Sonuç bölümünde ise bu gezinin sizde bıraktığı etki…

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1. öyküleyici, betimleyici ve açıklayıcı
öğretici
tarihi,coğrafi,ekonomik ve kültürel

2)
(Y)
(D)
(Y)
(D)
3) (E)
4) (E) “Şiir ve İnşa” Ziya Paşa’ya ait makaledir.

SAYFA 95
5) (D)
6) (C)
7) (B)

SAYFA 96
8) (A)
9) (C)
10) (D)

SAYFA 97
SÖYLEŞİ(SOHBET)
Hazırlık
Bir yazarın eserini okurken yazarın herhangi bir konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini, hayata bakış açısını vb. birçok özelliğini sanki yazarla karşılıklı oturup konuşuyormuşuz gibi öğrenebiliriz.
Her metin yazarının hayatının, kültürünün, zevkinin izlerini taşır. Bunun için yazarın sanatının oluşmasında etkili olan hayat hikâyesinin bilinmesinde yarar vardır.
Bir edebî metnin tamamen yazarın hayatının ve kişisel özelliklerinin yansıması olduğunu düşünmek yanlıştır. Bunun yanı sıra edebî metinde yazarın kendi hayatını yansıtmadığını düşünmek de o kadar yanlıştır.
Her edebî eser, yazarının hayatından, hayata bakış açısından, gözlemlerinden az çok izler taşır.
Hazırlık çalışmasının diğer sorularını kendi bakış açınıza göre değerlendiriniz.
1.ETKİNLİK:
Meslek seçiminde nelere dikkat ettiğiniz konusunda söyleşi yapınız.

SAYFA 101
SÖYLEŞİ ÖRNEKLERİ
Söyleşi örnekleri için tıklayınız.
Bu söyleşi örnekleriyle Şevket Rado’nun söyleşi metninin içerik, dil ve anlatım yönünden incelenmesi
Herkesi ilgilendiren konular seçilmiştir.
Yazarlar soru-cevaplı cümlelerle konuşuyormuş hissi verirler.
Sıcak içten, doğal ve senli benli anlatımları vardır.
Bazı cümleler konuşmadaki gibi devriktir.
Açık bir anlatımın özelliklerini taşırlar.

SÖYLEŞİ METİNLERİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Herkesi ilgilendiren konular seçilir.
Cümleler konuşma üslubundadır ve genellikle devriktir.
Yazar karşısında biri varmış gibi sorular sorar, cevaplar verir, düşüncelerini günlük konuşma dili içtenliğinde açıklar.
Sıcak içten, doğal ve senli benli anlatımları vardır.
Sohbetlerde konu uzatılmaz, fazla ayrıntıya girilmez,anlatılanlar kanıtlanmaya çalışılmaz.
Sohbet yazılarının amacı okuyucuyu konu üzerinde düşünmeye sevk etmektir.
Yazar deyimlerden, ata sözlerinden, hatıralardan,, nüktelerden, özlü sözlerden sıkça yararlanır.
Eskiden bu yazılara ” muhasebe” denirdi.
Bu türün en önemli temsilcileri Ahmet Rasim, Şevket Rado, Nurullah Ataç, Falih Rıfkı Atay, Suut Kemal Yetkin, Ferit Kam’dır.

3.ETKİNLİK
“Huzura Götüren Yol” metninde “aile hayatında mutlu olmanın yolları” iletisi okuyucuya verilmeye çalışılmıştır.Meslek seçimi konusunda yaptığınız söyleşinin amacı da meslek seçerken nelere dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında arkadaşlarınıza bilgi vermektir.
Sözlü ve yazılı söyleşilerde senli-benli, sıcak, samimi ,doğal, gereksiz ayrıntılara yer verilmeyen, günlük konuşma dilinin özelliklerini taşıyan bir anlatım tarzı kullanılır.
Yapılan söyleşilerde amaç ,herhangi bir konuda duygu ve düşüncelerin sıcak ve samimi bir şekilde dinleyiciler/okuyucularla paylaşmak olduğu için kullanılan anlatım tarzı da buna göre şekillenir.

4.ETKİNLİK
Metinden verilen paragraflar yazarın “aile hayatında mutluluk yolları” konusundaki düşüncelerini ortaya koymak amacıyla oluşturulmuş ve metnin tamamında ortaya konacak ana düşünceyi oluşturmak amacıyla birbirleriyle ilişkilendirilmiştir.

5.ETKİNLİK
“Huzura Götüren Yol” metninde yazar düşüncelerini kanıtlama ve derinlemesine ele alma yoluna gitmemiştir.Çünkü sohbet yazılarında okuyucu ikna edilmeye çalışılmaz,gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
Bu düşünceler “aile/evlilik hayatında mutluluğun yolları” düşüncesi etrafında ilişkilendirilmiştir.

SAYFA 102
6.ETKİNLİK
Metinde kişisel ve yöresel söyleyişlere yer verilmiştir.
Metinde yazar kişisel ve yöresel söyleyişlere yer vererek okuyucuyla arasındaki iletişimi, sıcaklığı sağlamak böylece düşüncelerini daha rahat ve doğal bir şekilde ifade etmek istemiştir.

7.ETKİNLİK
Metinde ağırlıklı olarak açıklayıcı anlatım türü kullanılmıştır.
Örnek cümle: “İşte böyle anlarımızda size biraz önce bahsettiğim kendimize mahsus zevklerimiz, eğencelerimiz, meraklarımız, marfietlerimiz imdadımıza yetişir ve ancak olnlar sayesinde yalnız kalmamız mümkün olur.Mesela, okuma zevki, bahçe merakı, dikiş dikmek, örgü örmek bir musiki aleti çalmak gibi…”

8.ETKİNLİK
Açıklık:Metin açık bir anlatıma sahiptir.Metinde belirtilmek istenen duygu ve düşünceler kolay anlaşılır herhangi bir açıklamaya gerek duymadan kavranabilir niteliktedir.
Örnek cümle:”Kadın erkek herkesin bir merakı olmalıdır.”
Akıcılık: “Metinde paragrafı oluşturan cümlelerde telaffuzu ve anlamayı zorlaştıran sözcüklerin kullanılmamış, paragraflar kolayca okunabilir ve anlaşılabilirdir.
Örnek cümle: “Aile hayatında şüphesiz mecburiyetler vardır.”
Yalınlık: “Metinde aşırı söz sanatı yapılmadan, yabancı sözcüklere yer verilmeden oluşturulan cümleler yalındır.”
Örnek cümle: “Çünkü evlilik kısa süren bir beraberlik değildir.
“Duruluk:Metindeki cümleler genel olarak durudur, gereksiz söz ve söz gruplarına yer verilmemiştir.
Örnek cümle:”İnsanın boş zamanı olup da bu boş zamanını nasıl dolduracağını bilmemesi en sıkıntılı ve tehlikeli halidir.”

SAYFA 103
METİNDE ANLATIM BOZUKLUĞU OLAN CÜMLELER
“Bu ayırmayı yaparken maddi bakımdan yani kiloca hafif veya ağır insanları kastetmiyorum.” cümlesinde altı çizili kelime “ayrımı” şeklinde olmalıydı.
“Nezaket sanatı başkalarıyla beraber olduğumuz zaman onları hoşlarına gidecek şeyler yapmamızı bize emreder.” cümlesinde altı çizili kelime gereksizdir.
Sayfa 99′da ilk paragrafta “…………karı-kocanın ilk tanışma devrelerinde ve tabiatıyla evliliğin ilk senelerinde kendiliğinden vardır.” cümlesinde altı çizili “ilk” sözcüğü gereksizdir.
Hemen alttaki “Genç kız veya delikanlı sevdiği ve evlenmeyi gözüne koyduğu müstakbel eşini sıkmamak için elinden geleni yapar, (eşi) darılacak diye türlü fedakarlıklara seve seve katlanır.”cümlesine parantez içindeki kelime getirilmeli.
Sayfa 99 son paragrafta “Eğer bir ailenin içinde karı-kocada bu tür zevkler yoksa gündüz sabahtan akşama kadar çalışıp eve gelmiş olan koca….” ile devam eden cümlede “gündüz” sözcüğü gereksizdir.Ayrıca “eve gelmiş olan koca” yerine “eve gelen koca” denirse daha duru bir cümle olur.
100.sayfa ikinci paragraftaki “Olsa olsa ahenksizlik vardır; karşılıklı kavgalar, çekişmeler veya…”
ile devam eden cümlede karşılıklı sözcüğü gereksizdir.

10.ETKİNLİK
Bitişik yazılan”ki”, “de” Nedeni
altında HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.
evlilikte HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.
hayatında HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.

karşınızdakine Aitlik zamiri olan “ki” bitişik yazılır.
karşımdaki Aitlik zamiri olan “ki” bitişik yazılır.

Ayrı Yazılan “ki”, “de”, “mi” Nedeni:
biraz da Bağlaç olan “de/da” ayrı yazılır.
iki taraf da Bağlaç olan “de/da” ayrı yazılır.

ne yazık ki Bağlaç olan “ki” ayrı yazılır.
mecbur muyum Soru eki “mi” ayrı yazılır.
değil midir Soru eki “mi” ayrı yazılır.

ANLAMA-YORUMLAMA
1) Söyleşi yazıları da öğretici metin olduğu için dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılır.
2) Bu sözle birbirine karşı yük olmamak, eziyet ve sıkıntı vermemek, çekilebilir, dayanılabilir olmak ifade edilmiştir.
3) Yazar “hafif insan” ve “ağır insan” sözleriyle varlıklarıyla karşı tarafa yük olan veya olmayan insanları kastetmiştir.
4.Metne göre gerçek evlilik eşlerin birbirini iyice tanıyıp ağırlıklarını hissetmeye başladıkları andan itibaren başlar.
5) Okullarda şiddet olaylarının sebepleri:
Aile içi şiddetin yansıması,
Maganda kültürü,
günlük hayattaki şiddetin yansıması,
Başarısız öğrencilerin ve öğrenme problemi olan çocukların tepkisi,
Bazı tv. dizilerindeki kahramanlara(?) özenti
ailelerin düşük eğitim düzeyi
büyüdüğünü(!!!) kanıtlamak
İdealsizlik, hedef olmaması gibi pek çok sebep sıralanabilir.
6) Yazar, evlilik konusunda kendi yaşamından, çevresinden, aile yaşamından örnekler vermiş, bu konudaki gözlemlerini ana düşünceye paralel olarak çarpıcı biçimde metne yansıtmıştır.

SAYFA 104
ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1.
Sohbetlerde sıcak, samimi,konuşma havası içinde bir üslup kullanılır.
Söyleşi yazılarında açıklayıcı, kanıtlayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılabilir.
2) (Y,(D), (Y)
3) (D)
4) (B)
5) (A)
6) (E)
7) (B)

SAYFA 108
1.ETKİNLİK: Aynı haberin değişik gazetelerde ele alınış şekillerinin farklı olması haberi yayına hazırlayan editörlerin farklı bakış açıları, kişisel tercihleri , gazetenin yayın politikası vb. etkenlerdendir.

HABER YAZILARININ ORTAK ÖZELLİKLERİ:
Haber yazılarının günlük ve önemli olması gerekir.
Haberler doğru olmalıdır.
Kolay anlaşılır; akıcı, açık ve duru olmalıdır.

Haber yazıları toplumun büyük bir kısmını ilgilendirmelidir.
Yazan kişi anlattıkları karşısında tarafsız kalmalı, yorumdan kaçınmalıdır.
Yanlış anlaşılmalara yer verecek cümlelerden kaçınılmalıdır.
Anlatılanlar ilgi çekici olmalıdır. 5N 1K (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) ifadesi haber yazıları oluşturmada önemlidir. Haber yazıları, 5N lK’da yer alan sorulara verilen cevaplarla genişler.
Haber yazısının belirleyici özellikleri nelerdir?
• Haber plânı tersine dönmüş pramit diye bilinir. Tersine dönmüş pramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir.
Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir.
Sonuç bölümünde ise olayın etkisi, olaya el koyma anlatılır.
• Haber ilginç olmalıdır. Haberin başlığı da ilginç olmalı, başlığa gözü takılan okuyucu, gerisini okumak için can atmalıdır.
• Haber duyulmamış olmalıdır. Okuyucu duyduğu bir olayı ikinci kez okumaz.
• Haber önemli olmalıdır. Haberin ilgilendirdiği okuyucu kitlesi çok olmalıdır.
• Haber doğru olmalıdır. Muhabir haberi tarafsız yazmalı, habere yorum katmamalıdır. Yorum köşe yazarlarının işidir.
• Haber yazılarında, muhabir okuyucuyu haberle başbaşa bırakmalı, okuyucusuna kendi varlığını hissettirmemelidir.

SAYFA 109
2.etkinlik
YENİLİK Haber bilimdeki yeni bir gelişmeden söz ediyor.

İlginçlik ve önemlilik
Haber ilginç ve önemlidir.
Doğruluk: Haberin doğruluk değeri vardır.
Kolay anlaşılırlık Sade ve yalın diliyle haber kolay anlaşılırdır.

SAYFA 110
3.ETKİNLİK
EK BİLGİ
Haber kaynakları üçe ayrılır:
Resmî haberler : En etkili kişilerden öğrenilir.
Özel haberler : Halk arasındaki olayların halk tarafından muhabirlere bildirilmesiyle elde edilir.
Ajans haberleri : Dünya olaylarını toplayıp her yana bildiren kurumların verdikleri haberlerdir.
Buna göre:
“Küresel Isınma Yoksulu Vuracak” resmi haber
“O Bir Zehir Avcısı” Resmi Haber
“Park Yerini 7 Ay aradı.” Ajans haberi (ANADOLU AJANSI-AA)

SAYFA 111
NE? Park yerini 7 ay aradı.
NE ZAMAN? Haberde olayın zamanı verilmemiş.
NASIL? Komşuların polise terk edilmiş araç ihbarı yapması üzerine
NİÇİN? Park ettiği arabasının yerini hatırlayamadığı için
NEREDE? İngiltere ST.Edmuns merkezinde
KİM? Eric Kings

5N 1K (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) ifadesi haber yazıları oluşturmada önemlidir. Haber yazıları, 5N lK’da yer alan sorulara verilen cevaplarla genişler…

5.ETKİNLİK
Tablodaki özellikler verilen haber metinlerin hepsi için geçerlidir.

6.ETKİNLİK
Haberler , insanların sosyal, siyasal kültürel ve günlük hayatla ilgili bilgi almasını sağlar.

SAYFA 112
8.ETKİNLİK
Haber yazılarında sözcükler ilk(gerçek) anlamlarında kullanılır.

9.ETKİNLİK

UYARI: (LÜTFEN DİKKATLE OKUYUNUZ)
Cümle türü ile ilgili sınıflamalarda -özellikle yapısına göre cümleler konusunda- dilbilgisi yazarları arasında ortak bir görüş oluşmamıştır. Söz gelimi “sıralı cümleler”i kimi yazarlar bileşik cümlenin bir türü gibi kimileri de ondan ayrı bir yapı olarak değerlendirmektedir.

Haber yazılarının işlevi okuyucuya bilgi vermek olduğundan cümlelerin yapı ve anlam özellikleri bu şekildedir.

10.ETKİNLİK:
İncelediğimiz haber yazıları kolay anlaşılır, açık, sade ve durudur.

11.ETKİNLİK:
1.Haber
Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
Bu anlatım türüne örnekler : Şu anda atmosferde bir milyonda 380 (ppm) oranında karbondioksit bulunmakta… vb.

2.Haber
Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
Bu anlatım türüne örnekler : Adil Denizli sadece ayrıştırılmak istenen maddeyi tanıyarak tutabilecek polimerlerle kan ve suyun zehirlerden arındırılmasında dünya çapında başarılı çalışmalara imza atmış…vb

3.Haber
Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
Bu anlatım türüne örnekler : İngiltere’de dalgın bir sürücü, park ettikten sonra yerini hatırlayamadığı otomobiline 7 aylık çaba sonucu kavuştu…

4.Haber
Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
Bu anlatım türüne örnekler : Yaklaşık 40 milyon kişiye hizmet veren SSK kuyrukları bitirmenin yolunu işlemleri elektronik ortama taşımakta buldu.

SAYFA 113
12.ETKİNLİK
Verilen metinlerde anlatım bozukluğu yoktur.

13.ETKİNLİK
ÖRNEK HABER METİNLERİ
Gözlerinizi korumak için ellerinizi yıkayın
Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi Başkanı Doç. Dr. Barış Sönmez, basit birkaç önlemle göz sağlığını korumanın mümkün olduğunu söyledi.
Sönmez, üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla birlikte seyreden ve viral etkenler nedeniyle ortaya çıkan kırmızı gözün, sıklıkla ek bir tedavi gerektirmediğini dile getirerek, “Bazı kırmızı göz olguları ise aksine daha şiddetli seyreder ve oldukça bulaşıcıdır. Bunun en önemli örneği de adenovirus konjonktiviti salgınlarıdır.” dedi. Adenovirus nedeniyle gelişen kırmızı gözün genellikle kreşler, okullar, hastaneler ve toplu taşıma araçlarıyla hızla yayıldığını aktaran Sönmez, ellerin sık yıkanması, hasta olan insanlarla tokalaşma ve öpüşmekten kaçınılması gerektiğini aktardı.

TV’yi yakından seyreden çocuk miyopi olabilir

-”Uzağı net görememek” olarak tanımlanan miyopi, doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağlarında da başlayabiliyor. 7-16 yaşları arasında başlayan miyopiye ise “okul miyopisi” adı veriliyor.
Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar; “Ebeveynler ve öğretmenler de gerek çocuğun gözünü kısmasından, gerekse tahtayı iyi okuyamamasından veya televizyonu yakından seyretmesinden göz bozukluğunu tahmin edebiliyor.” dedi. Coşar, ancak sadece tek göz bozuksa bu durumun kolay tespit edilemediğini, erken tedavi edilmediği için de göz tembelliğine yol açtığını ifade etti. Coşar, pek çok bilimsel çalışmada, miyop çocukların zekâ katsayılarının (IQ) normalden 7-8 puan daha fazla bulunduğunu belirterek, “Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilir: ‘Ya miyopi ile zekâ geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor ya da daha zeki olanlar okumayla daha çok zaman harcıyor ve gözde miyopi oluşuyor.” diye konuştu.

Doğru bilinen yanlışlar
Yanlış: Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa numaralar daha az ilerler.
Doğrusu: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygun numara kullanılmalı.
Yanlış: Miyopi için sürekli gözlük takılmasına gerek yok.
Doğrusu: Çocukluk döneminde, doktorun önerdiği gözlükler sürekli takılmalı.
Yanlış: Yaş ilerledikçe miyopi azalır.
Doğrusu: Miyopi ilerleyen yaşla birlikte azalmaz.

Okuduğumuz haber yazıları nesneldir.Anlatıcıları kendi duygu ve düşüncelerini metne katmadan, yorum yapmadan objektif bir tavır takınmışlardır.

14.Yazım ve noktalama yanlışı yoktur.

ANLAMA-YORUMLAMA
1.Haber yazılarında dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.
2.Haber yazılarının amacı bilgi vermektir.Haber yazıları, en doğru, en ilginç haberleri okuyucuya ulaştırmaya çalışır.İnsanlar yaşadıkları yer ve dünyada olup biten olaylar hakkında bilgi edinme ihtiyacı duyarlar.Bunun için de tv., gazete, internet gibi haber kaynaklarından yararlanırlar.
3.Metnin ana düşüncesi “Küresel ısınmanın gittikçe artan tehditlerine karşı siyasi ve sosyal engeller aşılıp buna çözüm bulunmalıdır.” Haber yazarı ana düşünceyi desteklemek için resmi raporlardan, bilim adamlarının görüşlerinden, sayısal verilerden yararlanmıştır.
4.Metindeki terim ve kavramlar “sera gazları, karbondioksit , eko-sistem…iklim değişikliği “dir.Bu terim ve kavramlar haberin konusu bilimsel bir alanla ilgili olduğu için kullanılmıştır.

5.KÜRESEL ISINMAYA KARŞI ALINABİLECEKÖNLEMLER
-Sera gazı salımını kontrol edecek günlük hayattaki bazı önlemler şöyle sıralanıyor:
-Standart ampulü, tasarruf ampulü ile değiştirmek, yılda 75 kilogram (kg) karbondioksit tasarrufu sağlıyor.
-Daha az araba kullanmak. Daha sık yürüyüp, bisiklet kullanmak ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanmak. Araba kullanılmayan her 2 kilometre için 0,75 kg. karbondioksit tasarruf edilecektir.
-Otomobillerin hava ve yakıt filtrelerinin her zaman temiz olmasına dikkat etmek. Çok tozlu ortamlara yaptığınız yolculuklardan sonra mutlaka filtreler temizlenmeli. Kirli filtreler fazla yakıt harcanmasına yol açmaktadır.
-Geri dönüşüme katkıda bulunmak. Evlerden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda 1200 kg. karbondioksit tasarrufu sağlanabilir.
-Lastikler kontrol etmek. Düzgün şişirilmemiş lastiklerle litre başına alınan yol yüzde 3 oranında artar. Buradan sağlanacak her 4 litre benzin tasarrufu 10 kg. karbondioksiti atmosferden uzak tutar.
-Daha az sıcak su kullanmak. Suyu ısıtmak için çok fazla enerji kullanmak gerekiyor. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysileri soğuk su ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilabilir
-Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçınmak. Çöpü yüzde 10 oranında azaltarak 600 kg. karbondioksit tasarrufu yaptirir.
-Su ısıtıcısını ayarlamak. Isıtıcıları kışın 2 derece yukarı, yazın 2 derece aşağı ayarlamak. Bu basit ayarlamayla yılda 1000 kg karbondioksit tasarrufu yapilabilir.
-Elektronik cihazları tamamen kapatmak. Evde ortalama 8 saat stand by konumunda bırakılan TV, DVD, müzik seti gibi elektronik cihazlar, yılda 450 kg karbon gazının atmosfere yayılması anlamına gelir.
-Her yıl en azından bir ağaç dikmek. Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emmektedir.
-Özellikle ısınmada güneş enerjisi ile çalışan sistemleri kullanılmak. Bu çok büyük tasarruflar sağlayacaktır.
-Ormanlarda piknik yapmak yerine daha çok az ağaçlık küçük park ve bahçelerde piknik yapmak, orman yangınlarını engelleyecektir
-Orman içlerinde yakıcı ve yanıcı maddelerle piknik yapılması engellemek. Orman içlerinde daha çok, önceden hazırlanmış yiyeceklerin tüketilmesine izin vermek.
-Orman içlerinde yapılan pikniklerde kullanılan ve mercek görevi yaparak ormanların yanmasına neden olan cam kırıklarının toplatılması için gönüllü toplayıcı ekiplerinin oluşturmak. Bu sistem yerel yönetimler tarafından oluşturulabilir.

6.Bu tür konuların haber yapılması insanların bu konularda bilinçlenmesini ve yetkililerin daha duyarlı olmalarını sağlar.
7• Haber plânı tersine dönmüş pramit diye bilinir. Tersine dönmüş pramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir.
· Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir.
· Sonuç bölümünde ise olayın etkisi, olaya el koyma anlatılır.

SAYFA 114
ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
1.
resmi haberler, özel haberler, ajans haberleri
yorumlarını
ilgi çekici
2) (Y) ajans haberleri denir.
(D)
(D)
(D)
3) (C)
4) /E)
5) (D)
6) (B)

8.FIKRA


SAYFA 116


HAZIRLIK

Fıkralar her konuda yazılmakla birlikte özellikle herkesi ilgilendiren günlük olaylardan seçilmiş konularda yazılır.Günlük gazetelerdeki köşe yazılarında yurt ve dünyadaki güncel olaylar hakkında görüş belirtilir.
Bu söz fıkra yazılarının kısa; ama özlü, yoğun bir anlatımı olduğunu vurguluyor.

SAYFA 117
Gazete ve dergi gibi süreli yayınlarda, bir yazarın periyodik olarak genel bir başlık altında günün sosyal ve siyasî olaylarını kendi bakış açısına, siyasî, ideolojik eğili-mine ve düşünce yapısına göre değerlendirdiği kısa yorum yazılarına fıkra denir. Yazarın, gündelik olayları, özel bir görüşle, güzel bir üslupla, kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa, günübirlik yazılardır.
* Gazete yazısıdır.
* Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.
* Dil tabiidir. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.
* Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava sezdirilir.
* Türün ünlüleri, Ahmet Rasim, Falih Rıfkı, A. Haşim, H. Cahit Yalçın, Peyami Safa.

Bir yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini, düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlattığı gazete ve dergilerde yayımlanan kısa fikir yazılarına Fıkra denir. Bu tür yazıların diğer adı da ‘Köşe Yazısı’dır. Fıkralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya köşelerinde yayımlanır.

Yazılı kompozisyon türü olarak fıkra düşünsel ağırlıklı, günlük, kısa yazılardır. Siyasi ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntılara yer verilmez. Fıkra yazarı geniş kitlelere seslendiği için dili kolay anlaşılır olmalıdır. Her konuda fıkra yazılabilir.

Fıkranın Özellikleri
1. Günlük olaylar veya düşüncelerle ilgili konular işlenir.
2. Konular tarafsız bir şekilde ele alınmalıdır.
3. Düşünceyi ön plânda olmalıdır.
4. Konular çok değişik açılardan ele almadan, ayrıntılara inmeden işlenir.
5. Yazılanlara okuyucuyu inandırma zorunluluğu yoktur.
6. Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.
7. Nükteli fıkralardan, kıssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalanılmalıdır.
8. Açık, sade ve akıcı bir dil kullanılmalıdır.

Fıkranın Yazılma Amacı
Fıkraların amacı, siyasî, kültürel, ekonomik, toplumsal vb. konuları çok defa eleştirel bir bakış açısıyla anlatarak kamuoyunu yönlendirmektir. Fıkralarda kesin olmaktan ziyade güzel, hoş sonuçlara varmaya; canlı, ilgi çekici olmaya özen gösterilmelidir. Yazar kendi duygu ve düşüncelerini en başarılı şekilde yansıtarak okuyucu ile arasında sıkı bir bağ kurar.
Not: Bu tür fıkraları, kısa hikâye niteliğindeki, nükteli, mizah öğesi taşıyan fıkralarla karıştırmayınız. Bu tür fıkralarda dinleyeni güldürmek, eğlendirmek ön plandadır. Oysa köşe yazılarında okuyucuyu düşündürmek, güncel bir sorunu dile getirmek esastır.

Fıkra ile Makalenin Farkı
1. Makalelerde yazılanları ispatlama kaygısı vardır; ancak fıkralarda yazılanları ispatlama kaygısı yoktur.
2. Makalelerde ciddi, yapmacıksız, bilimsel bir anlatım vardır. Fıkralarda açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.
3. Fıkralar günübirlik yazı türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur.
Edebiyatımızda Fıkra yazan ilk kişi Ahmet Rasim’dir. Bunun dışında Falih Rıfkı Atay, Peyami Safa, Burhan Felek ve Çetin Altan en tanınmış fırka yazarlarıdır.

Türk edebiyatında fıkra yazarlığı ne zaman başlamıştır?
Türk edebiyatında fıkra yazarlığı, Şinasi’nin 1860 yılında Agâh Efendi ile birlikte çı-kardıkları Tercüman-ı Ahval gazetesindeki yazılarıyla başlamıştır. O zamandan günümüze kadar fıkra yazan başlıca yazarlar şunlardır: Namık Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay, Burhan Felek, Peyami Safa, Refi Cevat Ulunay, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Bedii Faik, Necip Fazıl Kısakürek, Nazlı Ilıcak, Rauf Tamer, Ahmet Kabaklı, Çetin Altan, Oktay Ekşi, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, İlhan Selçuk, Ergun Göze, Hasan Pulur, Mehmet Barlas, Fehmi Koru, Ta-ha Akyol, Gürbüz Azak, Ahmet Taşgetiren, Cengiz Çandar, Yavuz Gökmen, Gülay Göktürk. Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra Röportaj Makale Eleştiri Haber Yazısı Deneme Gezi Yazısı Söyleşi Kaynak: http://www.aof.edu.tr/

SAYFA 118
SÖZLÜ ANLATIM TÜRÜ FIKRA İLE GAZETE YAZISI FIKRA ARASINDAKİ FARKLAR
-Sözlü anlatım türü olan fıkralar nükteli küçük hikayelerdir.Bunlar olayları gülünç, şakalı anlatarak insanları düşündürmeyi amaçlar.Gazetelerde yayımlanan fıkralar ise olayları yorumlayan ciddi veya nükteli yazılardır.
-Sözlü anlatım türü fıkralarda olay örgüsü varken gazete fıkralarında yoktur.
-Birisi olay çevresinde gelişen bir türken diğeri düşünce yazılarıdır.
-Sözlü anlatım türü fıkralar anonimdir , gazete fıkralarının ise yazarı bellidir.

3.ETKİNLİK
“Dünün Edebiyatını da Okuyun” metni “gençlerin dünün edebiyatçılarını okumaması” konusunda
“Padişaha Bir Gömlek” metni “mutluluk” konusunda
“Dört Santimlik Dünya” metninde ise “gençlerin teknoloji bağımlılığı” konusu işlenmiştir.

Fıkralar güncel konularda yazılmıştır.

4.ETKİNLİK
http://3.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TSoWn1P3taI/AAAAAAAABOs/Eemu1gr4rag/s1600/capture3.jpg

SAYFA 121

5.ETKİNLİK: Metinler açık, akıcı, duru ve yalın anlatım özelliklerini taşımaktadır.

6.ETKİNLİK
Ø Fıkralarda öne sürülen düşüncelerin belgelerle kanıtlanma gereği duyulmaz.Fıkra yazarının okuyucuya yazılanları inandırma zorunluluğu yoktur.Görüş ve düşünceler kişiseldir, serbest bir tarzda belli kalıba bağlı kalınmadan görüşler anlatılır.
Ø “Yer Altı Zenginlikleri” adlı metinde yazar , düşüncelerini kesin bir sonuca bağlamıştır.Fıkra yazılarında konu kısaca incelenir ; ancak mutlaka bir sonuca varılır.

http://2.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TSoWnsIfRLI/AAAAAAAABOk/AgC0_BY-0bk/s1600/capture4.jpg

8.ETKİNLİK
3.METİNDE “Genç kuşaklardan okurlarla konuşuyorum.” cümlesinde “kuşaklardan” sözcüğü gereksizdir.
İlginç yorumlar üretiyorlar.Yargılıyorlar. (İkinci cümlenin nesnesi eksik)
Yeni yazarlar kadar hızlı satmıyorlar gerçi; ama (yapıtlarının) sürekli okurları var.(tamlayan eksikliği)

Dört Santimlik Dünya” metninde “Aslında bu tip filmlere meraklı değilim, (bu filmleri) görmesem de bir şey kaybetmem.” (nesne eksikliği)

“Büyük sinema salonu tenhaydı, salonda toplasan yirmi kişi (vardı), (bunların) çoğu gençti.(dolaylı tümleç eksikliği, yüklem eksikliği, tamlayan eksikliği)

“Film başladıktan sonra da sürekli olarak…”cümlesinde altı çizili sözcük gereksiz…

Ø “Öte yandan , Türkiye’nin 21.yüzyılda…” ile devam eden cümlede Türkiye’nin sözcüğünden sonra virgül kaldırılmalı…(Tamlamaların arasına virgül konmaz.)
Son cümlede “Şairin” sözcüğünden sonra iki nokta (http://img.frmtr.com/images/smilies/smile.gif getirilmeli.

8.FIKRA KONUSU CEVAPLARI
SAYFA 116

HAZIRLIK
Fıkralar her konuda yazılmakla birlikte özellikle herkesi ilgilendiren günlük olaylardan seçilmiş konularda yazılır.Günlük gazetelerdeki köşe yazılarında yurt ve dünyadaki güncel olaylar hakkında görüş belirtilir.
Bu söz fıkra yazılarının kısa; ama özlü, yoğun bir anlatımı olduğunu vurguluyor.

SAYFA 117
Gazete ve dergi gibi süreli yayınlarda, bir yazarın periyodik olarak genel bir başlık altında günün sosyal ve siyasî olaylarını kendi bakış açısına, siyasî, ideolojik eğili-mine ve düşünce yapısına göre değerlendirdiği kısa yorum yazılarına fıkra denir. Yazarın, gündelik olayları, özel bir görüşle, güzel bir üslupla, kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa, günübirlik yazılardır.
* Gazete yazısıdır.
* Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.
* Dil tabiidir. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.
* Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava sezdirilir.
* Türün ünlüleri, Ahmet Rasim, Falih Rıfkı, A. Haşim, H. Cahit Yalçın, Peyami Safa.

Bir yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini, düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlattığı gazete ve dergilerde yayımlanan kısa fikir yazılarına Fıkra denir. Bu tür yazıların diğer adı da ‘Köşe Yazısı’dır. Fıkralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya köşelerinde yayımlanır.

Yazılı kompozisyon türü olarak fıkra düşünsel ağırlıklı, günlük, kısa yazılardır. Siyasi ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntılara yer verilmez. Fıkra yazarı geniş kitlelere seslendiği için dili kolay anlaşılır olmalıdır. Her konuda fıkra yazılabilir.

Fıkranın Özellikleri
1. Günlük olaylar veya düşüncelerle ilgili konular işlenir.
2. Konular tarafsız bir şekilde ele alınmalıdır.
3. Düşünceyi ön plânda olmalıdır.
4. Konular çok değişik açılardan ele almadan, ayrıntılara inmeden işlenir.
5. Yazılanlara okuyucuyu inandırma zorunluluğu yoktur.
6. Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.
7. Nükteli fıkralardan, kıssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalanılmalıdır.
8. Açık, sade ve akıcı bir dil kullanılmalıdır.

Fıkranın Yazılma Amacı
Fıkraların amacı, siyasî, kültürel, ekonomik, toplumsal vb. konuları çok defa eleştirel bir bakış açısıyla anlatarak kamuoyunu yönlendirmektir. Fıkralarda kesin olmaktan ziyade güzel, hoş sonuçlara varmaya; canlı, ilgi çekici olmaya özen gösterilmelidir. Yazar kendi duygu ve düşüncelerini en başarılı şekilde yansıtarak okuyucu ile arasında sıkı bir bağ kurar.
Not: Bu tür fıkraları, kısa hikâye niteliğindeki, nükteli, mizah öğesi taşıyan fıkralarla karıştırmayınız. Bu tür fıkralarda dinleyeni güldürmek, eğlendirmek ön plandadır. Oysa köşe yazılarında okuyucuyu düşündürmek, güncel bir sorunu dile getirmek esastır.

Fıkra ile Makalenin Farkı
1. Makalelerde yazılanları ispatlama kaygısı vardır; ancak fıkralarda yazılanları ispatlama kaygısı yoktur.
2. Makalelerde ciddi, yapmacıksız, bilimsel bir anlatım vardır. Fıkralarda açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.
3. Fıkralar günübirlik yazı türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur.
Edebiyatımızda Fıkra yazan ilk kişi Ahmet Rasim’dir. Bunun dışında Falih Rıfkı Atay, Peyami Safa, Burhan Felek ve Çetin Altan en tanınmış fırka yazarlarıdır.

Türk edebiyatında fıkra yazarlığı ne zaman başlamıştır?
Türk edebiyatında fıkra yazarlığı, Şinasi’nin 1860 yılında Agâh Efendi ile birlikte çı-kardıkları Tercüman-ı Ahval gazetesindeki yazılarıyla başlamıştır. O zamandan günümüze kadar fıkra yazan başlıca yazarlar şunlardır: Namık Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay, Burhan Felek, Peyami Safa, Refi Cevat Ulunay, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Bedii Faik, Necip Fazıl Kısakürek, Nazlı Ilıcak, Rauf Tamer, Ahmet Kabaklı, Çetin Altan, Oktay Ekşi, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, İlhan Selçuk, Ergun Göze, Hasan Pulur, Mehmet Barlas, Fehmi Koru, Ta-ha Akyol, Gürbüz Azak, Ahmet Taşgetiren, Cengiz Çandar, Yavuz Gökmen, Gülay Göktürk. Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra Röportaj Makale Eleştiri Haber Yazısı Deneme Gezi Yazısı Söyleşi
Kaynak: http://www.aof.edu.tr/

SAYFA 118
SÖZLÜ ANLATIM TÜRÜ FIKRA İLE GAZETE YAZISI FIKRA ARASINDAKİ FARKLAR
Sözlü anlatım türü olan fıkralar nükteli küçük hikayelerdir.Bunlar olayları gülünç, şakalı anlatarak insanları düşündürmeyi amaçlar.Gazetelerde yayımlanan fıkralar ise olayları yorumlayan ciddi veya nükteli yazılardır.
Sözlü anlatım türü fıkralarda olay örgüsü varken gazete fıkralarında yoktur.
Birisi olay çevresinde gelişen bir türken diğeri düşünce yazılarıdır.
Sözlü anlatım türü fıkralar anonimdir , gazete fıkralarının ise yazarı bellidir.

3.ETKİNLİK
“Dünün Edebiyatını da Okuyun” metni “gençlerin dünün edebiyatçılarını okumaması” konusunda
“Padişaha Bir Gömlek” metni “mutluluk” konusunda
“Dört Santimlik Dünya” metninde ise “gençlerin teknoloji bağımlılığı” konusu işlenmiştir.
Fıkralar güncel konularda yazılmıştır.

EKOYAY 11.SINIF DİL VE ANLATIM KİTABI SAYFA 125-136 ARASI CEVAPLARI

9.DENEME KONUSU CEVAPLARI

HAZIRLIK

İlk üç soruyu kendi düşüncelerinize göre cevaplayınız.
deneme : 1 ) Denemek işi, sınama, tecrübe
Cümle 1: Bunun deneme olduğunu müdürden başka kimseye söylemediği için, ilk deneme fabrikayı biribirine kattı. – H. Taner
2 ) ( İsim ) Son biçimi bulmamış, taslak durumunda olan eser
Cümle 1: İlk gençliğimin şiir denemeleri… – Y. Z. Ortaç
Cümle 2: İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. – F. R. Atay
3 ) ( Edebiyat ) Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düz yazı türü

SAYFA 127
1.etkinlik:
DENEMELERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Yaşam içindeki her şey denemenin konusu olabilir.
Deneme yazarı okuyucuya iletmek istediği fikri bilimsellikten uzak, ispatlama amacı gütmeden, etkileyici bir üslupla anlatır, ortaya koyar.
Denemede, yazar kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi bir anlatımı tercih eder.
Denemede bir sonuca ulaşmak önemli değildir.Denemenin inandırıcılığı kanıtlardan, belgelerden değil, anlatımındaki samimiyetten gelir.
Deneme yazarı konusunu işlerken bir düşünceden diğerine sıçrayıverir. Makalede olduğu gibi bir düşünsel düzenin katı kalıpları içine hapsolup kalmaz.
Denemede yazarın kendi beni ortaya çıkar. Çünkü deneme yazarı, her olaya, her duruma “ben”i açısından bakmaktadır.

2.ETKİNLİK
“Yaşama Öğretisi” metninde yazar son derece samimi, akıcı, lirik ve anlaşılır bir dil kullanmıştır.

SAYFA 128
3.ETKİNLİK
Yaşama Öğretisi adlı metnin yazılış amacı yaşama öğretisi konusunda okuyucuyu düşündürmektir.
“Olgu ve Düşünce” adlı metinde “Yaşama Öğretisi” metnine göre daha ağır ve ciddi terim ve kavramların yer aldığı bir dil ve anlatım kullanılmıştır.Yaşama Öğretisi metninde yazarın samimi, içten ve yalın bir anlatımı vardır.
Seçilen sözcükler, kullanılan ifadeler ,hedef kitleye ve metnin yazılış amacına uygun olmak durumundadır .

SAYFA 131
4.ETKİNLİK

Denemeler, konularına ve yazılış amaçlarına göre şu şekilde gruplandırılabilir:
Kişisel duyarlılık ve dikkatleri konu alan denemeler
Öğretici ve eleştirel denemeler
Sosyal ve felsefi konularda bireysel düşünceyi ifade eden denemeler
“Kültürlü İnsanlar” metni yazarın sosyal bir konuda bireysel düşüncesini ifade etmek için yazılmıştır.
Muşmula İle Köpek metni ise eleştirel bir amaçla yazılmıştır.
Metinlerde konuya yaklaşım biçimi yazarın söyleyişini etkilemiştir.

5.ETKİNLİK
“Huzura Götüren Yol” metni okuyucuyla konuşuyormuş gibi yazılmıştır.”Yaşama Öğretisi” adlı metinse ben merkezlidir.

SOHBET-DENEME FARKI
Sohbette yazarın okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir tavrı vardır.Denemede ise yazarın kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi bir tavrı vardır.
Sohbette nüktelerden, halk söyleyişilerinden ve fıkralardan yararlanılır.Sohbetin dili ve anlatımı yalındır.Denemede ise daha ciddi bir dil kullanılır.
Sohbette kısa ve yüzeysel bir anlatım vardır, denemede ise derinlemesine bir anlatım vardır.
Sohbette okuyucu etkileme,yazarın kendi düşüncesi doğrultusunda okuyucuyu yönlendirme çabası vardır, denemede bir amaç yoktur.

6.ETKİNLİK
İYİ BİR DENEME YAZARININ ÖZELLİKLERİ
İyi bir deneme yazarı olay, olgu, durum ve eşyalarda sıradan insanların farkına varamadığı ayrıntıları, dikkat etmediği hususları, incelikleri, güzellikleri, harikaları, olağanın altında yatan olağanüstülükleri görebilen, hissedebilen, düşüncesiyle ve tecrübeleriyle onları okuyucular için ilginç gelebilecek şekilde yazıya dökebilen insandır. Sıradan insanın ‘baktığı’ şeyi deneme yazarı ‘görür’.
iyi bir deneme yazarı.dili doğru ve güzel kullanmalıdır.
Gerekli kültür birikimine. sahip olmalıdır.
Düşünce dünyası gelişmiş olmalıdır.
Kendi doğru dışında da doğrular olabileceğini bilmelidir.

SAYFA 132
METİNLERDEKİ ANLATIM TÜRLERİ VE BU ANLATIM TÜRLERİNE ÖRNEKLER
Metinlerde verilen paragraflarda açıklayıcı, öyküleyici ve betimleyici anlatım kullanılmıştır.Örnekler:
Öyküleyici anlatım: “Erkenden kalkmıştım.Perdeleri araladığımda günün yeni ışığını ayırt ettim…”
Betimleyici anlatım: “Tepemizde bunaltmayan bir mayıs güneşi vardı.İstasyona giden toprak yola…” ; metnin verilen 2.paragrafında açıklayıcı anlatım vardır.

İlginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>